Günümüzün Tiranları ve bir Anadolu Halk İsyancısı

Bunda dini sömürüyü iyi becermenin yanında her türlü muhalefetin önünü kesmeyi pişkinlikle başarmasının büyük rolü var.

Her şeyi o biliyor, Hasan Sabbah’tan, Hazreti Ali ‘ye kadar her konuda atıp tutuyor.
Bırakın genel politik meselelerle uğraşmasını, mikro politikacılıkla TV kanal sorumlularına aba altından sopa gösterip, muhalif liderle ilgili haber geçen alt yazılara bile müdahele edip durdurabiliyor.

Mağduru oynayıp herkesi mağdur ediyor en son örneği Internet sansürü ve arkası gelecek gibi onun için son durak faşizm hemde dine dayalı olacağı için uzun nefesli bir faşizm hedefliyor.

Ama Anadolu, hem de Halife olmayı arkasına almış nice sultanlara karşı savaş veren, Tek Adam gibilerin hiç hoşlanmayacağı nice kahramanlar, düşünürler, ozanlar yetiştirdi.
Bu kahramanların örgütlediği yığınların ayaklanması o zalim liderleri tir tir titretirken can havli ve iktidar hırsıyla her türlü entrikaya ve kulp takıp itibar zedelemeyi haince yerine getirdiler.

Bu gün de olup biten pek farklı değil. Yine yolsuzluk, yine talan ve üstlerini örtmek için karalama ve yalan. Bizde yine isyancı yönü törpülenmeye çalışılan bir halk liderini kendi algıladığımız, anladığımız kadarıyla hatırlatalım dedik, Pir Sultan Abdal’ı anlatmaya çalıştık. Genç nesillere bilgi olsun, ışığı her daim yolumuzu aydınlatsın….

Bizim Pir Sultan Abdalımız…

Büyük isyancı, Kızılbaş ozanı Pir Sultan Abdal hakkında çok şeyler yazıldı, yaşadığı yıllarla ve idamıyla ilgili çelişkili görüşler ileri sürüldü, herkes kendine göre ya sahip çıkmaya çalıştı, ya da utanmadan karalamaya uğraştı… Biz, bu koca deryayı, yüzyıllardır insanca ve özgürce yaşam için yolumuzu aydınlatmaya devam eden o sönmez meşaleyi
kendi anladığımıza göre anlatmaya çalışacağız.

Bizim Pir Sultan Abdal’ımızın sazıyla ve şiirleriyle bir çok konuda söz etmiştir. Dağla taşla dertleşir, baharı çiçekleri selamlar, en yüce konulardan, en basitine kadar iner güzelim nefeslerini, deyişlerini, güzellemelerini her insanın beğenisine sunar.
Sazıylada konuşur;

Gel benim sarı tanburam
Sen ne için inilersin
İçim oyuk derdim büyük
Anın için inilerim

Pir Sultan Abdal Alevidir, Ali, Ehlibeyt sevdalısıdır, aşk deryasına boylayıp ummana dalmıştır, bu sevda onu aşk harmanında savurmuş eleyip yoğurmuş ve kazanda pişirmiştir. Bu olgunlukla eksiğini, noksanını da döker meydana, özünü dara çeker..

Pir Sultanım yeryüzünde
Hiç hata yoktur sözümde
Eksiklik kendi özümde
Dar’ına durmaya geldim

Bizim Pir Sultan Abdal’ımızın bir önemli yönü de insan-Tanrı birliği (vahdet-i vücud) ve insan- doğa- Tanrı birliği (vahdet-i mevcud) inanç anlayışıyla yazıp, söylemesiydi. Çünkü bu çeşit Tanrı anlayışı olmasaydı, ne hümanizm-insan severlik, ne de doğa-çevre sevgisi oluşurdu..
Bakın bizim Pir Sultan Abdalımız ne güzel söylemiş..

Sen Hakkı yabanda arama sakın
Kalbini pak eyle Hak sana yakın
Ademe (insana) hor bakma sözünü sakın
Cümlesin ademde buldum erenler

Bizim Pir Sultanımız 1480-1550 yılları arasında 2. Bayezit (Bu sözcük Arapça ‘Yezit’in babası’ anlamına gelen’ Abu Yezid’den bozularak Türkçeleşmiştir)Yavuz Selim ve Kanuni Süleyman dönemlerindeki sömürü ve baskıya karşı köylü isyanları ve Kızılbaş-Alevi kıyımları içinde yaşamıştır. Şah Kulu isyanından başlayarak Kalender Şah dahil tüm isyanlara tanık olmuş, en etkili biçimlerde isyancı saflarda yerini almıştır. Kanuni’nin İran seferi sırasında uyguladığı Köylü-Alevi kıyımı sırasında eski talibi Hızır paşa tarfından idam edilmiştir.

Yürü bire Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
Gün olur bir gün devrilir

Asıl adının Haydar ya da Koca Haydar olduğu kabul edilir. ‘Pir Sultan Abdal onun ozan adıdır; başlı bulunduğu Ulu Pir, Sultan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yol abdalı olarak bu adı kullanmış olduğu sanılıyor. Hacı Bektaş evlatlarından Dergah’ın postnişini Pir Balım Sultan’a ikrar verip nasip aldıktan sonra nefeslerini-deyişlerini Pir Sultan Abdal ozan adıyla yazmaya başlamış olmalıdır. Onu Hacı Bektaş Veli Dergahı’na bağlılığını şiirlerinde açıkça görürüz;

Arzuladım Sana Geldim Pir Sultan’ım gerçek veli
Hünkar Hacı Bektaş Veli Erenlerden çekmem eli
Eşiğine yüzler sürdüm On’ki imamın serveri
Hünkar hacı Bektaş Veli Hünkar Hacı Bektaş Veli

Bizim Pir Sultan Abdalımız gençlik yıllarında, Osmanlı zulmüne kıyımına ve sömürüsüne karşı, Urum diyarında, yani Anadolu’da yükselen Kızılbaş ihtilalinin yetiştirip 1502’de tahta oturttuğu Şah İsmail’i kurtarıcı olarak görüp, halk yığınlarını ‘Gelin canlar bir olalım/Münkire kılıç çalalım’ diyerek onun peşinde yürüyüş eylemeye çağırır. (Kızılbaş İhtilali ve Şah İsmail, Çaldıran savaşı için bkz. İsmail Kaygusuz, Görmediğim Tanrı’ya Tapmam kitabının ilgili bölümleri ve www.ismailkaygusuz.com ) 1514 Çaldıran yenilgisinden sonra yapılan Kızılbaş kırımından, Arapkir ile Sivas-Divriği sınırındaki Sarı Çiçek yaylasında gizlenerek kurtulmuş; bir onyıl kadar burada yaşamıştır.

Pir Sultan Abdalımız, Cihan Devleti Osmanlıyı tir tir titreten Sah Kulu (1509-1511), Nur Ali Halife (1512-1514), Bozoklu Celal (1517), Şah Veli (1519), Baba Zünnun ve Dede Süklün (1525-1527) ayaklanmalarına tanıklık yapıp, yerini almıştır, ama Hacı Bektaş Veli torunlarından Kalender Şah (Çelebi, Abdal veya Civan adlarıylada bilinir) isyanındaki (1527-1528) rolü daha da ileridir. Artık gitmek istediği ve halkı peşinden çağırdığı Şahhacı Bektaş evlatlarından Kalender Şah’tır. Her dinden ve inançtan Osmanlıdan zulüm gören herkesi, sazıyla sözüyle “Sancağımız Kazaova’ya dikilsin” diye haykırarak cesaretlendirir, ayaklanmaya çağırır. Gerçekten Tokat yöresindeki Kazova’da çok kanlı savaşlar olur ve Osmanlı ordusunu darmadağın eder Kalender Çalebi güçleri. Kazova’ya birlik sancağını dikerler..
Kalender Çelebi’nin gerek Yıldız yaylasındaki Şah İsmail’le görüşmesinde ve gerekse Çaldıran yenilgisinden sonra Şah’ı görmek için gizlice gittiği heyetin içinde de Pir Sultan Abdal yer alır. Bu görüşmeyi Kalender’e büyük övgüler düzdüğü bir şiirinde anlatır:

Geç imdi şöhret-i alem göründü
Hisaba Cümle ihsandır Kalender
……
Velayet Ka’besin açtı Hatayi
Gulam-ı Şah-ı Merdandır Kalender

Kalender Şah Osmanlıya karşı zaferlerle yürürken, o tükenmez Osmanlı entrikaları ve zorluklar etkisiyle bazı gruplar eve dönmeye yeltenince, bizim Pir Sultanımız alır sazı eline ve şöyle seslenir.

Kadılar Müftüler fetva yazarsa
İşte kement, işte boynum asarsa
İşte hançer, işte kellem keserse
Dönen dönsün, ben dönmezem pirimden

Ayaklanma durdurulmaz hale gelince Sadrazam İbrahim Paşa (Pargalı) isyancılarla birlikte hareket eden Dulkadirli beyleri, ‘dirlikleri geri verilecek’ diye kandırıp ayaklanmayı bölmeyi başarır. Osmanlı savaşta yenemediği Kalender Şah’ı bitmeyen entrikalarla güçten düşürüp yener. Yine Kızıl Irmak, kan kırmızı akar. Pir Sultan Abdal, Kalender Çelebi yenilince daha uzaklara gider, ikinci kez yıllar boyu Rumelinde gizlenmeyi başarır. Bir bilgiye göre Bedreddini’ler arasında, Trakyada, Serezli Pir Sultan adıyla ki uzun yıllar haklı mücadelesine devam eder. Ve şöyle anlatır oraları ve memleket özlemini:

Akdenizi seyreyledik yalıda Hünkar Hacı Bektaş Velinin Tahtı
Böyle aldık nasihati uludan Komazdı Yezitten alırdı ahı
Tanrıdağı Kurbu Kızıl deliden Her gece seyrimde seherin vakti
Görünür İmam evleri görünür Görünür İmam evleri görünür

Ve birgün, Kul Himmet ve Muhasibi Ali Baba’nın ısrarlı daveti üzre bizim Pir Sultan Abdalımız ikna olur ve Sivas ellerine geri döner.

Himmet eylen şu dağları aşalım
Pir aşkına kaynaşalım coşalım
Gelin birer birer hellaleşelim
Dostlar bizi sefa ile gönderin

Bizim Abdalımız, asıl adıyla Koca Haydar, Sivas’a döndüğünde, her savaş öncesi ve sonrası gelenekselleşen Alevi kırımından bu defa kurtulamadı. İdam edildi, hemde bir dönek Hızır Paşa eliyle, hemde Sivasta (1548-1550?) . Ama o bunu da biliyordu ki şöyle seslenmişti..

Pir Sultan Abdalım Hakka Yakındır
Edebi erkanı hemen takın dur
Ölüm uzak derler heman yakındır
Dostlar bizi sefa ile gönderin

Ve bu gün, bizim Pir Sultan Abdallarımız yine doğdular, yine meydanlardalar. AKP kimliğindeki egemenlerin bir yandan devrimcilere, demokratlara, işçilere kıyan, bir yandan da o tükenmeyen Osmanlı entrikacılığını kullanıp, hırsızlıklarını örtmeye, emekçi halkı bölmeye çalışan bu yeni zalimlere karşı, sazıyla, sözüyle ve yumruklarıyla savaşıyorlar. Pir Sultan Abdallar onuruyla savaşmaya devam da edecekler, taa ki insana ve doğaya saygılı, her türlü ayrımcılığı dışlayan (özellikle milliyetçiliği), kamil insan gelene ve o paylaşımcı düzen kurulana kadar.

Nizam Sucu

1560090cookie-checkGünümüzün Tiranları ve bir Anadolu Halk İsyancısı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.