Kavazoğlu ve Mişauli

İngiltere’de yaşayan Kıbrslıtürk ve Kıbrıslırum ilericiler, Wood Green’deki Kıbrıslılar Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. Etkinliğin adı ‘Ortak vatan, ortak mücadele’ydi. Amacı ise Kıbrıslı sendika liderleri Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişauli’yi anmak. Gecede Kavazoğlu Anma Komitesi adına Ferdi Sedat ve Dimitris Lazarov, Demokrasi Derneği adına Hasan Raif birer konuşma yaptı. Aycan Saraçoğlu Türkçe şiirler okudu, Rembetika grubu Rumca ve Türkçe şarkılar söyledi.

Hasan Raif, Ferdi Sedat, Dimitris Lazarov, konuşmalarında, Kıbrıslı ilericilerin kavgasının, ülkeleri birleşinceye kadar süreceğini hatırlattı. Kavazoğlu’nun yakın arkadaşı Hulusi İbrahim Kavazoğlu’nu, “ O Kıbrıslı yoksulların, işçilerin birliği için çalıştı, birleşik Kıbrıs için mücadele etti” sözleriyle ifade etti…

Kavazoğlu ve Mişauli…Kavazoğlu ve Mişauli Türk ve Rum milliyetçilerin tüm propagandalarına karşı Türk-Rum dostluğu, iki toplumun yakınlaşması için mücadele etmiş iki Kıbrıs sevdalısıydı. Kıbrıs’ı ve halkını bölmek isteyenler tarafından 1965 yılının, 11 Nisan günü Larnaka yolunda pusuya düşürülerek katledildiler. Aynı arabada seyahat ediyorlardı. Biri Kıbrıslıtürk diğeri Kıbrıslırum’du. Aynı şeye inanıyorlardı, birlikte yola çıkmışlardı, birlikte katledildiler ve o günden beri Kıbrıslıtürk-Kıbrıslırum kardeşliğinin sembolü oldular. Faşistler o gün Kavazoğlu’nun bedenini makineli tüfekle tarayarak tam 80 kurşun sıktılar. Kıbrıslı emekçilerin, Türk-Rum dostluğunun savaşçıları, Kıbrıs halkının sömürgecilere karşı ortak direnişinin iki yiğit sembolü ölümü de kucak kucağa karşıladılar.

Ada halkının dostluğu için yılmadan usanmadan çalışma yürüten Kavazoğlu ve Mişauli, 1963 olaylarından sonra, sık sık yayımladığı bildirileriyle, Kıbrıs Türk ve Rum sağcılarının ve o dönemki liderlerinin ‘taksim’ (Bölünme) ve Enosis politikalarına karşı çıkıyordu. Bu nedenle de faşist yer altı örgütlerinin hedefi durumundaydılar. Kavazoğlu yaşamını barış ve dostluğa adadı ve bu bayrağı hiçbir zaman bırakmadı. Takip edildi, tehdit edildi, tutuklandı, düşüncelerini açıklaması yasaklandı yazıları yasaklandı. Ama o yılmadı. Emperyalistlerin teşvik ettiği kardeş kavgasına şiddetle karşı çıktı.

Kıbrıs Kıbrıslılarındır’ diyerek, ada halkına inandığı doğruları göstermeye gayret etti. Bu nedenle de işbirlikçilerin ve sömürgecilerin hedefi oldu. Ama onlar ne Kavazoğlu’nu ne de onun kavgasını bitiremediler. Aradan tam 44 yıl geçti. Kavazoğlu ve Mişauli’nin kavgası hala güncelliğini koruyor. Kıbrıs bölündü, parçalandı, ada üzerinde yüzlerce yıl kardeşçe, içiçe dil ve din farklılıklarını sorun etmeden yaşayan halklar acılara, yıkımlara tanık oldu. İki halkta büyük bedeller ödedi. Ağır acılar yaşadı. Binlerce kişi vlerinden, topraklarından koparıldı. Binlerce kişi ülkelerini terk edip başka ülkelerde yeni yaşamlar kurmak zorunda bırakıldı. Ama hiç kimse ne Kavazoğlu’nun ne de Mişauli’nin anısını yok edemedi.

Onların savunduğu taksim ve Enosis karşıtı görüşler, bugün hala geniş kitlelere mal olmuş durumda. Ayrılıkçı politikaların, milliyetçiliğin, ilkel bir hastalık olduğu, kimseye bir faydasının bulunmadığı Kıbrıslı çoğunluğun bilincine kazınmış durumda. Kıbrıs’ta yurtlarında, doğduğu topraklarda yüzlerce kilometre uzakta yaşayan İngiltere’deki Kıbrıslılar da geçtiğimiz hafta, 11 Nisan Çarşamba günü Kıbrıslılar Merkezi’nde düzenledikleri bu ortak etkinlikle bunu bir kez daha gösterdi. Kıbrıslılar o gün Kavazoğlu ve Mişauli’nin dostluklarının kuşaktan kuşağa yayılacağını ve bu düşüncelerin zafer kazanmasının engellenemeyeceğini haykırdı. Kıbrıslılar o gün Kavazoğlu ve Mişauli’yi anarken Ahmet Sadi, Fazıl Önder, Ahmet Yahya ve daha onlarca ilericinin katledilmeleri ve kurşunlanmalarını unutmayacaklarını da bir kez daha haykırarak, faşizmi birlikte lanetlediler. O düşüncelerin Kıbrıs’a, Filistin’e, Irak’a, İrlanda’ya, Afrika kıtasına, Güney Amerika’ya ve Türkiye’ye, en kısa zamanda barış getirmesi dileğiyle yazıma Kıbrıslı yurtsever Aycan Saraçoğlu’nun şiiriyle son veriyorum…

Yaseminler

Yaseminler açarken, beyazlarını giymiş.
Koynunda yara, barışını arıyor yurdum inadına.
Acıların tanığıdır toprak,
Hala kemik kusuyor tarlalarımız.
Koynunda yara insanlığını arıyor yurdum inadına.
11 Nisan 65’ti.
Mesarya Ovası’nda bir kahpe pusu.
İki yoldaşı kucak kucağa vurdular.
Kıbrıslı dostluğuna tanık oldu caniler.
Katilleri korkutan siyah beyaz bir resim.
Yaktıkları ateşi söndürmeye yetmedi kurşunlar.
Bugün ateş daha dilli, daha alev inadına.
O kızıl ateşten tutuşan yüreklerle,
Hürriyetini arıyor yurdum.
Koynunda yara, ha kapandı, ha kapanacak inadına.
Umuda git demeden, kovacağız ne varsa ayrılıktan yana
Kızıl buhurdanlıklarımızla geçip Aya Sofia’dan, Elefteriya’ya çıkacağı, şeytanın inadına.
Özgürlük havasında, barış tadında, aşk kıvamında.
Yeniden ve yeniden açacak yaseminler.
Birleşik Kıbrısımız’da inadına. İnadına.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.