Kaybolan eşyayı bulmak

Benim size kaybettiğinizde ya da sokakta bir şey bulduğunuzda yapmanız gerekenlerle ilgili önerilerim olacak. En güzeli kaybetmeyecek kadar dikkatli davranmak olsa da bulunca sevinmek var ya, işte onu yaşatmayı amaçlıyorum bugün.


Kaybettiğinizi anladığınız anda önce sakinleşin. Hiç kaybetmemişsiniz gibi beyninizi boşaltıp birkaç dakikanızı geçirin. Sakinleştiniz, tamam. O an düşünmeye başlayın. Olayları, zamanda geriye doğru adım adım götürün. Nerede oturuyordunuz, kaybetmeden önce en son ne yapmıştınız, kimleydiniz? Birden bire beyninize bir sinyal gelip adeta size sesleniverecek, “işte ben buradayım” diye.


Hieldelberg’de fotoğraf makinemin kılıfını düşürdüm. Fark ettiğimde  iki saat geçmişti. Dağa yürüyerek çıkıp kahve içtikten sonra bir fotoğraf çekmek istediğimde anlaşılmıştı. Sizce ben kılıfı bulabildim mi? Tabi ki buldum. Türkiye’de olsa bizim alışkanlıklarımız nedeniyle bulamazdım. Bizler “vah vah, birisi kılıfını düşürmüş, yazık yazık”  deyip, teslim edeceğimiz birini ararız. Oysa ki oracıkta bıraksak, görülebilir bir köşeye yerleştirsek, kaybeden kişi mutlaka geri döndüğünde rastlayacaktır.


Ustanın biri kapımızın önünden geçerken defterini düşürmüştü. Ondakşka sonra geri döndü yerlerde aramaya başladı.  Biz bahçeden ne yapacak diye baktık.  Ben özellşkle bahçe l üzerinde bir yere koymuştuk. Yürüdü, gördü çiçekliğin kenarından aldı, gitti. Bulduğu için sevindi. Kaldırıp daha güvenli diye bir yerlere alsaydık. Mesela bakkala verseydik, nereden bulup da soracaktı. Bulamayınca usta perişan ve üzgün kalacaktı. 


Bulunana şey her ne ise sahibi bilinmiyorsa olduğu yerde bırakılmalı. O kişi dönüp dolaşıp onu aramaya gelecektir. Bu tıpkı kaybolduğu yere dönüp dolaşıp gelen çocuklara benzer. Çocuğunuzu kaybettiyseniz, o noktada mutlaka biri beklemeli, Döner dolaşır gelir. O zaman ne yapalım? Sokakta bulduğumuz bir şeyi hemen acıma duygularıyla alıp birilerine teslim etmeye çalışmayalım. Kaybolan yerde, görülecek bir yere zarar gelmeyecek şekilde koyalım. Bırakın o, orada sahibini beklesin. Bütün Avrupa bunu böyle yapar. Sokak temizleyicileri gelene kadar, bazen onlardan da sonra orada sahibini bekleyen eşyalara rastlayabilirsiniz. Ama, yine de  siz siz olun, malınıza sahip çıkın.   


Açık Otoparklarda Kaybolan Eşyalar


Yabancı gençlerden biri Gümbet’teki barlardan birinde  fotoğraf makinesini unutmuştu. Nerede unuttuğunu da bilmediğini söylemeliyim. Gittiği yerlerde güvenlik kameralarına bakıp sorunu çözmek istedik. 


Ama siz siz olun bizim gibi yapmayın, kaybolduktan üç gün sonra aramaya başladık. O arada güvenlik kameralarının yirmi dört saatte yenilendiğini öğrendik, hemen bir gün sonra gitmiş olsaydık fotoğraf makinesini bulabilecektik. 


Aramaya başlarken gecikirseniz güvenlik kameraları yardım edemez. 


21.Yüzyılın açık otoparklarını çok severim. Kendimi  hep güvende hissederim. Çalışanlar dürüst ve güvenilir kişiler olduğunu bilmem rahat etmeme nedendir. Arabamda param eşyam asla kaybolmaz. Hep merak etmişimdir. Böylesine çok insanın girip çıktığı bir oto parkta nasıl her şey doğru düzgün yürüyor. Ama sorgulamadım. Bizler doğruluğa hasret insanlar değiliz aslında, etrafımızda, dünyamızda doğru insanlar var.


Bir de öğrendim ki oto parkta son derce düzgün çalışan güvenlik kameraları var. Arabanıza çarptıklarını, eşyanızın çalındığını bu kameralardan tespit edebilirsiniz.
Açık bir oto parktaki güvenlik kamerasının işleri bu kadar rahatlatacağını düşünemezdim. Ben yine de çalışanlara güvenmeye devam ediyorum, onlar hepsi çok dürüst insanlar.   


BODRUM’DAN GİTMEK


Siz bu yazıyı okurken ben Bodrum’da olmayacağım. Siz benim olmadığımı anlayamayacaksınız, ama ben sizlerin olmadığını her an hissedeceğim. Düşünsenize birden bire kışlık ayakkabılar, rüzgarlıklar, uzun kollu gömlekler yaşantım inanılmaz değişecek. Hemen bir iş kadını olup çıkıvereceğim. Bu göç gerçekten çok yoruyor beni. Benim gibi pek çok kişiyi. Evet her güzel şey gibi Bodrumlu günler de bitti. Bodrum’u hiç soluyamayanlar var, ya da bir haftalığına koklaya  koklaya tatilini geçirenler,i saniyeleri sayanlar. Emekliliğin bazen de çok güzel yanları var. Yaşamanın en güzel yanı belki de yaşlanmak, emekli olmak. Biz yine de iyiyiz. 


Sizlere dünyanın dört bir tarafından yazacağım. Yoğun bir seyahat tempom başlıyor. Bir merdiven altında yazdığım yazılarımdan sonra kuş gibi uçmayı hak ettim sanıyorum.


Öncelikle kitap fuarından yazacağım size orada yaşadıklarımı anlatmak için ben de heyecanlanıyorum. Acaba kimler gelecek, acaba hangi kitaplar öne çıkacak. Sonra Avrupa’dan söz edeceğim. Hemen haberlerin içinde olacağım, gezdiğim dolaştığım yerleri anlatmak yerine gördüğüm güzelliklerden söz edeceğim. Yazdıklarımı okudunuz mu bilmiyorum, ama ben sizlere yazarken hep çok büyük zevk aldım, kendi yazdıklarını(saçmaladıklarını) okumak da çok keyifli aslında, tabi kapınıza gazete ulaşabilirse. Ben de diğer köşe yazarı arkadaşlarım gibi gazeteye ulaşamamamın sıkıntısını çekersem çok üzülürüm.  Can ve Burcu kanat takıp getiremezler ya, her şey postaya kalmış.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.