Hamaseti bırakın çözüm önerin!

“Yangın var!” diye bağırması, duyarlı vatandaşlarımız için çok fazla bir anlam ifade etmiyor!


“Yangın”, sağduyulu insanımız tarafından bütün vahametiyle görülmüş ve boyutu konusunda yeterli kanata varılmıştır. “Alevlerin bacayı sarmaya başladığını” sürekli haykırmaya gerek yok! Beklenen ve istenen, alevin söndürülüşü ve binanın yangından kurtarılmasının nasıl olacağı?  Çözüm ne? Vatandaşın istediği ve beklediği bu!


Yurttaşlarımız köşe yazarlarından artık “hamaset” yerine yangının – tehlikenin önüne geçilmesi ve yıkımın bir an önce önlenmesi konusunda çözüm önerileri bekliyor.


Bu konuda bir okurumuzdan gelen mailde bakın ne deniyor: 


“Sayın Burhan Bey. yazılarınızı keyifle ve biraz da üzüntüyle okuyorum. neden mi… bazı gerçeklere ulaşmak ve aynı duyguları paylaşmak gerçekten güzel. fakat arızayı bilmenin yetmediğini, giderilmesi gerektiği, bunun karşısında da biraz çaresiz kaldığımızı görmek de üzüyor. Kurbağa ısıtılıyor. neredeyse ölecek. Yazılarınızı keyif ve merakla okumaya devam ediyorum. Çalışmalarınızda başarıların devamını dilerim. Saygılarımla”


Sevgili okurumuzun düşüncesine aynen katılıyoruz.
Arızayı bilmek yetmiyor tabi!
Giderilmesi nasıl olacak, asıl sorun o!
Çaresiz kalmak tabi üzer!
Kurbağanın ısıtıldığı ve ölüm sınırına yaklaştığı gerçek!
O halde, sürekli vatan millet edebiyatı yapmaktan öte, parmağın taşın altına sokulması gerekir!


Sanıyoruz, içlerinde bizim de yer aldığımız pek çok yazarımız yani sevgili meslektaşlarımız, birbirine benzeyen yazılarla boyuna ayni şeyi tekrarlayıp duruyorlar:
Vatan elden gidiyor!..
Ülke felaketin eşiğinde!..
Böyle giderse topraklarımızın bölünmesi kaçınılmaz!..
Cumhuriyet büyük tehdit altında!..
Tarikatçılar, şeriatçılar artık ciddi tehdit!..
Vatan toprakları dış güçlere fütursuzca satılıyor!..
Ülkemiz bölündü bölünecek duruma geldi!..
Cumhuriyet’in temel değerleri saldırı altında!..
Ülke din devletine doğru gidiyor!..


Anlıyoruz ki, bunları sürekli köşelerde yazmak artık bir şey ifade etmiyor.
Birçok yazara olduğu gibi bize de kimi gruplardan her gün onlarca mail geliyor.
Hemen hepsi ayni temalı hamaset yüklü ve birbirine benzer üsluplu yazılmış olan yazılar. (Burada küçük bir açıklamada bulunmak istiyoruz: Hamaset tümüyle gereksizdir demiyoruz. Zaman zaman olacaktır tabi. Ancak, sürekli hamaset, yeknesaklık ve bıkkınlık yaratıyor.) Yazının başlığını okuyunca devamını  hiç okumadan mailimizden siliyoruz. Okumaya gerek yok, çünkü birçoğunda neler yazıldığını artık iyi biliyoruz.


Tabi bu tür yazılar etkisiz olmanın yanında bıktırıcı da oluyor.
Kimi yazar arkadaşlarımız, sitelerde çıkan  köşe yazılarını ayrıca maillerle meslektaşlarına ya da tanıdıklarına göndermekte. Bu tür mailler bize de gelmekte. Üzülerek söylemeliyiz ki; pek çok yazıyı hiç okumadan siliyoruz. Yazının özüne katılmış olsak bile, yukarıda okurumuzun belirttiği gibi “boyuna arızadan söz etmenin” ya da “vatan millet” edebiyatı yapmanın anlamı yok. Arıza-yangın anlaşıldı ve görüldü. Durmadan “Yangın var!” diye bağırmanın ne alemi var?


Ülke geleceği konusunda sizin düşünceleriniz ve çözüm önerileriniz nedir diyecek olursanız; samimi bir itirafta bulunursak; bu zamana değin biz de  “yangın var” demekten öte, yangını söndürmeye yönelik çözüm önerisi anlamında, sanırız pek işlevsel olamamışız.


Ancak, şöyle düşünmek de normal sayılabilir; köşe yazarının görevi; soruna ya da tehlikeye parmak basmak,   ilgilileri uyarmak ve kamuoyu oluşturmaktır. Yazar çözümcü olmadığı gibi mutlaka çözüm önerisi de getirmekle yükümlü değildir. Böyle düşünenlerin de yanlış yorumda bulunduklarını söyleyemeyiz! Belki sorunu durmadan değişik anlatımlarla ortaya koymanın eleştirisi yapılabilir.


Sevgili okurlar;
Bir konunun önemle altını çizerek belirtmemiz gerekir.
Ülke adına kendi içimizde sorunların çözümünde ve ülkeye yönelik tehlikenin giderilmesinde sıkı sıkıya bağlı olacağımız tek yol; “demokratik yöntem”olmalıdır!


Demokrasilerde, “hesap sormanın” ve ülke adına yaşanan ya da yaşatılan tehlikelerin ortadan kaldırılmasında, bir başka tanımla “yangının söndürülmesinde” yegane çare “seçim”dir!..


Köşe yazarı konumuyla bizlerin sizlere tavsiye edeceğimiz yol yani “çözüm önerisi”, bir yıl içerisinde önünüze gelecek olan “seçim sandığı”nda, vatandaşlık görevinizi yaparken, her şeyi hesap ederek ve ileriyi görerek çok dikkatli ve duyarlı olmanızdır! Vereceğiniz oyun, Cumhuriyet’in sağlıklı biçimde yürümesinde ya da ülkenin kaosa, sürüklenmemesinde, içinde bulunduğumuz dönemde çok önemli rol oynayacağını, kesin kes aklınızdan çıkarmamanız gerekir!


Başka ne diyebiliriz?


* burhanaozbey@yahoo.com 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.