Kanal İstanbul’a “tiksindirici borç” gölgesi

İrem Köker / BBC Türkçe – Kanal İstanbul için gündeme getirilen tiksindirici borç kavramı nedir, hangi durumlarda kullanılabilir?

Türkiye’de muhalefet partilerinin, iktidara geldikten sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “hayalim” diye nitelendirdiği Kanal İstanbul için alınan borçları ödemeyeceklerini ilan etmeleriyle başlayan tartışma sürüyor.

Bu tartışma kapsamında son olarak uluslararası hukukta var olan “tiksindirici borç” kavramı gündeme geldi.

Erdoğan, Cumartesi günü Kanal İstanbul’un güzergahı üzerinde yer alan bir geçiş yolunun temel atma projesinde yaptığı konuşmada, “Devletlerde devamlılık esastır. Bunlar devlet terbiyesi de görmediler. Siz nasıl devlet yönetimine talipsiniz ya? Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla da alırlar” dedi.

Erdoğan’ın bu sözlerine yanıt olarak, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Çarşamba günkü grup toplantısında “tiksindirici borç” kavramından bahsetti.

Akşener, “Uluslararası hukukta ‘tiksindirici borç’ diye bir kavram var. Bu kavram dış borç alan ve milleti için harcamak yerine kendi için kullanan liderler için kullanılır” diye konuştu.

Tiksindirici borç nedir?

İngilizcesi “odious debt” olan, Türkçe’ye “tiksindirici borç” ve bazı durumlarda “gayrimeşru borç” olarak da tanımlanan bu kavram, 1920’lerde geliştirilmiş bir doktrin.

Konuyla ilgili olarakBBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan siyaset bilimci Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek, bu doktrinin çıkış noktasını, “özellikle sorumsuz davranan, dışarıdan aldığı borçları ulusun menfaati yerine kendi kişisel zenginleşmesi için kullanan yönetimlerin aldıkları borçların yerine gelecek yönetimler tarafından ödenmesi sorunu” olarak anlattı.

Özpek, bazı ülkelerde otoriter yönetimlerin zamanla dışarıdan çok fazla borç almaya başladıkları ve bu borçları altyapı, eğitim veya diğer ekonomik yatırımlar için kullanmayıp kendilerinin ve etraflarındaki insanların zenginleşmesine harcadıklarını gösteren örneklerin ortaya çıktığını belirtti.

Özpek, “Dolayısıyla bu insanlar devrildikten sonra yerine gelen demokratik yönetimler, borç ödemekten altyapı ve eğitim gibi alanlarda yatırımlara harcayacak para bulamıyorlar. Dolayısıyla yeni gelen demokratik yönetim çok kırılgan oluyor ve bu doktrini uygulanmaya başlıyor. Çünkü eğer despot yönetimlerden sonra gelecek demokratik yönetimlerin dayanıklı olması bekleniyorsa o tiksindirici borç kavramı kullanılıyor” dedi.

Bu kavram nasıl ortaya çıktı ve gelişti?
Tiksindirici borç kavramı, Rus hukukçu Aleksander Sack tarafından ortaya atıldı. Sack, 1927 yılında yazdığı “Devletlerin Dönüşümünün Kamu Borçları ve Diğer Finansal Yükümlülüklere Etkileri” adlı kitabında, bu kavramı “bir devletin nüfusunun rızası olmadan, kreditörlerin de farkında olduğu bir şekilde, çıkarlarının aksine alınmış ve harcanmış borçlar” olarak tanımladı.

Sack, bu kitabında tiksindirici borçları savaş borçları, zorla verilen borçlar ve rejimlerin borcu kategorilerine ayırdı. Ancak zaman içerisinde diğer başka akademisyen ve bilim insanları da bu kavramı geliştiren yayınlar ortaya koydu.

20’nci yüzyılın sonları ve 21’inci yüzyılın başlarında da, “gelişmekte olan ülkelerde halkın çıkarı için harcanmamış borçların” da tiksindirici borç doktrini çerçevesinde ele alınması genel kabul gören bir görüşe dönüştü.

New York Üniversitesi (NYU) Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Robert Howse, 2007 yılında Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı için ele aldı makalede, bu kavramın “tiksindirici olarak kabul edilen bir rejimin” ardından kalan borçların tamamen ya da kısmen ödenmemesi için “ahlaki ve hukuki bir temel” sağladığını belirtti.

Howse, “Tiksindirici borç kavramı ile eski ‘tiksindirici’ rejim tarafından alınmış ve nüfusun çıkarlarına fayda sağlamayacak ya da zarar verecek şekilde kullanılmış olan borçtan kaynaklanan hukuki yükümlülüklerin kısmen ya da tamamen yerine getirilmemesi için ahlaki ve hukuki bir temel sağlamayı amaçlıyor. Genellikle de bu durum, borç verme işlemi yapıldığı döneme kreditörün bu koşullardan haberdar olup olmadığı ya da haberdar olmasının gerekip gerekmediğinin tespitiyle ilgilidir” diye yazdı.

HABERİN DEVAMINI KAYNAĞI BBC TÜRKÇE’DEN OKUMAK İÇİN LÜTFEN LİNKİ TIKLAYINIZ
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-57682051

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 + 14 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.