“Halk istiyor diye her yere gölet yapımına son verilsin!”

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden gündeme getirdiği ‘Su kanunu’ hakkında görüşlerini açıklayan göl ve sulak alan uzmanı Dr. Erol Kesici’den uyarı geldi…

Uzun yıllardır Türkiye’nin göl ve sulak alanları konusunda bilimsel çalışmalar yürüten Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden gündeme getirdiği Su Kanunu Taslağı’na ilişkin görüşlerini açıkladı. Su yönetiminin popülist ve siyasi bakıştan uzak olması gerektiğini savunan Kesici, Türkiye’nin son 60 yılda göl ve sulak alanlarının yarısın kaybettiğine işaret ederek, “-Yerel halk gölet istiyor- denilerek olur olmaz her yere gölet yapımına son verilmeli” görüşünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 20 Mart’ta Beştepe’de düzenlenen 1. Su Şurası’nda yaptığı konuşmada, mecliste bir su kanunu hazırlığının sürdüğünü duyurdu. Türkiye’nin daha önce de tartıştığı bir konu olan yeni su kanunu, yaklaşık 10 yıldır bekletiliyor. Yeni bir su kanunu hazırlığının gündeme geldiği 2009 yılından bu yana süreci yakından izleyen ve bu konuda görüşlerini paylaşan Dr. Erol Kesici’ye nasıl bir su kanunu olması gerektiğini sorduk.

Dr. Erol Kesici

KESİCİ: ‘SU, AİT OLDUĞU EKOSİSTEMLE BİRLİKTE KORUNMALI’

2009 yılında İstanbul’da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu’nun katılımcılarından biri olan Kesici, suyun ekosistemin bir parçası olduğuna işaret ederek bu konuda bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu dile getiriyor. Suyun, ait olduğu ekosistemle birlikte korunması gerektiğini savunan Kesici’ye göre yeni su kanunu bu çerçevede şekillenmeli.

‘HALK İSTİYOR DİYE HER YERE GÖLET YAPIMINA SON VERİLMELİ’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Mart’ta su kanunu çıkarılmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, sanılanın aksine Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığının altını çizerek “Su kaynaklarımızı kirlilikten ve diğer olumsuz etkilerden korumalıyız” ifadelerine de değinen Kesici, “Su kanunu ile ilgili yapılması gerekenler, sularını koruyan birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi bilimsel bir temele dayanmalıdır. Popülist ve siyasi bakıştan vazgeçilmeli. ‘Yerel halk gölet istiyor’ denilerek olur olmaz her yere gölet yapımına son verilmeli” görüşünü dile getirdi.

‘TATLI SU KAYNAKLARI İYİ YÖNETİLEMİYOR’

Su yönetimindeki çok başlılığın zaman ve enerji kaybına yol açtığını dile getiren Dr. Erol Kesici, bilimsel ve bağımsız bir su yönetimi oluşturulması gerektiğinin altını çizerek, “Su kanunu çok geniş kapsamlı bir konu. Ancak yıllardır iç sularla ilgili yapmış olduğum bilimsel çalışmalar doğrultusunda dereler, nehirler ve göllerle ilgili yapılması gereken düzenlemeler hakkında daha önce de dile getirdiğim önerilerimi şöyle özetleyebilirim: Öncelikle suyun kullanımıyla gelinen noktaya bakarsak; dünyanın ve ülkemizin giderek artan nüfusu, suya olan ihtiyacı artırıyor. Küresel ısınma- iklim değişikliği, tatlı su kaynaklarının iyi yönetilmemesi; vahşi tarımda yok olma noktasına gelmesi ve suların adeta atık alanına dönüştürülerek aşırı kirletilmesi nedeniyle temiz su kaynakları azalıyor” diye konuştu.

‘GÖL VE NEHİRLERİMİZİN NEREDEYSE TÜMÜNDE KİRLİLİK YAŞANIYOR’

Kontrolsüz tarımsal sulama, enerji ve gıda üretimi ile aşırı tüketim çılgınlığının suyun hiç bitmeyecek bir kaynak gibi görülmesine yol açtığını savunan Kesici, “Suyu bilinçsizce ve plansız şekilde kullanıyoruz. Türkiye’nin içme ve kullanma suyu kaynağı olan göl ve nehirlerimizin neredeyse tümünde kirlilik yaşanıyor. Biyolojik çeşitlilikte aşırı kayıplar var. Ayrıca doğal göllerimizin yarısından fazlası kurudu, mevcut nehirlerimizde de kuruma riskiyle karşı karşıya olanlar var. Suyun tek üretim yeri olan doğal su kaynaklarımızın tüm ekolojik çevreleriyle birlikte kendini yenilemesine fırsat verilmeli. Göllerin su seviyesi ve su bütçeleri mutlaka korunmalı. Yeraltı sularının kirletilmesinin önüne geçilmeli, su kaynakları ve dereler, çaylar atık alanı olmaktan çıkarılmalı” ifadelerini kullandı.

SUYU KORUMAK İÇİN YASAYETMEZ, BİLİNÇ VE FARKINDALIK ARTMALI

Türkiye’de son 60 yılda göl ve sulak alanların önemli ölçüde kayıplar yaşadığına işaret eden Kesici, Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su kaynağı olan Eğirdir Gölü’nün 24 katı büyüklüğünde su kütlesinin kaybedildiğini belirtti. 2011 yılından bu yana hazırlıkları sürdürülen yeni su kanununun bilimsel yöntemlerle, akılcı ve bağımsız bir su yönetimi sağlanması konusunda yasal zemin oluşturması gerektiğinin altın çizen Dr. Erol Kesici, su kaynaklarının korunmasının yalnızca yasal düzenlemelerle de mümkün olmayacağına işaret ederek bu konudaki toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılması gerektiğini kaydetti.

 

Önceki haberAlmanya’dan çarpıcı Türkiye raporu: Kurumlar felce uğratıldı
Sonraki haberBBC: Kuzey İrlanda’da çatışma ve gerilimin nedeni…
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 − two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.