İNGİLTERE… Futbol ve ırkçılık

Futbol ve ırkçılık. Birbirine göbekten bağlı iki şey. Tabii futboldaki ırkçılığın toplumun ırkçılığını yansıttığı gerçeği gözardı edilemez.

Yıllardan beri ırkçılığı futboldan arındırmak için uğraş verilmektedir.

Mart ayının ortalarından beri seyircisiz oynanan İngiltere Premiership maçlarına geçen hafta ilk kez kısıtlı sayıda seyirci alındı. 4000 civarında.

İlk günden ırkçılık çirkin suratını gösterdi. Millwall taraftarları futbolcuların “Black Lives Matter (Siyah Canlar Değerlidir)” hareketini desteklemek amacıyla birkaç saniye diz çökmesini yuhaladılar.

Batı Londra takımı olan Millwal taraftarları arasında aşırı ırkçı bir zümre olduğu yıllardan beri bilinmektedir. 

Millwall takımının rakibi Derby County takımında oynayan yarı Kıbrıslı Türk Colin Kazım Richard, taraftarların bu çirkin hareketini protesto etmek için ayağa kalkıp yumruğunu havaya kaldırdı. 

“Black Power” sembolü olarak bilinen bu sembol 1968 Meksiko Olimpik Oyunlarında, 200 metre koşuda altın ve bronz madalya kazanan Tommy Smith ve John Carlos tarafından ırkçılığı protesto amacıyla kullanılmış ve ölümsüzleştirilmişti. 

Futbolda ırkçılık tartışmasına hafta içi Türkiye takımlarından Başakşehir ve Paris St. Germain (PSG) arasında oynanan Şampiyonlar Ligi maçında da şahit olduk. 

İstanbul Başakşehir yardımcı antröneri Webo’ya Romanya’lı dördüncü hakemin ırkçı söylemlerde bulunduğu gerekçesiyle takım sahadan ayrıldı. 

PSG de takdire şayan bir davranışla Türkiye takımının bu hareketini destekledi ve onlar da sahayı terketti. 

Bunlar çok önemli, çok gerekli davranışlar. Ancak yarıda kalan maçın Avrupa Futbol Federasyonu UEFA’nın baskısı ile ertesi gece oynanması bu davranışları sıfırla çarptı. 

Bu olay bir kez daha gösterdi ki UEFA futbolda ırkçılık sorununa değil, büyük paralar getiren Avrupa Şampiyonlar Liginin her şeye rağmen devamını sağlamaya önem vermektedir.

Geçen akşam futbolda başka önemli bir olay daha oldu. 

Millwall’un kendi sahasında, Londra’nın başka takımı QPR takımına karşı merakla beklenen maçı vardı. 

Sahaya iki takım birlikte, seyircilerin alkışları arasında büyük bir pano tutarak girdiler. “Eşitlik. Değişim için birlikte” sözleri yazan bir pano. Pano ayrıca “Irkçılığa Kırmızı Kart” grubunun simgesini de taşımaktaydı.

Belli ki Millwall diz çökme yerine kendi yöntemleri olan bu yöntemi kullanma kararı almıştı. Maçtan hemen önce QPR takımının diz çökmesini Millwall taraftarlarının alkışlaması da gözden kaçmadı.

Bu neyi gösteriyor? Sanırım Millwall çevresindeki ırkçı zümrenin aniden anti ırkçı olduğunu değil pek tabii. 

Bir bakıma bu olaylar sembollerin, sloganların anlamsızlığını gösterdi.  QPR takımının siyah Futbol Direktörü Les Ferdinand (Beşiktaş taraftarları onu iyi tanır), diz çökmekle ilgili şunları söylemişti:

“Değişimi sağlayacak olan diz çökme değil, aksiyondur”. 

Ferdinand bu sözlerle sembollerin, etkili girişimler olmadan ne kadar anlamsız olduğunu ifade etmek istemişti. Ayrıca başlangıçta çok etkili olan diz çökme hareketinin giderek sulandırıldığını da sözlerine eklemişti Les Ferdinand. 

Doğru söze ne denir? 

Futbolun devleri Mbappe ve Neymar gibi oyuncuların ırkçılık yaptığı iddia edilen 4üncü hakeme kırmızı kart göstermeleri çok anlamlı, ve etkili idi.

Ancak futbolcular ne kadar iyi niyetli olursa olsunlar, yöneticiler ırkçılık sorununu çözmek için kararlılıkla girişimde bulunmazlarsa değişen bir şey olmayacaktır. 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.