“Haberleşme hürriyeti, bant daraltma uygulamasıyla kısıtlandı”

Gözde TÜZER / Evrensel İstanbul – İstiklal’deki saldırı sonrası RTÜK’ün ve BTK’nin engelleme kararını hukuki açıdan değerlendiren Av. Oğuz Aksoy ve Prof. Dr. Yaman Akdeniz halkın haber alma hakkının engellendiğini söyledi.

Taksim İstiklal Caddesi’nde 6 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırı sonrası RTÜK’ün yayın yasağı ve BTK’nin sosyal medya platformlarında uyguladığı bant daraltma tartışılmaya devam ediliyor. Peki tüm bu engellemeler hukuki olarak nerede duruyor, nasıl açıklanıyor? İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Oğuz Aksoy ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz engellemelerin halkın haber alma hakkını engellediğini söyledi.

RTÜK, İstanbul Taksim’de İstiklal Caddesi’nde meydana gelen patlamayla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı kararıyla yayın yasağı getirdi. Patlamanın ardından birçok sosyal medya platformuna erişimde de sorun yaşandı. BTK, sosyal medya platformlarında bant daraltma uygulaması yapıldığını duyurdu. Twitter ve WhatsApp uygulamalarına erişim sorunu yaşandı.

“BASINI SUSTURMAK AMAÇLIDIR”

Yaman Akdeniz ise Cumhurbaşkanı talebi ve BTK başkanı eli ile uygulanan bant daraltma uygulamasının tamamen keyfi, gizli ve hesap verilebilirlikten uzak bir uygulama olduğuna dikkat çekerek “Hakim onayı almadan Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 60. maddesindeki geniş yetki kullanılarak keyfi bir şekilde halkın haber ve bilgi alma hakkı ihlal edilmiştir. Yine basına hem kültür bakanı ve hem de İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği tarafından uygulanan yayın yasağı kararları da basını susturmak ve kamuoyunu çok yakından ilgilendiren bir bombalı saldırı hakkında halkın bilgilendirilmesini engellemek amaçlıdır” dedi.

“OHAL KHK TEMELLİ BİR UYGULAMA OLMAMALI”

Avukat Oğuz Aksoy ise bant daraltma kararının dezenformasyon (sansür) yasasıyla ilgili olmadığını, OHAL döneminde çıkarılan 2016 tarihli KHK ile Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklenen 60. maddenin 10. fıkrası ile Cumhurbaşkanlığına verilmiş yetki ile sağlandığını belirterek ilgili kanun maddesini aktardı:

“Elektronik Haberleşme Kanunu

Kurumun yetkisi ve idarî yaptırımlar

Madde 60/ (10) (Ek: 15/8/2016-KHK-671/25 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/22 md.) Anayasanın 22 nci maddesinde sayılan sebeplerden biri veya birkaçına bağlı olarak, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhurbaşkanlığı, alınması gereken tedbirleri belirler ve uygulanmak üzere Kuruma bildirir. Kurum Başkanı, Cumhurbaşkanlığının gerekli gördüğü tedbirlere ilişkin kararını derhal işletmecilere, erişim sağlayıcılara, veri merkezlerine ve ilgili içerik ve yer sağlayıcılara bildirir. Bu kararın gereği, derhal ve kararın bildirilmesi anından itibaren en geç̧ iki saat içinde yerine getirilir. Bu karar, yirmidir saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur. Hakim kararını kırk sekiz saat içinde açıklar, aksi halde karar kendiliğinden kalkar.

Anayasa

22. Madde

C. Haberleşme Hürriyeti

Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.”

Aksoy Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen talimat ile BTK’nin bant daraltma işlemini milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi vb. gibi amaçlar ile yaptığını aktardı. “Yapılan bant daraltma uygulamasının dezenformasyon yasası ile ilgili olduğu söyleyemem. Ancak BTK tarafından, ilk defa böyle bir terör eyleminden sonra bu şekilde karar alındığını söylemek yanlış olmayacaktır” ifadelerini kullanan Aksoy şöyle devam etti: “Esas sorun OHAL KHK temelli bir uygulamanın hukukumuzda olmaması gerektiğidir.  Bu durum, sansürün keyfi olarak uygulanmasına sebebiyet verebilecektir.”

“ENGELLER SANSÜR OLARAK TANIMLANIR”

Yaman Akadeniz bu tip keyfi ve topyekün engellerin ancak sansür olarak tanımlanabileceğini vurgulayarak, demokratik toplumlarda, keyfi bir şekilde, toplumun özellikle İstanbul’daki bombalı saldırı gibi toplumu yakından ilgilendiren olaylara ilişkin olarak haber ve bilgi edinmesinin geçici olarak olsa dahi keyfi bir yaptırım mekanizması ile engellenmesinin asla kabul görmeyeceğine dikkat çekti.

Avukat Aksoy ise kararlarla ilgili amacın bilgi kirliliğinin olmaması, milli güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması olduğunu ancak yetkili organlar tarafından bilgilendirmenin zamanında yapılmaması sonucu, halkın haber alma hakkının açıkça engellendiğini belirterek “Sürecin doğru yönetilmediğini söyleyebilirim. Süreç şeffaf olarak kamuoyunu bilgilendirici bir şekilde açıklanmalıydı. Sonuç olarak; anayasal bir hak olan haberleşme hürriyeti, bant daraltma uygulamasıyla kısıtlanmış oldu” dedi.

“DAHA BÜYÜK BİR DEZENFORMASYONA SEBEBİYET VERDİ”

Peki bu kararla dezenformasyon gerçekten engellenebildi mi? Yaman Akdeniz dezenformasyonun önlenmesinin, sosyal medya platformlarına bant daraltma yaptırımın uygulanmasının asla gerekçesi olamayacağına dikkat çekerek “Demokratik toplumlarda basının haber verme, halkın da haber ve bilgi alması devletler tarafından asla engellenmemeli. Engellenmesi de sansür olarak değerlendirilir. Yukarıdan emirlerle hangi bilginin dezenformasyon olup olmadığına ne cumhurbaşkanı tek başına karar verir ne de BTK başkanı” ifadelerini kullandı.

Avukat Aksoy ise bilgiler yetkili organlar tarafından şeffaf bir şekilde paylaşılsaydı ve bilgilendirme zamanında yapılsaydı, dezenformasyonu engellemek için doğru bir yaklaşım olarak nitelendirilebileceğini aktararak şöyle devam etti: “Ancak bant daraltma uygulaması yapıldıktan sonra kişiler VPN kullanarak sosyal ağ sağlayıcılarına girmeye başladı ve bu da kişisel verilerin güvenliği sorununu doğurdu. Bazı ücretsiz VPN uygulamaları kişisel veriler ile ilgili ciddi ihlaller barındırıyor. Sonuç itibarıyla, yapılan uygulama daha büyük bir dezenformasyona sebebiyet vermiştir. Buna örnek olarak avukat meslektaşımızın yaşadığı süreci gösterebiliriz. Şu hususu da belirtmeden geçemeyeceğim; 5651 Sayılı Kanun’daki değişiklikle birlikte ‘Sosyal ağ sağlayıcı, kişilerin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan içerikleri öğrenmesi ve gecikmesinde sakınca bulunması hâlinde, bu içeriği ve içeriği oluşturana ilişkin bilgileri yetkili kolluk birimleriyle paylaşır’ hükmü getirilmiştir. Dezenformasyon ile mücadelede bu yolun daha etkin bir yol olduğunu belirtmeliyim.”

DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK

Yetkililer dünyada da bant daraltma gibi uygulamaların olduğu iddiasında bulunsa da Prof. Yaman Akdeniz ve Av. Oğuz Aksoy aynı görüşte değil. Prof. Yaman Akdeniz bant daraltma uygulamasının bu şekilde kullanıldığı başka bir ülke bilmediğini söylerken, Avukat Oğuz Aksoy “Bant daraltma uygulamasıyla ilgili olarak herhangi bir düzenlemeye rastlamadım, ancak sosyal ağ sağlayıcılarına belli başlı yükümlülükler ve para cezaları getirildiğini söylemek mümkün” dedi.

Akdeniz Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyinin bant daraltma uygulamalarına karşı çıktığını belirterek “Ağ tarafsızlığı politikaları kapsamında bu tip müdahaleler kabul görmüyor. Çok keyfi bir şekilde ve çıkış noktası OHAL KHK’si olan bir hükümle tam olarak ne olduğu belli olmayan bir yetkinin tek kişi üzerine bırakılması ve bu şekilde kullanılması zaten baştan sorunlu” dedi.

Avukat Oğuz Aksoy ise dünyadaki örnekleri şu şekilde açıkladı: “Almanya’da nefret söylemi, sahte haber, hakaret, tehditler, suça veya şiddete teşvik gibi yasa dışı içerikleri şikayet edebilecekleri bir sistem kurma zorunluluğu getiriyor. Cezası 50 milyon avro olarak belirlenmiş.

Yeni Zelanda’da Nefret Uyandırıcı Şiddet İçeren Materyal Kanunu ile sosyal medya şirketlerinin içerik kaldırma taleplerine uymaması halinde yöneticilerine üç yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Ayrıca şirketlere de küresel cirolarının yüzde 10’una kadar para cezası kesilebilecek.

Fransa’da yapılan yeni düzenlemeler kapsamında, 24 saat içerisinde ırk, din, cinsel yönelim ve cinsiyet temelli nefret söyleminin yanı sıra cinsel taciz kapsamına giren içeriklerin kaldırılması isteniyor. Terör ve çocuk istismarı alanlarındaki içeriklerin kaldırılması için öngörülen süre ise 1 saat olarak tanımlanıyor. Bu içerikleri kaldırmayan sosyal medya şirketlerine 1.25 milyon avroya kadar para cezası kesilebilecek”

Aksoy sonuç olarak bakıldığında dünyada bant daraltma uygulamasıyla ilgili olarak herhangi bir düzenlemeye rastlanmadığını, ancak sosyal ağ sağlayıcılarına belli başlı yükümlülükler ve para cezaları getirildiğini söylemenin mümkün olduğunu söyledi ve ekledi: “Fakat yapılan tüm düzenlemelerde ifade özgürlüğünün ve haberleşme hürriyetinin altı çizilmiş ve sınırları korunmuştur.”

2647480cookie-check“Haberleşme hürriyeti, bant daraltma uygulamasıyla kısıtlandı”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.