Hristofyas’ın bayram şekeri

Türk düşmanı Papadopulos’un desteği ile seçimleri kazandı.


KKTC’nin Başkentinde Askersiz Lefkoşa yürüyüşü yapan Hristofyas’ın askerleri, bayram sevinci içinde televizyon stüdyolarına koşuşturdular.


Gelelim Bayram şekerine. Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanlık seçimleri sonucunda AKEL Genel Sekreteri seçimleri kazandı ve Kıbrıs Rumlarının 6. Başkanı olarak seçildi. Hristofyas, oyunu kullandıktan sonra yaptığı ilk açıklamasında, seçimden sonra izleyeceği stratejiyi de açıkladı :


“Vizyonumuz, birleşik, asker ve silahtan arındırılmış bağımsız bir Kıbrıs”


Asker ve silahtan arındırmanın, Rum Milli Muhafız Ordusu’nun silahsızlandırılması ve dağıtılması olmadığını sağır sultan bile biliyor. Burada askersizleştirmek, Türk askerinden arındırılmak anlamına geliyor. Dostum, öğretmen Ferit Öztürk’ün, enosisçi bir komünist partisinden başka tür bir politika izlemesi beklenemeyeceği yorumuna katılıyorum.


Gelin, Hristofyas’ı tanıyalım : Komünist AKEL Genel Sekreteri ve Ulusal Konsey üyesi olan Dimitris Hristofyas, iki dönemdir Rum Yönetimi Meclis Başkanlığı’nı yürütüyordu. 29 Ağustos 1946’da Girne’ye bağlı Aşağı Dikmen’de doğan Hristofyas, Moskova’da Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ve Sovyetler Birliği Sosyal Bilimler Akademisi’nde öğrenim gören Hristofyas, tarih bilimleri doktoru olarak mezun oldu. Siyasi yaşamına 14 yaşında PanKıbrıs Birleşik Öğrenci Örgütü (PEOM) aktif üyeliğiyle başlayan Hristofyas, 1982’de AKEL Merkez Komitesi üyeliğine ve 1988’de de AKEL Genel Sekreterliği görevine seçildi. 1991 yılından bu yana sözde “Girne” milletvekili olan Hristofyas, 2001 ve 2006’da Meclis Başkanı seçildi. (http://www.haber1.com/haber/20080224/Secimin-galibi-Hristofyas.php) Dikkat edelim, Hristofyas’ın “sözde” Girne milletvekili olması, KKTC’nin Girne milletvekillerini tanımaması anlamına geliyor.


Hristofyas’ın seçilmesinin hem Rum Yönetimine hem de KKTC iler ilişkilere olumlu yansımasını dileriz. Ancak, Kıbrıs Türkleri, gözlerini kapatarak rüyalar görmeye devam ederlerse, daha çok hayal kırıklıkları yaşamaya devam edeceklerini unutmasınlar.


Dünyada 1990’lardan sonra egemen olan genel eğilim, zorla birleştirilmiş uluslar ve ülkelerin ayrılma eğilimleri olmuştur. Bu zorlamalar,  Sovyetler Birliği’nden Çekoslavakya’ya, Yugoslavya’dan dünyanın diğer coğrafyalarına kadar etkisini göstermiştir. Bu eğilimin Kıbrıs adasına yansımaması için çaba gösteren emperyalist çıkarlar, Kosova’da ayrılığı destekleyip KKTC’de birleşmeyi desteklemesinin tutarsızlığı karşısında ister istemez boyun eğecek ve KKTC’nin bağımsızlığını ve egemenliğini tanımak durumunda kalacaktır. Bunun için son bir aşamanın daha aşılmasını bekleyeceğiz. Bu da enosisçi (adanın Yunanistan’a bağlanmasını savunan Helenizm düşüncesi) komünist partisinin lideri olan  Hristofyas’ın görünmeyen yüzü olacaktır.


Sözün özü, Kıbrıs Türk halkı, Hristofyası’ın acı Bayram şekerinin tadına baktıktan sonra, kendi onurlu yolunda ilerlemeye devam edecektir.


 


 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.