İNGİLTERE… Yaş, yaşam, yaşamak

Yaşamak: “Canlılığını, yaşamını sürdürmek, yaşamda bulunmak, sağ olmak”. Oxford sözlüğünün yaşamak tanımı.  

“Yaşamda bulunmak” ve “sağ olmak” tanımı özellikle ilginçtir. 

Yaşamak bunlar mı demektir aslında, yoksa Nazım’ın aşağıdaki dizelerindeki mi ideal yaşam?

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine”.

Nazım Hikmet’in “Davet” şiirinin son dizeleri. Ancak bu sözlerden sonra üstad şiiri şöyle bitiriyor: “Bu hasret bizim”.

Bundan anlaşılan: Bu ideale hasretiz. 

Televizyon reklamlarının bazıları hayat dersi gibidir. İçerikleri, onlardan anladığınız aklınızda kalır ama reklam ettikleri ürünü bir çırpıda unutursunuz.

Böyle bir reklamı anımsadım. Küba’da 4 (yoksa 5 mi?) adam gün zarfında ağır, angarya işlerde çalışırlar. İş çıkışı fakirhanelerine döner, dolaplarından çıkardıkları çok şatafatlı giysileri giyerler ve dans salonlarında eğlenceye giderler. 

İşte buna yaşamda bulunmak, sağ olmak değil, hayatın tadını çıkarmak, hayattan zevk almak denir. 

Küba ilginç bir örnek aslında. Çünkü belki de iyi yaşamın materyalle ölçülmediği tek ülkedir orası. Yoğun yoksulluğa rağmen insanlar yaşamın tadını çıkarabiliyorlar.

Beni çok kızdıran, bazı kişilerin “ben çocuklarım için yaşarım” demesidir. Gerçekten de gerek çocukları gerekse başkaları için yaşayan, daha doğrusu yaşamda olan çok insan var. Özellikle bizim kültürde.  

Kendi yaşamını önemsemeyen bir insanın ne çocuklarına, ne de başkalarına hayrı olmaz. 

Yaşamak çok güzel. Ama tam anlamıyla, hayatın tadını çıkararak, hayata iz bırakarak yaşamak. Yaşamda olmak, sağ olmak değil. 

Bakın ömrünün büyük kısmını sürgünde, hapiste geçiren Nazım Hikmet ne diyor:

Yaşamak ne güzel şey Taranta- Babu / Yaşamak ne güzel şey / Anlayarak bir usta kitap gibi / Bir sevda şarkısı gibi duyup / Bir çocuk gibi şaşarak yaşamak.

“Teşekkür ederim” yerine güya modern olacağız diye “sağol” deriz çoğumuz. Ama biz Kıbrıslılar “yaşşa” da deriz çoğu zaman. Ne de iyi yaparız. Çünkü yaşamak sağ olmak değildir. 

Yaş: “Var oluştan, doğuştan bu yana geçen ve yıl birimiyle ölçülen zaman”. Türk Dil Kurumunun yaş tanımı da bu.

Yaş otuz beş yolun yarısı eder / dante gibi ortasındayız ömrün, diyor Cahit Sıtkı Tarancı. Ömrümü tamamlamaya ramak kalmış demektir bu. 

Şiirin yazıldığı yıl 1946. Ama bugün Türkiye’de erkekler için yaşam beklentisi 74. Yani geçen sürece rağmen şair o kadar da gerçeklerden uzak değil. Neyse yaşadığım ülkede yaşam beklentisi 80!

Bu hafta yaşamdan bir yıl daha almama birkaç gün kala aklıma gelenlere değindim. 

Yaşamda bulunmakla, sağ olmakla yetinmeyiniz. Yaşayınız.

Hayat bir nefestir, aldığın kadar / Hayat bir kafestir, kaldığın kadar /Hayat bir hevestir, Daldığın kadar. Mevlana

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.