Köşeli bir yazı…

Ama arz söz konusu ve bu bolluğun temel sebebi ahkam kesmeye elverişli zemin… Bu işi profosyonel olarak yapan bilgi ve fikir sahibi gazetecilerin, gözlem ve araştırmalarına, birikim ve öngörüler katarak, her ne görüşten olursa olsun, ortamda olmaları, ülkenin kültür ve fikir yelpazesinin genişliği ve renkliliği açısından olumlu…. Dolayısıyla bunun, insanımızın kıyas açısının genişliğine ve doğru açıortayı bulabilmesine fayda getirmesi gerekiyor aslında…


Ancak bizim ülkemizde insanlar sadece kendi görüşlerine uyan gazeteleri ve köşe yazılarını okurlar… Onlar da okuyanlar… Zaten bildikleri ve savundukları kendi doğrularının farklı açılardan onayıdır onların beklentileri ve tatminleri… Bizde, dünyanın değişimine ve dönüşümüne ayak uydurmuş fikir açılımları ve kıyas bilgileri elde etme ve ufuk genişletme sistematiği kolay çalışmaz…  Çalışsaydı, AB’ye girememe sebeplerimiz de başımızda olmazdı, çağın  dışladığı yönetim anlayışları da… Belki bunca kutuplaşma ve düşmanlık ta…


“Karşı görüşü de biraz bileyim de, bir kıyas dağarcığı edineyim ”  ya da “kendi görüşümün mutlak doğruluk ölçeğini objektif bir süzgeçten geçireyim” diyen kimse pek yoktur bizde… Herkesin kendi doğrusu mutlak doğrudur kendince… İşin ilginç tarafı, sadece kırsal veya şehirli, ya da yarı aydın kesimimizde değil, çoğu aydınımızda da böyledir… Oysa kendi görüşünü kuvvetlendirecek doneler mevcuttur belki karşı görüşte… Radikal ya da Cumhuriyet okuyan birisinin, Zaman belki ama, Vakit gazetesini de okuduğunu hiç görmedim. Hele Vakit müptelalarının Hürriyet ya da Sabah bile okumaları söz konusu değildir…  Kutuplar böyle kopar birbirinden…


İşte bu gibi nedenlerle, bizde insanlar ne ise odur… Gelişme grafiği çok yönlü değildir… Alternatif geliştirmeden dümdüz çakılırlar kendi görüşlerine…  Ergenlik yaşlarında hatta daha öncesinde genellikle ailelerin dünya görüşü olarak benimsenen hayatı algılayış biçimleri, bir ömür boyu sürer gider, dünya farklı vitese geçse de, ya da ideolojik ve felsefi gerçekçilikler ters yüz olsa da, dogmatizm yerleşiktir toplum katmanlarımızda…


Ama tam tersi olarak, siyasette, kemikleşmiş oylar değil de, değişken, yüzer oylar ve tepki oyları belirler gidişatımızı, şimdi olduğu gibi… Yani rüzgarın değişkenliğinden etkilenen ya da o andaki iktidara gıcık kapan çok az bir kesimin elindedir istikametin anahtarı… Sağı ve solu deneyip, ileriye gidemeyince, geriye yönelecek kadar bezirgandır halkımız. Yönetiliş biçimimizin tayini de duygusaldır, ırkımız gibi…


Diğer yandan, çağa uyumun dinamiği olan değişkenlik, genelde yanardönerlik olarak adlandırılır bizim ülkemizde… Oysa, kişinin, mutlaka bir dış tesirle veya etkilenme ile benimsediği bir görüşün, koca bir hayat boyu, kendi mantık süzgecinden geçirmeden savunduğu görüş olarak kalmasıdır aslında durgun zaman evrimsizliği…


Bunca yetkin köşe yazarının,. karşı görüşten etkileyebildiği pek kimse olduğunu sanmıyorum… Veya insanımızın, kendi kadim görüşünü yeniden gözden geçirmesine sebep olabilecek bir etki bırakılabileceğine inanmıyorum en çarpıcı, en delilli, ispatlı köşe yazılarıyla bile… Köşe yazıları sadece yerleşik görüşlerin pekişme aracıdır…


Dolayısıyla köşe yazıları “ kendim çalayım, kendim dinleyeyim” ya da “ körler sağırlar birbirini ağırlar” özdeyişlerimizin pek ötesinde etki alanları yaratmazlar. Ki, bu zaten okuma oranı en geri Avrupa ülkesinin kat be kat altında olan bir topluma sahip olması sıfatıyla, evrensel değerleri ıskalamasının da başlangıç noktasıdır ülkemizin… Bunun, matbaanın yurdumuza birkaç yüzyıl geç gelmesiyle organik bir ilgisi yoktur, çünkü onun üzerinden birkaç yüzyıl daha geçmiştir okuma ve araştırma ihtiyacı duyulmadan…


Göçebeliğin, inisiyatifsizliğin, kaderciliğin, zihin tembelliğinin ve hazıra konma kolaycılığının, kronikleşmiş genetik tezahürüdür bu… Ve elbette ulusal basındaki güdümlü köşelerin iticiliğinin ve  eğitime zerre katkısı olmayan medyanın da etkisi vardır bu duvarların örülmesinde…


Ve aslında pratik zeka geliştirme kapasitesi batılıdan üstün olan bu güzelim ülke insanını, dönüş hızı pratik ve dinamik yeni soluklar gerektiren bir dünyanın talihsizce ve haksızca dışında bırakan ters etkileşimin yarattığı basit ve aşılabilir kısır döngü unsurlarıdır bütün bunlar…

693910cookie-checkKöşeli bir yazı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.