‘Karanlıklar Lordu’ ile ‘Ejder’ arasında…

Fatih Polat / Evrensel – Suç örgütü liderliğinden aranan Sedat Peker’in, basın danışmanı Emre Olur’un Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda, “Karanlıkların Lordu” diye seslendiği İnan Kıraç, Türkiye sermayesinin ilişkileri bakımından kritik bir isim.

Gazeteci Avni Özgürel de Ergenekon sürecinde, ‘Ejder yine kendini göstermeye başladı’ başlığıyla yayımlanan yazısında Türkiye’de darbelerin yerli ayağı tartışılırken üç beş generale odaklanıldığını belirterek, karar verme süreci açısından daha özel bir isme işaret ediyordu:

“Peki, karar verici bunlar değilse kim, dediğinizi duyar gibiyim. Hepsine hükmeden, sözünü dinleten kim gerçekten?

Kod adı Ejder!.. Aslında siyasetle fazla ilgili olduğunu düşünmediğimiz, farklı konumda, farklı ilgileriyle tanıdığımız biri o. Siyaset sahnesinde siluetini yakın zamanda görmeye başladık… Görünmek istediğinden, bilinmekte sakınca görmediğinden değil. Siyasi haber ve yazılarda adının anılması, en son isteyeceği şeydi onun. Ama hem arkasına saklandığı güç katmanları yırtıldıkça yüzü seçilir oldu hem de varlığını göstermesi, kendisine inananların beklediği moral destek açısından kaçınılmaz hale geldi…” (Radikal, 22.06.2011)

Özgürel, devamında biraz daha detaya giriyordu: “Kim bu, diyorsunuz. Söyledim, tanıdığınız, iyi bildiğiniz biri o… Bilmediğiniz, siyasetle bu denli ilgili olduğu… Hani, 2001’de birileri hükümetteki varlığına ihtiyaç kalmadığını düşündükleri MHP’yi koalisyondan atıp DSP ve ANAP’ın yanına Tansu Çiller’i yerleştirerek hükümet etme planı yaparlarken cürmü meşhut halinde yakalanmışlardı. Kurguyu yapan kişi o… Yurtbank patronu Ali Balkaner’in mahkeme ifadesinde ‘Bizler 18 büyük aileyiz. Hepimizin bağlı olduğu bir başkanımız var. 18 büyük aile bir havuz oluşturduk. Tüm ekonomi bunların elinde toplanıyor. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı manipüle eden kişi, bizim bağlı olduğumuz başkanımızdır. Tokyo Borsası’nda 800 milyon dolar kaybetti, bana mısın demedi’ diye tarif ettiği kişi…”

Taha Kıvanç’ın da aralarında olduğu bazı kişiler, bu ismin, İnan Kıraç olabileceğini ima ettiler. ‘Acaba Koç mu, İnan Kıraç mı?’ diye soranlar da oldu. Kimilerine göre, İnan Kıraç, Koç ailesinin damadı olduğu için bu iki ismi de aynı bağlam içinde kullanmak mümkün. Kimilerine göre de, bazen mümkün bazen değil!

11 Eylül 2017 günü Silivri’de görülen Cumhuriyet davası sırasında, salonda tanık olarak dinlemiştim İnan Kıraç’ı: “İlhan Selçuk tarafından 2009’da Yönetim Kurulu’nda görevlendirildim, bir istifa üzerine benim vakfa girmemi istedi. Ölümünden bir süre önce rahmetli beni çağırdı ve dedi ki ‘Sana bir Vakıf bırakıyoruz ama bundan sonra durumumuz zor. Güveneceğin kişiler Alev Coşkun ve Aydın Aybay’dır’ dedi.”

Başkalarına göre ise İlhan Selçuk, reklam dünyası içinde Koç ailesine bağlı şirketlerin önemli yeri olduğu için İnan Kıraç’a bu teklifi götürmüştü. İzafi yorumlara açık bu kısmı bu şekilde geçelim.

Kıraç, ifadesinde “Hemen şunu söylemek isterim, ifademde ‘Bir Cumhuriyet okuruydum ama artık Cumhuriyet gazetesini okumuyorum ve yayın politikasını da doğru bulmuyorum’ derken, bundan katiyetle terör örgütleriyle temas edilmesini kast etmedim. Kastım İlhan Selçuk, Uğur Mumcu’nun yolundan kademe kademe ayrılmalarıdır” dedi.

Bu sözler, Cumhuriyet gazetesine yönelik olarak, ‘yayın politikasındaki değişiklik’ iddiası ile başlatılan operasyonda kilit isim olan Alev Coşkun’un duruşuna güçlü bir destek anlamına geliyordu.

Dolayısıyla, gazetenin yöneticisi, yazarı, çizeri, muhabiri, 12’si tutuklu 19 kişinin yargılandığı davada, ‘sanık sandalyesinde’ oturtulmuş olanlar açısından Kıraç’ın, ‘Bu tutuklamaları da doğru bulmuyorum’ gibi bir cümle kurmamış olması garip değildi. Zaten tutuklananlara ‘geçmiş olsun’ türünden bir mesaj da göndermemişti.İnan Kıraç, 7 Eylül 2018 günü yapılan Cumhuriyet Vakfı Genel Kurulu’na, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yazısıyla da katılması gerektiği belirtilen isimdi. Genel Kurul sürecinde tedavi gördüğü ve toplantıya hasta olarak gelip oyunu kullanarak gittiği hatırlanıyor. O genel kurulda çıkan sonuçla birlikte, operasyon başarıya ulaşmış ve Cumhuriyet’te Alev Coşkun dönemi başlamıştı. Konuştuğum bazılarının, ağırlık noktası olarak İnan Kıraç’ı Alev Coşkun’un daha üzerinde gördüğünü belirterek devam edeyim.

Cumhuriyet’te operasyon süreci öncesinde Vakıf yönetiminde bazı isimler HDP haberleri ya da Selahattin Demirtaş ile yapılan röportajlardan rahatsızlıklarını sıkça dile getiriyordu ve bu isimler arasında İnan Kıraç da anılıyor. Hatta bu yöndeki kimi şikayetleri karşısında kendisine, “Cumhuriyet’i, Koç grubunu yönetir gibi yönetemezsiniz” denildiği söyleniyor.

Yazıyı bağlarken Sedat Peker’in ‘Karanlıklar Lordu’ ve Avni Özgürel’in ‘Ejder’ ifadesiyle yaptığı imaya dair de şunu vurgulamakta fayda var. Darbeler, ‘faili meçhuller’ ve karanlık ilişkilerle tarihi yazılan bir ülkede gizemli tariflerin hep bir cazibesi oluyor. Ancak Türkiye sermayesinin talep ve yaklaşımlarının devlet bürokrasisi ile siyaset içindeki temsilinde önemli bir yerde duran bir isim, öncelikle sınıfsal bağlamlar içinde doğru anlaşılabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.