KANADA… Sarhoşların Ütopik Kenti

Her ülkenin fıkra üretilecek bir yanı bulunur ya, Kanada’da Eskimo ve kutup ayıları üzerine de türlü fıkra revaçtadır. 

Minik bulmacalar, dil üstüne kaydırmacalar da yaparlar:

¨Kutup ayısının en sevdiği burger hangisidir?¨ Cevap, ¨Ice-burger!¨ 

Bunlardan bir başkası sıkça tekrarlanır:  Eskimonun biri cebindeki İncil’i düşürmüş ava çıktığı sıra; eve dönünce fark etmiş. Aradan aylar geçmiş, bir kutup ayısı uzaktan geliyor, elinde İncil! Eskimoya uzatmış kutsal kitabı… Eskimo hemen haç çıkarıp “Bu bir mucize, Tanrı’nın işi bu!” demiş. Kutup ayısı, başını homurdatıp sallamış, “Yok, öyle değil!” diye cevap vermiş, “İncilin ilk sayfasında adınız soyadınız, adresiniz yazıyordu da…”

Bu türden şakalaşmalar, eğer iklim ve çevre sorunları böyle devam ederse tarihte kalacak görünüyor: Zira, Kutup ayılarına yazık oluyor! Pek çok bilim insanı ve araştırmacıya göre soyu tükenecek hayvan türleri arasında görülen kutup ayılarının 1990’deki nüfusları yaklaşık 31 bin civarındayken bugün 20 bine kadar inmiştir. Kutup ayısı olmadan Kuzey Kutbu’nun besin zincirini ve doğal çevresini yitireceği görüşü ağır basıyor ve kamuoyunun dikkatini çekmek için özellikle Kanada Radyo ve Televizyonu’nda üst üste yayınlar yapılıyor. Dikkat çekmek iyi de, ekranda ah vah diyerek seyretmekten öte yapılacak şey de kalmıyor izleyene… Ferah ferah, salon salamanje genişliğindeki artik-kutup bölgesine gidip beslensinler diye ayılara bal börek verecek değiller tabii; tehlikeli iş. 

Üstelik bunca tasa varken, Kanadalı yetkililere kutup ayıları da işte böyle dert oldu. Zaten dert gider, yeri boş kalmazmış; bunu halletsek başkası çıkagelir.

Nitekim salgında alkol tüketiminin inanılmaz boyutlara ulaşması da kamusal sağlık kuruluşlarını içkiden kaynaklı türlü rahatsızlık ve ölümcül hastalıkların yakın bir gelecekte hızla tırmanışa geçeceği kaygısıyla tedirgin bırakıyor. Salgındaki Kanada’da, kişi başına düşen yıllık ortalama alkol tüketimi, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlemesine göre 8.9 litreyi bulmaktadır. Dünya ortalamasının 6.2 olduğu hesaba alınırsa, Kanadalılar bayağı bayağı sarhoş gezmeye başladı diyebilirsiniz. Bunu, komşum bulunan İngiliz göçmeni, Liverpoollu Mr.Harold’a sormak istedim, fakat gündüz elinde birasıyla, akşam saatlerinde Kanada viskisiyle dolaştığından, sanki gücenir diye vaz geçtim.

Kanada’da böyle de ABD’de ve hele hele Birleşik Krallık-İngiltere’de farklı mı! 35 ülkeden toplanan veriler bu 3 ülke lehine pek iç açıcı görünmüyor: Son bir yılın değerlendirmesiyle, arka arkaya sıralanmış gibi bu 3 Anglo-Sakson ülkesinde halk ¨içip içip bana mısın demiyor!¨ 

İngiltere kadeh kaldırmakta birinci, ABD’li kuzen ikinci, Kanada bunlardan geri kalmayıp üçüncülük unvanını almıştır. Tabii bütün bu gelişmelerin kabahati de salgında eve kapanışa bağlanıyor; geçim derdi, depresyon ve gelecek kaygılarının üst üste gelişi diye kestirmeden karşılık vermek de mümkün. 

İçki tüketimi ve alkol sorunu Yeni Kıta – ABD ve Kanada için yeni bir şey değil, bu işin eskisi var, hatta İngiltere’deki 18.yüzyıl ortalarında çılgınlığa ulaşan Gin İçki tüketimine kadar uzanıyor; müzede asılı gravür resmi bile yapılmıştır. Toplumsal tarih ressamı diye bilinen İngiliz William Hogarth’ın Londra sokaklarında sızmış alkolikleri konu aldığı tablosu içki sorununa dair ender eserlerinden birisi.

 Neyse ki 1751’e kadar İngiliz Parlamentosu ardı ardına pek çok içki yasağı koydu da bu Gin-Cin çılgınlığının önüne geçebildi. Kanada’da içki yasaklarının, güneydeki ABD’ye uygun olarak 1930’larda yürürlükte olduğu da unutulmaz. Unutulmayan bir başkası ise 1950’lerin Amerikan rüyasında yer alan BoozeTown-Sarhoşların Şehri projesidir. 

Mel Johnson isimli Coloradolu bir işadamının tasarladığı baştan aşağı alkol tüketilen bir ütopik şehir kurma fikri kısa sürede meraklısını bulmuş, Amerika Kıtasında iş dünyasından, entelektüellerden, serüvencilerden oluşan bu meraklılar sarhoş liderlerinin BoozeTown adlı şehri bir an önce kurması için elden geleni esirgememişlerdi. 

Şehir muhtemelen Florida’da kurulacak, ana caddelerden birisi İskoç Viski Caddesi, diğeri Fransız Bourbon Konyak Bulvarı, ötekisi İtalyan Şarabı gibi isimlerden oluşacaktı. Bir rakı meydanı eksik! 

Ütopyasına göre şehirdeki polis sadece eğer içkiden yıkılan olursa büyük bir nezaketle ona yardım edecek, asla kötü davranmayacaktı. Zaten ütopyanın üyeleri de bu derecede alkolle yıkılacak insanlardan oluşmayacak, herkes sabah akşam içecek, ¨güzelleşecekti.¨ Yazık ki bu ütopya da diğerleri gibi daha baştan kadük çıktı. 

Ancak Mel’in BoozeTown girişimine ilgi duyanlar için hazırlanmış tişört, hediyelik eşya gibi şeyler kapış kapış satıldı. Mel Johnson içki severlerin El Dorado’su diye adlandırdığı ütopyasına kavuşamadı, zira sirozdan vefat etti, ancak bu hülyası için yazdığı günlükler ve bilhassa yazışmaları, mektupları ütopya çalışması yapan araştırmacılara değerli vesikalar olarak kaldı. Günlük ve mektupları ütopyalar tarihinin belgeleri arasındadır. 

Ne var ki, ciddiye alsan bir türlü, almasan hiç olmaz: Türkçede söylendiği gibi, aslına bakarsanız, ¨Sarhoşun mektubu okunmazmış!¨ 

Sarhoş bu; ona buna geceleyin yazar, sabahleyin aklı başına gelince pişman olurmuş. 

 

2591390cookie-checkKANADA… Sarhoşların Ütopik Kenti

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − 15 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.