Her taşın altına bakacaksak….

T.C. siyasi tarihinin 17 Aralık 2013 günü, AKP İktidarına karşı sahneye konduğu iddia edilen“Darbe” teşebbüsü sanırım yıllarca konuşulacak.
Konuşulması ve tartışılması bir yana, gelecekteki iktidarları da “şüphe” altında bırakacak.
Konuyu biraz daha açalım.
Yaşananlar, sadece işbaşına gelecek iktidarları değil, devletle işi olan olmayan tüm yurttaşları da kuşkulu davranmaya sevkedecek.
“Nasıl yani ” diyenlere, daha da açalım gelecekte olabilecekleri…

Devlette bir “parelel yapı” olduğu iddiası orta yerde.
Üstelik bu yapı dış odaklı.
Yani cemaat denilen paralel yapının beyin takımı ABD’de.
Türk menşeili, ancak dışarda mukim (ikamet eden-oturan) Erzurum’lu emekli vaiz Fethullah Gülen Hoca, “akil adamları”nı toplamış, yurt içinde ve dışında on yıldır yetiştirdiği ve geliştirdiği “yönetim ağı” ile iktidarı alaşağı etmek için düğmeye basmış.

Devletteki paralel yapı içinde herkes var..
Savcı var… Polis var… Hakim var…Medya var…Siyasiler var…
Var oğlu var..
Yani yok yok…
Hükümetin bir tane olduğunu sanıyoruz ya, değil.
Paralel denilen adeta “ikinci yönetim”, yani “ duble hükümet” gibi…
Ama ikincisi, yani Gülen Hocanın ki “gizli” ve “ maskeli” adeta…
Esas iktidarın başı AKP hükümetinin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bu yapıyı hem görüyor, hem görmüyor.
AKP içinde parelel yapıyı hissedenler var.
Gülen’e biat edenler de var.
Hükümet içinde “duble” vaziyeti bilenler var.
İsteklerini yerine getirenler de de bunlar…
AKP kurmaylarının belki de hepsi bu yapıyı biliyor ve görüyor.
Görmeyen, bilmeyen sadece bizleriz.
Yani halk.
AKP ktidarının kendilerine yönelik “darbe” teşebbüsünü önlediğini kabul edelim.
Kesin değil ama bir an için kabul edelim.
Hatta devletin içinde kadrolaşmış, yayılmış, hücrelere bölünmüş örgütlenmeyi de tasfiye ettiğini bir an için kabul edelim.

Tabii burada AKP’nin başı, partiinin herşeyi Erdoğan’ın bir gün Gülen’le barışmayacağını farzedelim.
Farz değil, kesinlikle barışmayacak ve paralel yapının tek bir kıpırtısına dahi raslanmayacak diye düşünelim.

Peki 11 yıllık iktidar döneminde devlet içinde cirit attıkları ortaya çıkan, hemen hemen her isteği yerine getirilen cemaat hücreleri ortadan kalkınca kafamızdaki “kuşkular” ve “acabalar” ortadan kalkacak mı?

Hadi AKP gitti diyelim.
Bir başka iktidar işbaşına geldi.
Bu durumda hem iktidarın kadroları ve hem de ona inananlar, camianın yani cemaatin devlette tekrar yuvalanmayacağından nasıl emin olabilirler?
Hele devletle işi olan herhangi bir vatandaş “Acaba cemaatten biriyle karşılaşırsam” düşüncesinden kurtulabilir mi?
Esas soru burada…
Bu nasıl ortadan kalkacak.
Bu durum isanın içini kemirir ve“öldüren şüphe” haline dönüşürse, halk, yani vatandaş, devletle olan ilişkisinde hak ve hukukunu nerde, nasıl arayacak?
Mesele budur.

1629080cookie-checkHer taşın altına bakacaksak….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen − seventeen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.