İZLEMEK GEREKSİZ: FİNALDEN ÖNCE ŞAMPİYON BELLİ OLDU

SEDAT YILDIRIM SARICI – Son 20 yıldır Ortadoğulular öylesine ağır suçlamalarla, aşağılamalarla karşılaştılar ki hakikaten yüreklere su serpecek morale ihtiyacımız vardı. Şu son Avrupa Futbol Şampiyonası benim gibi teselli arayanlara derman oldu.

“Hep bir hallı Turhallıyız, biz bize benzeriz” ama, bu kadar da değil. 11 Eylül 2001’deki Dünya Ticaret Merkezi, İkiz Kuleleri’ne ve Pentagon’a uçaklarla saldırı müslümanların üzerine yıkıldı. Birçok kimse komplo olduğunu söylese, farklı kanıtlar önse sürse de hakim medya gruplarının baskın algı operasyonları hakikati gölgeledi ve ithamı değiştiremedi. Fatura bize çıktı.

Ardından IŞİD’ın Suriye ve Irak katliamları, Avrupa metropollerindeki ölümcül intihar saldırıları, şeriat yanlısı radikal İslamcı silahlı örgüt Boko Haram tarafından Nijerya’da binlerce insanı öldürme, kent ve kiliseleri yakma, göçlere sebep olma, genç kızları dini gerekçelerle kaçırıp taciz ve satma gibi pek çok eylemle gündeme gelinmiş itibarımızı sıfırlanmıştı. Bütün bu hadiselere bir de İslami ülkelerdeki siyasi liderlerin akıl almaz beyanatları veya Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda ayan beyan yazar Cemal Kaşıkçı cinayeti eklenince, bizim gibi yaban ellerde yaşayanların vay ki vay haline!

Pink Floyd – Roger Waters Filistin bayrağıyla

2 Temmuz 2005’de “Live 8” başlığıyla Afrika başta olmak üzere yoksul ülkelere Londra merkezli yardım konseri düzenlenmiş, dağılmış olan efsanevi rock topluluğu Pink Floyd sadece bu yardım organizasyonu için yeniden bir araya gelip bütün dünyanın dikkati bu noktaya çevrilmişken, beş gün sonra (7 Temmuz) ve 21 Temmuz’da terör saldırıları gerçekleştiriliyor ve 52 masum insan can veriyordu. Saldırıları El Kaide üstlendi, yine yerin dibine battık.

Son yıllarda Hollywood’dan çıkan her üç filmden birinde bölgemize yönelik kültürel aşağılamaların artması, kişisel ölçekte elden geldiğince aklı selim davranışlarla “iyi intiba” yaratma gayretlerimizi de boşa çıkardı. Uzatmayayım.

Derken, şu futbolu icad edenden Allah razı olsun. Mısır’dan Muhammed Salih, Liverpool’a geldi. Çocuk hakikaten güzel top oynuyor. Durmadan gol atıyor. Efendi, güler yüzlü. Gol attıktan sonra toprağı öpüyor, secdeye kapanıyor.

Muhammed Salih

2005 – 2017 arası İngiltere’deki terör saldırıları sonucu 81 kişi ölmüş, 823 kişi yaralanmış. Bakın Liverpoollu futbol severler Muhammed için nasıl şarkısözü yazmışlar.

“birkaç gol daha atarsa ​​/ ben de Müslüman olacağım… / neydi, neresi amacım / camide oturacağım.”

Liverpool’da top oynayan Emre Can da var ama bir de Sadio Mané var. Hani şu kırık telefonuyla gündeme gelen olağanüstü yetenek. Ne demişti, aktaralım:

“Neden 2 uçak, 10 Ferrari, 20 elmas saat isteyeyim ki? İnsanlık için bir işe yarar mı? Aç kaldım, tarlalarda çalıştım, yalın ayak oynadım, okula gidemedim. Ama artık insanlara yardım edebilirim. Okullar kurup fakirlere yiyecek veya giysi vermeyi tercih ediyorum. Okullar ve stadyum yaptırdım; aşırı yoksulluk içinde olan insanlara giyecek, ayakkabı ve yiyecek sağlıyoruz. Ayrıca Senegal’in yoksul bir bölgesinde aile ekonomisine katkı sağlamak için tüm insanlara aylık 70 avro veriyorum. Lüks arabalar, lüks evler, seyahatlerimizi ya da uçakları sergileyeceğime, hayatın bana verdiklerinden birazını halkımla paylaşmayı yeğliyorum”

Raheem Sterling ailesiyle

İngiltere’de oynayan Raheem Sterling adlı bir çocuk daha var. Bu turnuvada bütün maçlarda gol attı. Atmadıysa da gol pasını verdi. Yedek kulübesinde beklerken bile gol atıyor. Hatta oynamadığı maçlarda, evde televizyon seyrederken bile golleri varmış. Çakra, mantra, dua, büyü,  tütsü, meditasyon karışımı bir şeymiş. O golleri izlemedim (halüsinasyon) ama bu turnuvada neler yaptığını (ekrandan) gördüm.

Bulgaristan’da filan ırkçı saldırılara da hedef olmasına kaşın ölçüsüzce tepkisine rastlamadık. Centilmence sükunetini korudu. Adam kız gibi nazikçe oynuyor. Hiç faul yapmıyor ama aslan gibi golleri diziyor. Demek ki yetenek, zeka ve ahlak birleşince böyle oluyormuş.

Biraz atmosferi yumuştalım. Sizlere bu hafta müzik olarak ITV spor programının jenerik müziğini sunmak istiyorum: The Verve – Bitter Sweet Symphony

https://www.youtube.com/watch?v=1lyu1KKwC74

Soyunma odasından tam yeşil sahaya çıkarlarken Raheem’in ellerini havaya açıp sessiz sessiz bir dua edişi var ki helal olsun diyorum. Bu dua faslı Fransız Paul Pogba’da da var. Bu çocuk da Sterling gibi kimseyi itmeden kakmadan çok kibarca oynuyor. Çok akıllı, pasları profesör gibi. Fransa’da bir de Kerim Benzema var. O da müslüman. Bu iki çocuk olamasa Fransa’nın hali duman.

Paul Pogba

İsviçre’de top oynayan Xherdan Şakiri de tartışmasız takımının yıldızıydı. En kritik maçlarda en kritik goller onun eseriydi. Hepsinden önemlisi Arnavut kökenli olması. Babası anadilinden başka birşey bilmiyor, İsviçre’de bulaşıkçılık yaparak geçiniyorlarmış. Annesi büroların temizlik işlerinde çalışıyormuş. Ellerine geçen üç kuruşu da Kosova’daki ailelerine yardım etmek amacıyla gönderiyorlarmış. Şakiri bu şartlarda yetişmiş bir çocuk. O golleri atmak zorunda. Başka bir kurtuluş var mı?

Turnuva tarihinin de en kötü performanslarından birine imza atan Türkiye, 8 gol yiyip tek bir gol atarak 3 maçın hepsini kaybedince EURO 2020’ye katılan 24 takım arasında puan ve averaj bakımından en başarısız takım olmuş.

Yalnız Kerim Benzema, Xherdan Şakiri, Raheem Sterling ve Paul Pogba’nın efendilikleri, nezaketleri ve golleriyle turnuvanın şampiyonları bu defa müslümanlar oldu. Hayırlı olsun. Devamı gelsin. Finali izlememize gerek kalmadı.

_____________

* Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.