Kadına şiddet demokrasi ayıbıdır…

Üstünde yaşadığımız gezegenin hangi ülkesinde olursa olsun, kadına şiddet uygulanması hemen her gün kitle iletişim araçlarının gündeminden düşmüyor.
İster batı, ister doğu…
İster güney, ister kuzey.
Hemen bütün ülkelerde yaşayan kadınları kaderi şiddete maruz kalmak.
Şiddetin yoğun olduğu ülkelerin kalkınmamış ülkeler olduğu bir gerçek.
Ama insanın yaşadığı her toplumda, güçlü zayıfı ezmek için adeta fırsat kolluyor.

Ülkemizdeki kadına şiddet olayları ise giderek artış gösteriyor.
Bunun nedenlerini ne sosyologlar ve ne de psikologlar yeteri kadar aydınlatabilmiş değiller.

Sadece eğitimsizlik ve geri kalmışlıkla izah edilmesi zor olan bir toplumsal sorunun kökten çözümü de mümkün değil.
Ancak sayısal olarak azaltılabilir.
Ya da caydırıcı önlemler alınabilir.
Bence en önemli faktör erkeğin kaba kuvvet kullanmasına engel olmak için ceza yasalarımızda köklü değişikliklerin yapılması gerekiyordu.
Neticede yasa mecliste uzun uzun tartışıldı, kabul edildi, Cumhurbaşkanı da imzaladı ve yürürlüğe girdi.
Bu yeterli mi?

Daha başka ne yapılabilir?

Bu sorunun çözümünde toplumun her kesiminin harekete geçirilmesi gerekiyor.

Sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere, diğer kurum ve kuruluşlara büyük görevler ve sorumluluklar düşüyor.
Üniversitelerden başlamak üzere, kadına şiddete karşı duruş her zaman gündeme getirilirse, sivil toplum kuruluşları bu tür olaylara anında tepki verirse, bilgi toplumu dediğimiz bu çağda sosyal paylaşım ağlarında halk harekete geçirilirse sorunun çözümünde küçük ölçekte de olsa önemli aşamalar kaydedilebilir.

Önemli olan sorunun çözümünü ciddiye almak.
İhmal ve gecikmelerin faturası unutmayalım ki, gelecekte doğacak her kız çocuğumuz için baş belası sorun olarak karşısına çıkacaktır.
Kadına şiddeti eğer bir gün terörizmle yapılan mücadele gibi daha fazla ciddiye alırsak, sorunu önemli bölümünü çözmüş olabiliriz.
Yasalar nihayet caydırıcı olabilir.
Şiddete başvuran bilir ki artık karşısındaki sadece kadının güçsüzlüğü değil, devletin de yaptırım gücü vardır, o zaman iki kere düşünmek zorunda kalır.

Tabii yasalar günün koşullarına göre değiştirilmeli.
Toplumun gerisinde kalan, nal toplayan yasalar ne yazık ki sorunların çözümünde etkili olma vasfını yitiriyorlar.
Onun için çağın ruhunu yakalayan yasaları hayata geçirmek…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.