‘Kemer sıkma’ya karşı tek seçenek birleşmek

İhsan Çaralan / EVRENSEL – 31 Mart yerel seçim sonuçlarının yol açtığı siyasetteki tartışmaların harareti her geçen gün yükselirken, bir yandan da tek adam rejiminin ekonomi politikasının yol açtığı yıkımın faturasını halka kesme girişimlerine karşı tepkiler de alanlara yansımaya başladı.
Son bir hafta içinde üç önemli emekçi eyleminin alanlara yansımasına tanık olduk.
Oluş sırasına göre bu üç eylemden ilki Rize’nin Fındıklı ilçesinde çay üreticilerinin mitingiydi. Çay üreticileri iktidarın çay alım fiyatını 17 TL olarak ilan etmesini (ki, çayın kendilerine maliyetinin zaten 17 TL olduğunu belirterek) protesto etmişti. Üreticiler, 25 TL’den aşağı bir fiyatın kendilerinin aç kalması, çay üretiminin bitirilmesi anlamına geleceğini söyleyerek tepki gösterdiler. 23 Mayıs günü Fındıklı’da ziraat odası ve esnaf odasının düzenlediği bu miting, Fındıklı’nın gördüğü en kalabalık, tabiri caizse tüm Fındıklı halkının katıldığı bir miting olmuştu. Ki, gazetemizin dünkü sayısında Bülent Falakaoğlu arkadaşımız bu mitingi özgün yanlarıyla değerlendirdi.
Geçtiğimiz haftanın son günlerine sığan ikinci önemli eylem emekli mitinginden birkaç saat önce Ankara’da özel okul öğretmenlerinin, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının çağrısıyla gerçekleştirdikleri eylemdi. “Taban maaş” ve “Öğretmenler Meslek Kanunu (ÖMK)’nın çıkarılması” talepleriyle Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığına yürüyen öğretmenler, burada bir basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından Meclise yürümek isteyen öğretmenlere polis tarafından çok sert müdahale edilmesine karşın öğretmenler dağılmadı; “Taban maaş hakkımız, geri alacağız”, “Bakan Tekin istifa”, “Öğretmenin birliği patronları yenecek” sloganlarıyla Meclise yürüdü.
Burada sözünü edeceğimiz üçüncü eylem ise ülkenin her yanından gelen on binlerce emeklinin Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda CHP’nin düzenlediği Büyük Emeklik Mitingi’nde buluşmasıydı.
Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Mahmut Şengül ve DİSK Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz’un da konuştuğu mitingde asıl konuşmacı CHP Genel Başkanı Özgür Özel’di.
Emeklilere yönelik vaatlerini 15 maddede toplayan CHP Genel Başkanı Özel, iktidara geldiklerinin ilk yüz günü içinde en düşük emekli maaşını asgari ücret, iki yıl içinde ise asgari ücretin bir buçuk katına çıkararak 2002 seviyesine getireceğini emeklilere müjde gibi verdi!
Bu mitingin ayrıntılarına dün gazetemizin sayfalarda yer verilmişti.

“KEMER SIKMA” POLİTİKASINA KARŞI BİRLEŞMEKTEN BAŞKA SEÇENEK YOK
Geçtiğimiz haftanın son üç gününe sığan bu üç eylem her şeyden önce; talepler açıkça ifade edilip etrafında birleşmek için gerekli girişimler yapıldığında emekçilerin alanlara çıkmaktan çekinmediğini göstermesi bakımından önemlidir. Hele de önümüzdeki günlerin Erdoğan-Şimşek programı adıyla tanınan, ekonominin faturasını işçi sınıfı ve halka yıkma programı kapsamında;
  • Açlık sınırının altına düşmüş olan asgari ücretliye ara zam yapılmayacağında ısrar edileceği,
  • Ayda 10 bin TL maaşa mahkum edilmiş emekliye halkın yaşadığı enflasyonun yarısını bile karşılamayan TÜİK enflasyonu kadar zam yapılmaya hazırlanıldığı,
  • Memur emeklilerine TÜİK enflasyonundan bile az zam yapılmak istendiği,
  • Esnek çalışmanın uygulamaya sokulmaya başlandığı ve bunun için kamuda ve özel sektörde işçi ve emekçilerin çalışma koşullarının daha da ağırlaştırılıp iş güvencesini ortadan kaldıran uygulamaların da şimdiden devreye sokulmaya başlandığı,
  • Özel sektörde patronların, iktidarın ekonomik programının ekonomiyi daraltacağını öne sürerek işten çıkarmalara başladıkları, yetmiyormuş gibi atılan işçiler için kara listeler düzenledikleri, aynı gerekçeyle “temmuz zamları”nı yapmamak ya da en altta tutmak istedikleri… dikkate alındığında; önümüzdeki dönemin sorunlarını aşmak için yığınların talepleri etrafında birleşerek, iktidarın kemer sıktırma programına karşı mücadeleyi ortaklaştırması doğrultusunda adımlar atmasının son derece önemli olacağı çıplak gözle görülecek kadar açıktır.
“SENDİKALARIN SORUMLULUĞU VE GÖREVİ” DERKEN!…
Sosyal demokrat bir parti olarak CHP’nin son dönemde, emek mücadelesine yakın durması, işçilerin, emekçilerin taleplerini öne çıkaran bir propaganda yapıyor olması önemlidir. Ama CHP’nin kendisini emekçilerin sendikalarının ve öteki emekçi örgütlerinin yerine koyarak hareket etmesi; emekçilerin mücadele birliğini zorlaştırması (Örneğin başka partilerin taraftarı emekçilerin kendi talepleri olmasına karşın mücadeleden uzak durması), emekçilerin kendilerini CHP’nin düzenlediği mitinge katılmakla sınırlayan bir anlayışın yaygınlaşması… gibi sorunlar yaratabileceği de bir gerçektir.
Evet, emekçilerin alanlara çıkmakta çeşitli nedenlerle geri durduğu koşullarda örneğin CHP’nin bu son emekli mitingini düzenlemesinde elbette eleştirilecek bir şey yoktur. Ama bunun yol olması, partinin pergel, cetvelle düzenlediği mitingler dizisi yapması, bu mitingleri parti başkanının konuştuğu klasik mitingler dizisine dönüştürmesi mücadelenin genişleyip yığınların birleşmesinde sorunlara yol açabilir.
Ama bugün asıl sorun bu değil. Bugün asıl sorun sendikal konfederasyonların (Türk-İş, Hak-İş, Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen’in) iktidarın “tasarruf”, adına işçi sınıfı ve emekçilerin bir yandan boğazlarını daha da sıkarken öte yandan da en temel haklarına bile saldıran Erdoğan-Şimşek programı karşısında derin bir sessizliğe bürünmüş, hatta bu programın açık ve üstü örtülü destekçisi durumuna düşürmüş olmalarıdır. Oysa bu durumda sendikal merkezlerin bırakalım sessizlikle geçiştirmeyi sendikalara üye mi değil mi demeden tüm işçi ve emekçileri talepleri etrafında birleştirerek mücadelenin başına geçen bir anlayışla hareket etmelidir.
TALEPLER EKONOMİK AMA SONUÇLARI SİYASİ
Tabii okurlarımız bu satırları okurken “Bu sendikalar mı bunları yapacak” diye düşünebilir. Haklıdırlar da! Ama burada sendikaların nasıl bir misyona sahip olması gerektiğini söylerken elbette;
  • Her konfederasyondan mücadeleci sendikaların, her sendikadaki mücadeleci sendikacıların, her işletmeden ileri işçilerin,
  • Çeşitli sanayi havzalarında ve emekçilerin yoğun bir biçimde bulunduğu bölgelerde oluşmuş olan emek platformları ile emek ve demokrasi platformlarının,
  • Ülkenin her yanında bugüne kadar tek adam rejiminin emekçi düşmanı politikalarına karşı birleşip mücadele etmiş olan emek güçlerinin sorumluluklarına ve misyonlarına dikkat çekilmek isteniyor.
Tabii bu imkanlara tek adam rejiminin emeği ile geçinen tüm toplumsal kesimleri hedefe koyan ekonomi programına karşı olan kesimlerle de her konuda olmasa da gereğinde dayanışma içinde olmayı da ekleyebiliriz.
Kısacası önümüzde zorluklarla dolu ama aynı zamanda işçi sınıfı ve emekçi sınıfların birleştikleri ölçüde siyasete de müdahale edebileceği bir döneme doğru gittiğimiz tartışmasızdır. Dolayısıyla önümüzdeki dönemi sadece ekonomik talepler açısından değil, bu talepleri, ister istemez iktidarın ekonomik politikalarını doğrudan hedef alması gerekliliği nedeniyle işçi sınıfı ve emekçilerin siyasete müdahalesi bakımından da son derece önemli fırsatlar olarak görüp sorumluluklarımızı ve görevlerimizi bu bakış açısıyla belirlemek önemli olacaktır.
(*) CHP’nin önümüzdeki günlerde Rize’de “çay mitingi”, bir başka kentte de “emek mitingi” yapmaya hazırlandığı belirtiliyor.
2780750cookie-check‘Kemer sıkma’ya karşı tek seçenek birleşmek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.