“Hayalet dava: Ergenekon”

Daha önce Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Hikmet Çiçek, Deniz Yıldırım, Ufuk Akkaya, Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul gibi gazeteciler tutuklanmışlardı. Yazdıkları kitaplarıyla bilinen yazar ve aydınlar Ergun Poyraz ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de tutuklanan ve yıllardır hapis yatanlar arasında bulunmaktadır. Ve isimlerini burada belirtmeye yerimizin bile yetmeyeceği diğer gözaltına alınanlar ve bırakılanlar, bu süre içinde hayatını kaybedenler…

İşte bunların hiçbirini Avusturya basını haber yapma değeri bulmamış ve onlar haber olmamışlardı. Türk askerinin tutuklanmasının boyutu Avrupalı için farklı oluşundan, onlarla ilgili yapılan haberler farklılık göstyerdi. Gazetelerde sadece zaman zaman “Aşırı milliyetçi darbeciler” tutuklandığı belirtilmekteydi. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasından ve Amerikan Büyükelçisi’nin “basın özgürlüğü” konusundaki açıklamasından sonra verilen haberlerin içerik değişliği pırtıları başladı.

Sağcı muhafazakâr gazete olan Die Presse’nin geçenlerde yayımlanan bir yazısı dikkat çekiciydi. Bu haber kesinlikle Avusturya basınında bir ilktir. Jan Keetman’ın kaleme aldığı yazı “Ergenekon: Gazeteciler hedefte” adını taşımaktaydı. Avusturya’da çok köklü bir kültür olan meslektaşlar arası dayanışma yıllar sonra da olsa Jan Keetman’ın kaleminde dile gelmiş oldu.

Yazı “Franz Kafka ve Georg Orwel‘in ortak bir roman yazdığını düşünün” diye başlıyor ve “hiçbir şeyden korkmayan romanın kahramanı savcı, bütün karanlık ilişkileri ortaya çıkarmaya çalışmaktadır” diye devam ediyordu.

“Sağlam kanıtlar yerine, o savcı sürekli yeni suçlamalar da bulunuyor, bir iddiayı sonuçlandırmadan, bir diğerine başlıyor” dedikten sonra, “ilk tutuklamalarda suçlamalara uygun olabileceği düşünülürken sonraki sürede keyfi tutuklamalar görülmektedir” deniliyor. Sürekli yaşanan tutuklamalardan sonra “İnsanlar artık sıranın kime geldiğini sormaktalar” diye belirtiliyor yazıda.

2007 yılında Ergenekon tutuklamalarının nasıl başladığı anlatılan yazıda, “bulunan bombalar, Orhan Pamuk’a suikast planları ve Ergenekon’un PKK ile bağlantısı” yalanları okuyucuya duyurulmakta. “Savcı Zekeriye Öz‘ün sağlam kanıtlar sunma yerine, sürekli yeni şüpheliler sunmuştur” deniliyor. “86 şüpheliyle başlayan dava, bugün şüphelilerin sayısı 318’e çıkmıştır” dendikten sonra “yine yazarların ve yine gazetecilerin” tutuklandıklarına dikkat çekiliyor. Yazıda Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tutuklanmasının “polisi eleştirenlerin cezalandırıldıkları” gözlemciler tarafından dile getirildiği belirtiliyor. Ahmet Şık’ın tutuklanmadan önce yapmış olduğu haberin, “Savcı Öz’ün iddianamesinde yer aldığı” belirtildikten sonra, son tutuklamalar sonrasında “gazetecilerin protesto eylemleri basında isyana dönüşmüştür” tespitinde bulunuluyor. Tutuklanan gazetecilerin meslektaşları onların tutuklanmasını protesto eden eylemleri yaptığı, hatta “hükümete yakın gazetelerin bile artık suçlamaların önyargı olduğuna dair düşünceleri güçlendirmektedir “ deniliyor.

Die Presse Gazetesi köşesinde Jan Keetman “gözaltına alınanların ortak noktalarının hükümetin uygulamalarına, cemaatlere ve Ergenekon davasına eleştirel yaklaşmaları” tespitinde bulunuyor. Haksızlıkları ortaya çıkarmak için uğraşan “Başsavcı İlhan Cihaner gibi kişiler gözaltına alınmaktadır “ diye yazan Jan Keetman, “Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna 150 adet telefon numarasının – “yanlışlıkla” yüklenmesinin davayı sarstığını” belirtiyor. Die Presse Gazetesi Jan Keetman “Bu telefon numaralarının yüklenmesiyle, Ergenekon ile İslamcı terör grupları arasında bağ kurmak istenildiğinin” altını ayrıca çiziyor.

Tutuklular hakkında adil bir kararın olmayacağını ise Prof Ayşe Nuhoğlu ve Ankara Baro Başkanı Metin Feyzioğlu’nun düşünceleriyle kuvvetlendiriyordu. Prof Ayşe Nuhoğlu “Yeni belgelerin bulunmak istenmesi ve dava sürecinin yeniden düzenlenmek istenmesi, bu davanın hiçbir zaman bitirilmeyeceği anlamına gelmektedir” düşüncesi aktarılırken, Metin Feyzioğlu’nun “Kararsız infaz” ifadesini gazete sayfasına taşıyor.

Gazete Türkiye’de 20 yıldır gazetecilik yapan ve Ergenekon davası ile yakından ilgilendiği belirtilen İngiliz gazeteci Gareth Jenkins’in de düşüncesine başvuruyor, Jenkins’in “Ergenekon adlı bir örgütün varlığını kanıtlayan en ufak bir delil hala ortaya çıkmamıştır” sözlerine de yer veriyor. Jenkins’in “Olmayan bir örgüt ile mücadele edilmektedir” sözlerini “Hayalet dava” başlığı altında sayfalarına taşıyordu.

Yazı Türkiye’de gündemde olan bir fıkrayla bitirilmektedir, “ Bazılarının ifade ettiği gibi Türkiye Mısır’a değil, Mısır Türkiye’ye örnek olacaktır.” Avusturyalı gazeteci Ergenekon davasına farklı bir pencereden bakabilmeleri için dört yıla gereksinimleri oldu.

1598330cookie-check“Hayalet dava: Ergenekon”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 − 3 =