İNGİLTERE… “Medeni” batılıların günahları

Batı medeniyeti üzerine sorgusuz, sualsiz övgü yağdıranlara hem acırım, hem de onlara karşı derin bir hiddet hissi beslerim. Hele hele bunlar “solcu” olduğunu iddia eden bilinç yoksulu cahillerse.

İki Pazar önce Sunday Times Gazetesinin dergi sayfalarında kan donduran bir yazı okudum. 

Yazının başlığı şöyle: “Kanada’nın Gömülmüş Ayıbı”. Sarah Baxter tarafından kaleme alınan yedi sayfalık makale, Kanada’nın yerli halkının çocuklarının hüzünlü öykülerini anlatıyor.

Yazar, 1831 yılından itibaren Kızılderili yerlilerin çocuklarının zoraki olarak ailelerinden alınıp özel olarak açılan ve onları “medenileştirmeyi” amaçlayan okullarda toplandığını anlatıyor. 

Aslında bu okulları yöneten Katolik Misyona ait bazı rahip ve rahibelerinin amacı çocukları sapık emelleri için kullanmaktı. Çocuklar bu sözde okullarda yıllarca işkenceye ve cinsel tacize maruz kalmış, yüzlercesi, binlercesi de yaşamını yitirerek gizlice toplu mezarlara gömülmüş. 

Yıllarca yerli kabileler tarafından dillendirilen, ama gözardı edilen gerçekler ancak Mayıs 2021 tarihinde su yüzüne çıkarılmış. 

Bu tarihte British Columbia eyaletinde Kızıldereli çocukların okullarından olan ve 1978 yılında kapatılan Kamploos Okulunda yapılan kazı, 215 çocuk mezarı meydana çıkarmıştı. 

Haziran 2021 ve daha sonra yapılan kazılarda 1093 çocuk mezarı daha bulundu. Henüz 1150 hektarlık arazinin çok küçük bir kısmı kazılarak bulunan bu mezarlara binlerce daha eklenmesi bekleniyor. 

2008 yılında Kanada hükümeti tarafından başlatılan “Gerçeklerle Yüzleşme Komisyonu”, 2015 yılında bir rapor yayınladı. Rapor, yüz yıl içerisinde 4100 yerli çocuğun hastalık, kötü bakım, ihmal, kaza ve intihar nedenleri sonucu yaşamlarını kaybettiklerini belirtiyor. 

Devamlı başka dinlerin vahşetini vurgulayan Batılılar, kendi din insanlarının çok kısa sayılan bir dönem önce masum çocuklara uyguladıkları vahşeti görsünler. Bunlar ders kitaplarında okutulmuyor.

Aynı zamanda “Batı Medeniyetini” göklere çıkaran, gerçek tarihten haberdar olmayan Batı hayranları da görsün bu vahşeti. 

30 Eylül Kanada’da ‘Ulusal Gerçek ve Yüzleşme Günü’ olarak kutlanır. O gün ülke çapında turuncu renk tişörtler giyilir. 2013 yılındaki bir anma gününde Phyllis Webstad, okula ilk gittiği gün rahibelerin turuncu tişörtü dahil tüm giysilerine el koyduklarını anlatmıştı. O yüzden turuncu rengin hislerinin kayda değer olmadığını simgelediğini söylemişti Webstad konuşmasında.  

 

***

Yukarıdaki örnek Britanya İmparatorluğunun sadece bir vahşet örneklerinden. Onların, Hollanda, Portekiz, İspanya, Fransa, Almanya, Belçika, İtalya ve saymadığım diğer Batılı ülkelerin Afrika, Asya, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, ABD, Latin Amerika’daki eski kolonilerinde yaptıkları yağma, sömürü, soykırım da sayılırsa ortaya üzeri örtülmeye çalışılan bir vahşet, utanç zinciri çıkar.

Bu sözde medeni Batılı ülkeler gerçi şimdi geniş çapta soykırım yapmıyorlar ama sömürdükleri eski kolonilerinden ülkelerine daha iyi yaşam şartları için göç eden göçmenlere karşı insanlık dışı ırkçılıkları aralıksız sürüyor. Aslında göçmenleri ülkelerini terk etmeye zorlayan koşulları yaratanlar da bu “medeni” Batılı ülkelerdir. 

Zaman zaman Batılı liderlerin yarım ağızla geçmişte işledikleri insanlık dışı suçlar için özür dilemeleri yaptıklarını hiçbir zaman affetmeyecektir.

“Yüzleştiğimiz her şeyi değiştirmemiz mümkün değildir. Ancak yüzleşmeden hiçbir şeyi değiştirmek de mümkün değildir” James Baldwin

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 5 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.