Kıbrıslıtürkler dönüm noktasında

ERTANÇ HİDAYETTİN – 47 yıl önce, 20 Temmuz tarihinde Türkiye Cumhuriyeti adamız Kıbrıs’a asker çıkardı. Kimine göre müdahale etti, kimine göre adayı işgal etti.

O zaman sol da, sağ da olayı müdahale olarak kabul etti. Çünkü Türkiye’nin 3 garantör devletten biri olarak buna hakkı vardı.

Hem de müdahale etmezden önce diğer garantör ülke Birleşik Krallık’ı da bu herekete dahil etme çabası gösterdi.

Ancak BK’ın Kıbrıs’ın bağımsızlığını koruma derdi yoktu. Kocaman askeri üsleri olduğu için başını ağrıtmak istemedi ve müdahaleye katılmadı.

47 yıl sonra hala “bağımsız” olarak lanse ettiğin bir ülkenin yarısında yığınlarca asker tutuyorsan, üstelik o ülkeyi 82inciili gibi yönetiyorsan buna işgal denmez de ne denir?

Dünyanın hiçbir ülkesinde aynı gün o ülkenin değişik toplumları tarafından bu kadar değişik hislerle kutlanmaz.

Kuzey Kıbrıs için “Barış ve Özgürlük Bayramı” olarak kutlanan 20 Temmuz, Güney Kıbrıs için “Matem Günü” olarak anılır.

***

Her yıl olduğu gibi, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalabalık bir heyetle ve binbir tantana ile 20 Temmuz kutlamaları için KKTC’ye uğradı.

Ancak bu kez beklediği gibi karşılanmadı. Günler önce ziyareti esnasındaki konuşmasında Kıbrıslıtürkler için “müjde”, dünya için “önemli mesajlar” sözü verdiği halde.

“Müjde”nin ne olacağı konusunda birçok tahminler yürütüldü. Ama birçokları gerek “müjde”nin gerekse “önemli mesajların” içi boş çıkacağını tahmin etmişti.

Nitekim Erdoğan, kendisininKıbrıslıtürklere empoze ettiği, atadığıCumhurbaşkanı Tatar’a bir saray, “gecekondu” olarak nitelendirdiği KKTC Meclisi yerine de bir meclis binası sözünü verip gülünç bir duruma düştü.

Son günlerin en önemli olayı bence ne Erdoğan’ın “müjde”si, ne de BM ve AB’nin takındığı tavırdı.

En önemli olay, Erdoğan’ın ilk kez KKTC Meclisinde yaptığı konuşmanın KKTC muhalefeti tarafından boykot edilmesi idi.

Özellikle ana muhalefet sol parti, Cumhuriyetçi Türk Partisinin (CTP) gerek Erdoğan’ın Meclis konuşmasını, gerekse tüm 20 Temmuz kutlamalarını boykot etmesi hayli önemli bir gelişme idi.

Bu boykotun çeşitli nedenleri vardır. Ama en önemlisi Türkiye’nin, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ekim 2020 KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine direkt müdahale edip Ersin Tatar’ı Cumhurbaşkanı seçtirmesi, ataması idi.

Adaylığını yeniden koyan Cumhurbaşkanı Akıncı, televizyon ekranları önünde korkusuzca kendisine MİT aracılığı ile yönetilen tehditleri açıkladı.

10 Haziran 2021 tarihinde avukatlar, insan hakları çalışanları ve araştırmacılar tarafından hazırlanan “2020 KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimi HakkındaMüdahale Raporu”,Ankara’nın seçimlere müdahalesini tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir.

Bardağı taşıran son damla bu müdahale oldu, ama CTP’nin boykot kararı almasında Türkiye’nin adada herkes tarafından kabul gören federal çözüm modelinden vaz geçmesinin de büyük rolü oldu.

Bilindiği gibi 27-29 Nisan tarihleri arasında Cenevre’de yapılan Kıbrıs Görüşmelerinde atanmış Cumhurbaşkanı Tatar’ın eline 6 maddelik bir metin tutuşturularak Türkiye’nin artık “İki Toplumlu Devlet” modelini savunacağı dünyaya duyurulmuştu.

CTP ve diğer partilerin bu metinden haberleri bile yoktu.

Buna Türkiye’nin yıllardan beri süregelen Kıbrıslıtürkleri asimile etme çabaları, yargıya, eğitime, sosyal yaşantılarına giderek artan müdahaleler de eklenirse KKTC’de Türkiye’nin bu yaklaşımına karşı bir başkaldırı başladığı açıkça görülebilir.

Çarpıcı bir örnek: Bayram öncesi, Yaz aylarında KKTC’deki çocukları din eğitimine ve namaz kılmaya teşvik etmek için Türkiye’den 14 tır bisiklet gönderilmişti.

Diğer taraftan Kıbrıs Rum tarafının tutumu da adadaki barış ve çözüm çabaları önünde büyük engel yaratmaya devam etmektedir.

2017 CransMontana görüşmelerinde çözüme en çok yaklaşıldığı bir zamanda masayı terk eden Rum Lider Anastasiadis, şimdi küstahça Kıbrıslıtürklere verilen Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportunun geri alınacağı tehdidini savuruyor.

Yani anlayacığınız değerli okurlar, Kıbrıslıtürkler iki arada, bir derede.

Her yer karanlık değil. Umut henüz ölmedi. İlerici Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum gençlerinin daha aktif ortak çabalarının başlaması en önemli gelişmeler arasındadır.

İki toplumun gençlerinin biraraya gelmesiyle kurulan HADE isimli gençlik örgütü, 17 Temmuz tarihinde Erdoğan’ın KKTC Meclisinde yapacağı konuşmayı boykot eden muhalefete destek amaçlı bir eylem düzenlediler.

Eylemde yapılan açıklamadan bir cümle: “Kıbrıs,Kıbrıs halkına aittir ve hiçbir yabancı ordu onun kendisine ait olduğunu iddia edemez. Kıbrıs’ı biz sahiplenelim! Hade!”. GERÇEK (LONDRA)

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 + four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.