İNGİLTERE… Çevre adına yapılan en saçma uygulama

Sevgili dostlar Kuzey Londra’da neredeyse her gün bir kaç toplum üyesi beni gördüğü yerde çevre adına yapılan sokak kapatmalarını şikayet ediyor.

İşin aslı şöyle dostlar; Londra’da 2020’de başlayan ve 2022’de hız kazanan bazı bağlantı yollarını kapatarak meskenlerin yoğun olduğu sokaklarda trafiği azaltmak için “Low Traffic Neighbourhood- LTN” uygulaması başlatıldı.

Londra’daki belediyelerin merkezi hükümet ve Transport for London’ın 250 milyon sterlin LTN ödeneğinden yararlanma yarışı 2020’de yol kapanması, çıkmaz sokak uygulaması ve motorlu araç giriş yasağı olarak sürüyor. LTN uygulamasını ihlal eden araçlara ise kamera cezaları yağdırılıyor.

Garip ama ekonomide döviz kuru ya da faizlerle oynayarak sessizce cebimizden para çaldıklarında bu kadar şikayet edilmediğini gözledim. Yol kapatmak baştan çuvallayan bir uygulama çünkü “yasak” ancak totaliter rejimlerin uyguladığı bir baskı yöntemidir. “Egzoz dumanını yerleşim yerlerinde azaltmak istiyoruz” diye yola çıkıp araç sayısını yerinde saydırmak ve bu araçları trafikte yüzde 20 daha fazla tutmak mantıksızlık. Kapatılan yollar özellikle ana yollarda trafik sıkışıklığına yol açıyor. Üstelik sokaklardaki araç park alanını da azaltıyor.

Röportaj yaptığım toplum üyeleri “Yolu kapatıp, araçları 50 metre öteye yönlendirince egzos dumanından kurtulmuş mu oluyoruz yani?” diye soruyorlar. Haklılar. Röportajlarda bir kaç toplum üyesi de girişi belli saatlerde yasaklanan (üstelik tek yön) bazı yollara girildikten sonra yemek menüsü gibi araç sürerken okunması mümkün olmayan tabelalardan şikayet ettiler. Bunun adı kötü niyet efendiler. Kötü niyet!

Egzos dumanını azaltmak istiyorsanız ve ciddi de bir bütçe ayırmışsanız bunun için yol kapatmaya gerek yok. Bu bütçeyle Londra’da artık çok pahalı olan toplu ulaşımda ciddi indirim yaparsınız. Olmadı otomobil (eğer tekelleri ikna edebilirseniz) fiyatlarına ciddi vergi getirirsiniz. Elektrikli “scooter”lardaki yasağı kaldırırsınız. Yasak ve ceza aslında merkezi hükümetten ödenekleri kesinti ve kısıntıya uğrayan belediyelerin işine geliyor. Geçenlerde sohbet ettiğim bir belediye meclis üyesi üç kameranın, yanlış giriş yapan araçlara bir ayda gönderdiği cezanın 1 milyon sterlinin üzerinde olduğunu söyledi. Bu “çevre dostu” diye yutturulan proje ile belediyelere yeni bir gelir kapısı doğdu.

Söz trafikten açılmışken yollarda belediye adına araçları kontrol eden “trafic warden”lardan da söz etmek istiyorum. Bu görevliler aslında belediye çalışanı olmayıp taşeron şirketlerin elemanları ve yazdıkları cezaya göre de prim alıyorlar. Bu nedenle tam bir akbaba gibi davranıp haklı haksız araç sahiplerine ceza yağdırıyorlar. Bakkaldan bir ekmek almak için 5 dakikalığına aracınızı sokağa park etmeye göresiniz, sokakta saklanmış bu akbaba uzaktan cezayı yazmaya başlıyor. Oysa bütün belediyelerin araçların 5-10 dakikaya kadar park edilmesine izin vermesi gerekir. Böyle olunca tüketici özel parkları olan dev süpermarket zincirlerine yönlendiriliyor.

Söze gelince de belediyeler küçük esnafı destekledikleri konusunda mangalda kül bırakmazlar. Belediyeler bu akbabaların “taşeron” olduğunu söyleyip sorumluluktan kaçamazlar. Tekstil döneminde büyük konfeksiyon firmalarına Uzak Doğu’da üretim yapan taşeron firmaların çocuk işçi çalıştırdığı basına yansıyınca kıyamet kopmuştu. Sonuçta bu konfeksiyonlar anlaşmalarını birer birer iptal etmek zorunda kaldır. Aynı şey. Belediyelerin de bu akbabaların yerine yönetmeliklere uyan kendi eğitimli elemanlarını devreye sokmaları ve ceza kurallarını esnetmeleri gerekiyor.

Peki bu kaleme aldığım sorunlar çözülebilir mi? Kesinlikle. Sadece yapmanız gereken bu konuda açılan imza kampanyalarına ve protesto eylemlerine katılmanız ve dostlarınızı da katmanız. Ayrıca bölgenizdeki belediye meclis üyelerin bu saçma sapan uygulamaların kaldırılması için mektup göndermeniz, ziyaret edip kulis yapmanız gerekir. Unutmayın ağlamayan çocuğa meme vermezler.

2648550cookie-checkİNGİLTERE… Çevre adına yapılan en saçma uygulama
Önceki haberSistemik ırkçılık çocukları öldürüyor
Sonraki haber‘Celal Kılıçdaroğlu pişman görünüyordu, avukatının parasını bile ödemediler’
Faruk Eskioğlu, (1958, Akşehir) gazeteci ve yazar. 1985'ten bu yana yaşadığı Londra'dan Türkiye'deki ulusal medyaya yönelik muhabirlik, temsilcilik yaptı. Londra'da yayınlanan Türkçe toplum gazetelerinde çalıştı ve bazı gazetelerin kuruluşunda yer aldı. Halen sosyolojik değeri olan haber ve araştırmalara ağırlık veren yazar, halen 2004'te kurduğu Açık Gazete'yi (acikgazete.com) yönetiyor ve köşe yazarlığını sürdürüyor. Eskioğlu, 13'üncü yüzyılın sonunda Horasan'dan Akşehir Maruf köyüne yerleşerek tekke kuran Hasan Paşa soyundan geliyor. Hasan Paşa'nın oğlu Şeyh Hacı İbrahim Veli Sultan'ın "Mülk Allahındır" felsefesiyle Anadolu'da bir ilk sayılan kendine adına kurduğu yoksullara yardım vakfı ise halen faaliyettetir. Eskioğlu, ilk ve orta öğrenimini Akşehir'de tamamladıktan sonra 1979’da AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1984’te Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde "master" yaptı. THA’da gazeteciliğe başladı. Aralık 1985’te kendi deyimiyle "siyasi sürgün" olarak geldiği Londra’da ilk 2 yıl baba mesleği kasaplık yaptı. İngilizce öğrendikten sonra medya okudu. Uzun yıllar Nokta dergisi İngiltere Temsilciliği, Hürriyet Londra bürosunda habercilik yaptı. Gazeteciliğin yanısıra 1986-98 arasında grafiker tasarımcı olarak çalıştı. Ayrıca pek çok siyasi afiş ve logo tasarladı. 1998’de Türkiye’ye döndü. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’nde haberci ve star.com.tr’de ekonomi editörü olarak görev yaptı. “Basında etik ve toplam kalite yönetimi” üzerine araştırmalar yaptı, bu konudaki konferans ve panellere katıldı. Türkiye’deki 2001 ekonomi krizinde Londra’ya dönerek grafiker tasarımcılık ve gazeteciliği sürdürdü. Toplum gazetelerinden Olay’da genel yayın yönetmenliği yaptı. Londra’da ilk Türkçe internet gazetesini çıkardı ve toplum gazetelerine ilk ajans hizmeti sundu. 2004’te dünya haberleri veren acikgazete.com’u kurdu. İki ayrı toplum gazetesini yayına hazırladı. Türkiye’deki bazı tv kanallarına haber geçti, uzun süre Akşam Londra Temsilciliği’ni üstlendi. Londra'da 2004’te "İçimizden Birisi: Vanunu" başlıklı bir kısa film çekti. Londra'daki toplumu anlatması açısından bir ilk sayılan "Aşkolsun! Adı Aşkolsun" başlıklı belgesel romanı 2007’de Türkiye’de yayımlandı. Türkiye'den 150 ve Kıbrıs'tan 100 yıllık İngiltere'ye göçün anlatıldığı 3 ciltlik "Londra'da Bizim'Kiler" başlıklı araştırması 2019 sonunda çıktı. Eskioğlu’nun Su ve Defne (2004) adlı ikiz kızları bulunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.