Günah keçileri aramak

Sosyal medyanın yararlı olabileceği gibi sinir bozucu, hatta tehlikeli olabileceğinin örneklerini görmekteyiz bu günlerde. 

Sinir bozucu paylaşımlar çok. Bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olanlar için büyük bir fırsat yaratıyor sosyal medya. 

Anlatmaya çalıştığım olay için Kıbrıs’ın Kuzeyinden birkaç örnek vereceğim.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta büyük bir doğa felaketine şahit olduk. Kantara ve Mersinlik bölgelerinde büyük bir alan yanıp kül oldu. Birileri insan kaybı olmadığına dem vuruyor, ama binlerce canlı öldü yangın esnasında. Doğanın kendisini yenilemesi çok uzun bir sürece yayılacak.

Bu vahim olay üzerine özellikle Facebook üzerinden yapılan akıl almaz tartışmalara şahit olduk.

Yangının 3. veya dördüncü günü imdada yetişen yağmur mucize miydi, değil miydi?

Yangını Allah mı gönderdi, yoksa doğanın tam zamanında sunduğu bir tesadüf müydü? Bazıları Einstein edasıyla yağmurun nasıl oluştuğunu anlattı!

İsrail uçakları kimin tarafından gönderildi? KKTC’nin mi yoksa Kıbrıs Cumhuriyeti’nin isteği ile mi?

Ağaç ne zaman dikilmeli, hemen mi, yoksa en az iki yıl sonra mı? Bu soru önemli ama uzmanların cevaplaması gereken bir soru. Olur mu? Facebook izleyicileri arasında uzman mı eksik? Herkes fikir yürüttü.

İnsan sosyal medyayı önemli bir iletişim aracı olarak kullanmasa terkedip gidecek. Keşke ben de sadece bu nedenle kullanabilsem de bu tür saçmalıklarla boşuna zaman harcamamayı öğrenebilsem.

***

Esas değinmek istediğim konu özellikle internet üzerinden yayınlanan ve sosyal medyayı kullanan gazetelerin ilkesiz, tehlikeli, boyutlara varan “gazeteciliği”. 

Özellikle kendilerini “sol” çizgide gören bir Internet TV yayınları beni hayretler içinde bırakmaktadır.

Bu Internet TV adeta Kıbrıs’ın Kuzeyinde bulunan Afrika kökenli öğrencilere karşı ırkçı bir kampanya yürütüyor.

Bazı örnekler: 

Sunucu, Afrikalı birinin bir kadına tecavüz ettiği haberine değiniyor. Korkunç, Kıbrıslıların bir zamanlar alışık olmadığı bir olay. Suçlu ağır bir şekilde cezalandırılmalı.

Ancak sunucu kendisine bir zamanlar Londra’dan gelen bir kadının söylediği ve “hiç unutamadığı” şeyi hatırlıyor. Kadın “Bunlar önceleri uslu uslu dururlar. Sonra memleketi berbat ederler” türünden birşeyler söyllemiş. Londra’lı kadının “bunlar” dediği siyahlar. Kendi de bir göçmen ama kendini “bunlar”dan üstün görüyor kadın. Ve bu “solcu” sunucu bu örneği vererek Kıbrıs’ın Kuzeyindeki tüm siyahları suçlu durumuna sokuyor. 

Bitmedi. Aynı sunucu başka bir gün Afrikalı bir kişinin yerde baygın bulunduğunu, ambulansın gelip onu hastaneye götürdüğünü yazıyor. Görüntü vererek. Adamın ağzından ve burnundan kan aktığını söylüyor. Ardından uyuşturucu olaylarının hayli arttığını ekliyor. Haa, her iki olayın ırkçılıkla ilgili olmadığını üstüne basarak vurguluyor. Çok alınmış kendisine bu suçlamayı yapanlardan! Ülkede uyuşturucu baronlarının kol gezdiğini görmezden gelerek hiç delili yokken başkalarını dolaylı olarak uyuşturucu olaylarını artırmakla suçluyor.

Başka bir gazete köşe yazarı panik içinde Nijeryalıların KKTC’ de üniversite açma olasılığından bahsederek yetkilileri uyarıyor. Afrikalı öğrencilerin derneğine akıl almaz suçlamalar yöneltiyor. Kaynaksız, delilsiz. Bu derneğin bir video yayınlayarak KKTC’yi suçladığından şikayet ediyor. Video derneğin temsil ettiği öğrencilere yönelik ırkçılık olaylarını, üniversitelere öğrenci gönderen firmaların nasıl öğrencileri kandırdığını anlatıyor.

Bu zat-ı muhterem kendisine yöneltilen ırkçılık suçlamalarına cevap olarak “Irkçılıksa ırkçılık” diyor. Bravo. Irkçılıkla övünen bir medya neferi.

Değerli okurlar. Kıbrıs’ın Kuzeyi çok tehlikeli bir dönemden geçiyor. Ülkenin her alanındaki aksaklıkların düzeltilmesi için yetkililere baskı yapılacağına herkes günah keçisi aramakla meşgul. Yukarıda yazdığım gibi, renk, ırk, cinsiyet gözetmeksizin suçlular bulunup cezalandırılmalı. Kaçak kişiler tesbit edilip yasalar çerçevesinde ülkelerine geri gönderilmeli. Üniversiteler para makinesi olmaktan çıkarılmalı. 

Başlangıçta sosyal medyayı suçladım ama, sosyal medya esasında varolan durumu aksettiriyor. Herkes günah keçisi aramakla meşgul dedim ya, hele hele “sol” kesimlerin bunu yapması çok, ama çok acıtıyor, üzüyor insanı.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.