İmamoğlu’ndan Kobani Davası çıkışı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, iktidar ile muhalefet arasındaki normalleşme adımlarını yorumladı. İmamoğlu, dün görülen Kobani Davası hakkında ise “Bunun adı ister Selahattin Demirtaş ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkûm etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz” yorumunu yaptı.

Ekrem İmamoğlu, Kobani Davası kararları ve normalleşme süreciyle ilgili konuştu.

Ekrem İmamoğlu, Demirtaş ve Ahmet Türk’ün aldığı cezalar hakkında, “Bunun adı ister Selahattin Demirtaş ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkûm etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz” dedi.

İmamoğlu normalleşme içinse, “Başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan hep kazançlı çıkan bugünün iktidarı olmuştur. Bu oyuna gelmemek lazım” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’ten Barış Pehlivan‘a konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’de üzülerek söylüyorum ki, birçok siyasi dava var. Ve siyasi davalar üzerinden kin, öfke ve neye dayalı belli değil ama çoğu zaman insanlar boşu boşuna yıllardır hapiste yatabiliyor. Bir tanesi de benim yaklaşık 10-15 yıllık canciğer arkadaşım. Bir Gezi davasından ötürü içeride olan bir arkadaşım. Bugün şunu söylemek lazım. Normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin bence ilk kuralı adalettir ve adalete uygun bir biçimde hareket etmektir. Siyaseti de adalete alet etmemek gerekir. Ama uzun süredir bu anlamda siyaset adaletle iç içe geçmiş, hatta bazen adaleti ne yazık ki bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz. Şiddeti özellikle siyasetin gündeminden çıkarmamız lazım. Legal siyasetin önünü açmamız lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokrasi ve hukuk ilkeleri temeline inşa edilmiştir ve gücünü bu ilkelerden almak zorundadır. Bunu sağladığımız zaman bu ülkede huzuru inşa edebiliriz. Bu anlamda her ne suretle olursa olsun bu ilkelerin dışına çıkması asla düşünülmemeli. Bu yönüyle şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin de cezalandırılmasını biz asla doğru bulmayız. Bu ülkede hepimiz teröre de, terör örgütlerine de karşıyız ama bugün verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece hiç kimsenin vicdanı rahat edemez. Bu kapsamda tabii ki üzülüyoruz. Bu ülkede özellikle geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün verilen siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık.

‘MAĞDURİYET DAHA DA BÜYÜYOR’
Bizim ilerlememiz gerekirken geri gitmiş durumdayız. Bunun adı ister Selahattin Demirtaş ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkûm etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da. Ahmet Türk 1970’lerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapan bir aktördü. O bakımdan az önce de ifade ettiğim gibi legal siyaseti yok ettiğimiz takdirde, makul ve mantıklı bir ortamın ve insanların huzur güven içerisinde kendini hissedeceği bir ülkeyi oluşturma şansımız yok. Siyaseti ve siyasetçiyi ortadan kaldırdığınızda boşluğu dolduran yapılar tam da az önce söylediğimiz yapılar. Ondan sonra hiç bilmediğimiz, hiçbir tüzel kişiliği olmayan yapıların gücü üzerinden ülkede racon kesilir hale geliyor ve mağduriyet daha da büyüyor. Dediğim gibi tabii ki teröre asla fırsat vermeyiz.

‘VERİLEN KARARLARIN BU ÜLKEYE FAYDASI YOK, ZARARLIDIR’
Ben de şu anda siyasi bir davanın aktörüyüm. Benim de içeride bir davam var. Belki şu anda sadece siyasi yasakla muhatap olan bir kişiyim. Ama kim bilebilir ki bir üst mahkemede cezanın arttırılmayacağı diye bir husus yok yani. Bu da arttırılabilir. Pekâlâ böyle bir gündemle Türkiye’de muhatap olabiliriz. Peki bu bir şaka mı? Değil. Bu bir kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Ben kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama ülkede bu kaygıyı duyup bana soran ve “ya ne olacak senin davan” diyen binlerce insan var. Bu bakımdan Türkiye’nin sağlam bir zemine oturması noktasında, verilen kararların bu ülkeye faydası yok, zararlıdır.”

‘BENİMLE BEŞ YILDIR ÇATIŞAN BİR SİYASİ İKTİDAR VAR’
İmamoğlu, hakkında ‘siyasi yasak’ istenen davası hakkında, olası hapse durumuna yorumu şöyle oldu:

“Siyasi görmedikleri için bu anlamsız hamleyi yapabilirler mi? Emin değilim. Çünkü benimle beş yıldır çatışan bir siyasi iktidar var. Ve bu seçimde aradaki oy sayısının. Büyüdüğü bir farkla seçimi kazandığımız bir şehir var ortada. Hala bunu kendine bir kazanım olarak görür de böyle bir siyasi karar verirse bu yapıdan akıl olarak da şüphe etmek gerekir. Bu bağlamda ben böyle bir şey beklemiyorum. Ama Türkiye’de “bu mümkün değil” diyeceğimiz ama yaşamadığımız da hiçbir şey kalmadı. Olabilir ama kesinlikle aklımın ucundan bile geçmiyor. Yani deseniz ki, bir gece yatağa başınızı yastığa koyarken sizi tereddütte bırakıp azıcık uykusuz bıraktığı an oldu mu? Vallahi hiç olmadı yani.”

NORMALLEŞME YORUMU
“İyi anlamda zorlamanın hiçbir zararı yok. Ben sayın genel başkanımızın sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Yanlış yanı yok. Bilakis demokrasi adına büyük olgunluk gösteren halkımız tarafından da olumlu görüleceğini düşünüyorum. Yerelde iktidar olan bir partiyle genelde iktidar olan bir partinin bir masada oturması kadar doğal bir şey yok. Ben bunun zorlanmasından da yanayım. Siyasi rezerv koymanın, masadan uzaklaşmanın faydası yok. Partimizin bu evrede sabırla ısrarla doğru ve pozitif hamleleri yapmasını ben destekliyorum. Baktığınızda ben de kendi ortamımda, büyükşehir nezdinde buluşmaktan, uzlaşmaktan hiçbir gün vazgeçmedim. Sonuç aldığımız var mı? Var. Oranı yüksek mi? Değil ama bu tavrın kaybedeni, seçimlerde iktidar oldu. Ben genel başkanımızın bu duruşunu destekliyorum. Elbette tedbir alınması gereken hususlar vardır. Ne bileyim; sandalyenin bir tane sapının kırık şekilde bana hazırlanmış olduğu bir ortamda oturmuş birisi olarak, bu tedbirleri bile almayı düşünmek zorundayız. Başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan hep kazançlı çıkan bugünün iktidarı olmuştur. Bu oyuna gelmemek lazım.”

2778050cookie-checkİmamoğlu’ndan Kobani Davası çıkışı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.