FRANSA’DAN… Yanan evler ve hükümet politikası

Son  günlerde Fransa’da özellikle Afrika kökenli göçmenlere yönelik bir kısım saldırılar yoğunlaştı. Son 4 ay içinde iyice belirginleşen ve özellikle kaldıkları evlerin yakılmasıyla günçelleşen saldırılara, polisin göçmenlerin oturdukları evlerden, şiddet kullanarak çıkartıp sokaklara atması eklendi.

Son bir kaç aydır, Parisin değişik semtlerinde göçmenlerin yaşadığı otel ya da apartmanlarda yangınlar çıkmaya başladı. 15 Nisan 2005 tarihinde, Opera’da Paris Hotelinde gece yarısı çıkan bir yangında 10’u çocuk toplam 20 kişi yaşamını yetirdi. Yangının elektirik kontağından kaynaklandığı iddia edilmişti. 20 göçmenin ölümüne yol açan yangının gerçek nedenleri üzerinde henüz bir sonuç elde edilmeden, bu kez 26 Ağustos 2005’te, 13.Paris’teki Vincent Auriol bulvarında göçmenlerin kalmış olduğu bir apartmanda gece yarısı çıkan bir yangın sonucu 17 göçmen yaşamını yetirdi.

Oturumu olmayanlara karşı yasal ve polisiye önlemlerin artırılacağının hükümet tarafından açıklanmasının hemen ardından, bu kez 30 ağustos 2005’te, 3.Paris’te, göçmenlerin kaldığı bir başka apartmanda çıkan yangında  4’ü çocuk 7 ölü,  14 kişi ise  yaralandı. En büyük sağcı parti olarak bilinen UMP’nin başkanı ve aynı zamanda bugünkü  içişleri bakanı Sarkozy’nin göçmenlere yönelik aldığı sert önlemlerin ardından bu olayların meydana gelmiş olması, uygulanmaya konulan politik saldırıların bir parçası  olduğu şühpesi kamuoyunda tartışmaya başlandı. 

2007 yılında cumhurbaşkanlığına aday olacağı söylenen Sarkozy, iç kamuoyunu etkilemek için,  Fransada göçmenlik sorununun tamamen çözülmüş olacağını bunun için gerekli bütün yasaları çıkartarak uygulamaya koyacaklarını belirtti. Kamouoyunda terör ve göçmenlik sorunun ön plana çıkartılmasıyla, polisiye saldırılarda çok büyük bir artış yaşandı.

30 Ağustos’taki ‘yangı’ olayından hemen sonra, polis’in, göçmenlerin kaldığı evlere baskın yaparak, yüzlerce aileyi çoçuklarıyla birlikte sokağa atıp, apartmanların kapısına kilit vurarak polis gözetimine aldı. Bütünlüklü bir tarzda süren bu saldırıların, hükümet politikası olarak uygulanmaya başladığını gösteriyor.

Fransa’da 200 bini göçmen kökenliler olmak üzere yaklaşık olarak 400.000 kişinin konut sorunu olduğu tespit edilmiş durumdadır.  Ancak sadece Paris ve çevresinde, devletin çeşitli kurumlarına(belediye, valilik vb) ait  ve boş olarak duran lojman sayısı 140.000 civarındayken, haziran 2005 tarihinde kullanıma açtığı ev sayısı ise sadece 1.305’tir.
Boş olarak duran evlerin, çok kücük harçamalarla, insanların içinde barınabileceği bir duruma getirileceği halde belediye bütçesinden ayırlan paranın  sadece % 5’i kullanılmıştır. Ayrıca göçmenlerin ekonomik ve sosyal yardımlarını karşılamak için, ayrılan miktar 1,2 milyar erou olmasına rağmen, bu paranın da sadece yüzde 2’si kullanılmıştır.

Fransa nüfusunun önemli bir oranı göçmen kökenlilerden oluştuğu, hatta Sarkozy’nin de göçmen kökenli olduğu dikkate alındığında, göçmenlik sorunu, bu ülkenin en önemli sosyal ve politik sorunlarından biri olmaya devam edecektir. Bugünku saldırılar ‘karsızlar’ olarak bilinen göçmen gruplarına yönelik somutlaşmakla birlikte, iç politika nedeniyle  çok yönlü politik saldırıların sadece bir parçasını oluşturmaktadır.

Ancak, Fransa hükümeti’nin özellikle İçişleri bakanı Sarkozy’nin göçmenlere karşı uygulamaya koyduğu ekonomik, sosyal ve politik önlemlere/saldırılara karşı tepkiler kitlesel bir boyut kazanmaya başladı. Demokratik kurumlar, politik partiler, göçmen dernekleri, hükümetin saldırılarına karşı protesto eylemlerine yönelmeleri ve 3 eylül 2005 tarihindeki protestoya yaklaşık olarak 20.000 kişinin katılması, politik duyarlılığın arttığını ortaya koymaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.