İngiltere’de grevler etkili oluyor, sendikalar daha ilerisini hedeflemeli

Polly SMYTHE / Guardian – Tarihçi Eric Hobsbawm’ın bir zamanlar yazdığı gibi, sendikal hareketin gücü, üye sayısını gösteren grafikle tam olarak anlaşılamaz. Bunun yerine, faaliyetlerde “sıçramalar” ve “patlamalar” olur. Ona göre, bu öngörülemeyen zirveler ve ani yükseliş anları, “sıkıştırılmış gibi sadece periyodik olarak tutuşan yanıcı madde birikim’” ile meydana gelir.

Britanya şu anda bir tutuşma anı yaşıyor. Pek çok kişinin şimdiden “grevlerle dolu sıcak yaz” olarak adlandırdığı bir döneme giriyoruz.

Ücretlerin durumu hikayenin büyük bir parçası. Enflasyonu da hesaba katarsak, önümüzdeki iki yıl içinde ücretler yıllık 1750 Sterlin azalacak. Fiyatlara paralel olarak ücretleri artan tek çalışan grubu, yılda 170 bin sterlinden fazla kazananlar.

Kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yana ilk kez işgücündeki daralma, işsiz sayısından daha fazla açık iş olduğu anlamına geliyor. Boş pozisyonlara insan bulmakta zorlanan bazı işverenler, mevcut personeline zorunlu fazla mesai dayatmaya çalışıyor. Kuzey İrlanda’daki Caterpillar grevinde tartışılan konulardan biri de buydu.

Kovid-19 pandemisi, çalışma biçimlerimizi bozup yeniden düzenlerken, çalışanların özgüveninde bugün yaşanan beklenmedik yükselişin de temellerini atıyordu. İşten çıkarma ve yeniden işe alma taktikleri ve okulların yeniden açılması konusundaki pandemi kavgaları, çalışanlara gücünü deneme ve kolektif güvenlerini inşa etme fırsatı sağladı. İletişim İşçileri Sendikası CWU’nun Royal Mail ve British Telecom Grubu’na karşı eylemi, Demiryolu İşçileri Sendikası RMT’nin Network Rail’e karşı eylemi, hastanelerde taşeron şirketlere çalışan temizlik işçileri ve hizmetlilerin eylemleri gibi şu anda gördüğümüz pek çok uyuşmazlıkta önemli bir kaldıraç noktası “kilit işçi” fikridir. Aşırı çalışma saatleri, pandemi döneminin getirdiği stres ve hızla ağırlaşan işyeri koşulları karşısında, “temel” veya “kilit” olarak kabul edilen çalışanlara hep daha iyisini hak ettikleri söylendi. Ancak, CWU’nun Genel Sekreter Yardımcısı Terry Pullinger’ın dediği gibi, “Hak ettiğimizi alamıyoruz. Pazarlık ettiğimiz şeyi alıyoruz.”

Her ne kadar son on yılların ortalaması tarihsel açıdan düşük olsa da, işçi eylemleri son beş yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. RMT’nin haziran ayındaki eylemi, demir yollarında 30 yılı aşkın bir süredir görülen en büyük eylemdi. CWU, Royal Mail’e karşı grev eylemi için yüzde 77 katılımla yüzde 97,6 oy alarak 2016 Sendikalar Yasası’nın yürürlüğe girmesinden bu yana grev eylemi için en büyük yetkiyi elde etti. Sharon Graham, en büyük sendikalardan Unite’ın genel sekreteri olarak seçilmesinden bu yana geçen 10 ay içinde 63 bin Unite üyesinin uyuşmazlıklarına yol gösterdi. Eğer “enflasyonun bedeli işçilere ödetilirse” yüzlerce uyuşmazlık daha çıkabileceği uyarısında bulundu.

Şu anda bu tür eylemler büyük ölçüde kamu sektöründe yoğunlaşmış durumda. Bu durum kısmen, içinde bulunduğumuz yılda özel sektörde yüzde 7,2 olan ortalama ücret artışının kamu sektöründe sadece yüzde 1,5 olmasından kaynaklanıyor. Aynı zamanda üyelikteki farklılık da söz konusu: Son verilere göre kamu sektörü çalışanlarının yüzde 51,9’u sendika üyesi iken, özel sektör çalışanlarının sadece yüzde 12,9’u üye. Ancak bu durum grevlere açıkça siyasi bir boyut kazandırıyor, zira kamu sektörü ücretleri nihai olarak seçilmiş temsilciler tarafından belirleniyor. Buna bir de sendikaların, İşçi Partisi’nin büyük ölçüde uzak durduğu analiz ve fikirleri kamusal söyleme dahil etme biçimini eklediğinizde (enflasyonla mücadelede ücretleri baskılamak yerine kâr sınırlamasına gitmek gibi) nispeten küçük grev eylemlerinin bile neden büyük bir etkiye sahip olabileceğini görebilirsiniz.

Ama mevcut durumdan heyecan duyanlar temkinli olmalı. Özel sektörde grev dalgası olan yerler, British Airways veya demir yolları gibi eskiden kamuda olan işletmelerin ötesine pek geçemedi. Adaletsizlik duyguları militanlığa dönüşürken, sendikaların bu duyguları hayata geçirme görevini üstlenebilecekleri de net değil. Haziran ayında RMT, Network Rail’in yüzde 2’lik ücret artışına karşı meydan okurcasına grev eylemi yaparken, süpermarket çalışanları sendikası Usdaw, Morrisons çalışanları için yüzde 2’lik ücret artışını müzakere etmeyi bir zafer olarak gördü. Ama üyeler kendilerine sunulan bu anlaşmayı reddetti.

Şu anda karşı karşıya olduğumuz şey, ABD’li emek çalışmaları uzmanı Kim Moody’nin sözleriyle, “kesinlikler değil, fırsatlar”. Bu yıl şimdiye kadar yaşanan uyuşmazlıklar etkileyici ve önemli olmakla birlikte, aynı zamanda savunmaya yönelik: Söylem daha iddialı olsa da mücadele büyük ölçüde koşulların daha da kötüleşmesini önlemek için. İşçi gücüne elverişli ekonomik koşulların -yüksek enflasyon, sıkı işgücü piyasası ve tedarik zinciri kesintileri- sürpriz bir şekilde ortaya çıkması da rehavet riskini beraberinde getirebilir. Hem tabanın hem de liderlerin harekete geçme konusundaki istekliliğinin artması umut verici, ama dalgalanmaya açık koşullar başarıyı garanti etmez.

Hobsbawm’ın da belirttiği gibi, yanıcı maddelerin birikmesi ile bunların tutuşması arasında fark vardır. Ancak işçiler birbirlerini mücadele ederken gördüklerinde kıvılcımlar saçılmaya başlayabilir. ÇEVİRİ: EVRENSEL

2624290cookie-checkİngiltere’de grevler etkili oluyor, sendikalar daha ilerisini hedeflemeli

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seven + one =