Karantinada tatil – Covid günlüğü

Kendime tatil olsun diye bugün…

Zeytinyağlı fasulye yaparım belki…

Kılçığını ayıklarken, bir derenin yamacındaymışım gibi mesela

balıkların sıra sıra yüzdüğü suya

kesik yerlerinden acıyan

ellerimi bırakırım.

Biraz ‘aferin’ bırakırım beğendiğim yerden

Koca bir ‘estağfurullah’ bırakırım bir de…

Kelimeler yerini ıskalamasın da aman…

Kalbimin sürüklendiği yere de

çokça zeytinyağ dökmeli

dolanmasın diye taşa yosuna..

 

Güzel bir film bulurum belki

İçine girer kurulurum belki

Asıl adam asıl kadını çok sever de belki

ben yanılırım belki…

Havalanır çeşit çeşit kuş penceremde

havalanır perde

içeri girer biri göz kırpar

‘mutlu bitecek bu film’ der,

yarasından sarmalar salarım geri.

Rafa kaldırdığım her düşünce

filmin repliklerinde hayat bulur

‘belki mutlu biter’ derim

battaniyeyi çeker üstüme beklerim.

 

Çay suyu koyarım kesin…

Biraz tomurcuk biraz siyah çay

Bir tutam da gözyaşı

şöyle güzel bir iç çekmeli…

Kendine saklanmış kelimelerle

sevdiğim bir ismi de ekledim mi…

O buruk tatla ne hale gelirim artık

bilmem ki…

Demini çoktan almış çayın buğusu

boğazımı düğümlemeden önce içimi çoktaaan yakmıştır belki.

‘Amma da sardın kendine ha’ derim

Birkaç kısa mesaj atarım yaşadığıma dair

gülücük gülücük gülücük kalpli

Sonra…

 

Sonra bir denizi görme deliliği gelir

yasak filan dinlemem dışarı atarım kendimi

ekmek poşetini elime bağlayıp…

Yolumu kesen olursa ‘marketten dönüyorum’ derim.…

O markette çokça gökyüzü solurum

deniz çekerim

iki martı iki taş iki deniz kabuğu…

Kulaklığımdaki şarkıyı

sarar sarar baştan dinlerim

Savura savura gelirim aklımdakileri

Üşümüş ayaklarım beni eve mutlu getirir belki.

 

Ve balkondaki çiçeklere koca bir reverans…

Küsmesinler sakın…

Dibinde ‘üzülmek’ birikmiş otları temizlerim her birinin.

Yağmur yağdığı için şanslıyım demek de güzel

Gayet mutluyuz çiçeklerin yıpranmış köklerini temizlerken

Çiçekleri sevmeye adarım ellerimi

Çiçektir bir anlayanı çıkar elbet…

 

Sonra uzun bir yolculuğa çıkar gibi, bir şarap açarım kendime

Adı lazım değil bir rüzgar dağıtır düşüncemi…

Bu yaşımda bu kafaya yaptığım en büyük iyilik

bir sürü hayal sıçratır yolculuk öncesi…

İşte çocukça düşmeler çocukça sayıklamalar filan…

Gece yarısından önce sızarım belki…

Giden bir tramvaydan atlar dalarım gecenin

en kuytu sokağına…

Karışırım ünlemlere

Birkaç nokta bırakırım

Birkaç geç kalmış gemi

Bir de kuş sesi eklendi mi

Önce kendimi affederim önce kendimi…

 

Çalışmadım, oynamadım, spor yapmadım,

tv açmadım, haber okumadım, kafa sallamadım,

mış gibi yapmadım, konuşmadım…

‘Anı yaşa’ tekerlemesine takılmadım…

O ritüel bu ritüel savrulmadım…

Ama boş vermedim de…

Şu an kendine çekilmiş bir uzun yolculuğun

hiçbir yerinde hiçbir şeyim…

Ne özneler ne nesneler ne eylemler

Ne gitmeler ne gelmeler ne engeller

Ne tanımadığım yüzlerin rüyaları içindeyim…

Bu kafamdaki kanat sesleri

cevap arama diyen

karamelli bir yalnızlık hediyesi.

Hep ısındığım, ısındıkça çözüldüğüm yerde şifalanan

puslu bir kış güneşi…

Şekersiz çaylarda o çok özlediğimi

aramadığım için de kocaman aferin bana..

Çok sağlıklı evet böyle…

 

Sinirlenmedim ama sakin de değilim…

Keyifsiz değilim ama eğlenmedim de…

Hasta değilim ama iyi de sayılmam…

Bozuk da değilim ama tamir edilmeliyim…

kimbilir gün gelir de

tatil sana benzedi dersem…

ölü taklidi yapmadan da yaşamayı başarabilirim…

Karantinada yeni tatil bu…

Geceye dair bir sayıklama…

Birkaç derin iç çekme…

Fasulye de fena olmamış…

Nerede kalmıştık…

İyi geceler…

Işıklar kararır…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

10 + 13 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.