Kömür karası mı, zeytin karası mı?

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Maden Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle yasal olarak koruma altında bulunan zeytinlikler yağmaya açıldı. Enerji ve tarım politikalarının bir kez daha sorgulanmasına neden olan düzenlemeye tepki yağıyor…

Kömürlü termik santraller başta olmak üzere enerji ve madencilik projelerinde zeytinliklerin yok edilmesinin önünü açan düzenlemeye yönelik tepkiler sürüyor. Maden Yönetmeliğinde yapılan değişiklik, 1 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre kamu yararı gerekçesiyle zeytinlik alanlarda madencilik yapılabilecek. Zeytinliklerin maden, enerji ve sanayi yatırımlarına açılmasına yönelik yıllardır sürdürülen girişimlerin son ve en yıkıcı adımı olarak görülen bu düzenlemeye meslek odaları ve sivil toplum örgütleriyle kamuoyundan gelen tepkiler ise sürüyor.

Türkiye’nin gündemi Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan savaşın gerilimiyle meşgulken 1 Mart’ta yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği’ndeki değişiklik gözleri zeytinlik alanlara çevirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca hazırlanan “Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, 1 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişiklikle, Maden Yönetmeliği’nin 115. maddesine, ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı alanlara denk gelmesi durumunda maden şirketlerine Bakanlıkça izin verilmesinin önü açıldı.

ORMANLARDA UYGULANAN YÖNTEMDE SIRA ZEYTİNLİKLERDE

Yönetmelik değişikliği ile ayrıca zeytinliklerin madencilik faaliyetleri gerekçesiyle taşınmasına da olanak sağlanıyor. Düzenlemeyle, tıpkı ormanlık alanlarda açılan maden işletmelerinde uygulanan yöntem gibi, yasal olarak koruma altında olan zeytinliklerde de “kesilenin 5 katı kadar bir başka alana yeni ağaç dikimi” gerekçesi getiriliyor. Madencilik sahalarındaki çalışmaların sona ermesinin ardından sahanın rehabilite edilerek “eski haline” getirilmesini hükme bağlayan Yönetmelik değişikliğinin zeytin yasasına aykırı olduğu savunuluyor.

DÖVİZ ARTIŞI UCUZ İTHAL KÖMÜR YERİNE YERLİ KÖMÜRE YÖNELTTİ

İthal kömürle çalışan santrallerin dövize bağlı fiyat artışıyla birlikte tıpkı kereste hammaddesinde olduğu yerli kömüre yönelmeleri, enerji üretiminde yerli kömüre olan talebi de artırdı. TEİAŞ verilerine göre, geçtiğimiz yıl (2021) üretilen yaklaşık 331 milyar kilovatsaat elektriğin yüzde 32,71’lik kısmı doğalgaz çevrim santrallarından, yüzde 31,43’ü ise kömürlü termik santrallarından sağlandı. Enerji üretimindeki yerli kömürün payı da aynı şekilde artış gösterirken, fosil yakıtla (petrol, kömür ve doğalgaz) çalışan santralların payı yüzde 64’ün üzerine çıkmış oldu. 2020 yılında bu oran yüzde 58 düzeyindeydi. Türkiye’nin en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan zeytinde büyük verim kayıplarına neden olacağı öngörülen düzenleme ile tarımın enerjiye kurban edilmesi eleştiriliyor.

‘YÖNETMELİK İÇİN ZEYTİNCİLİK SEKTÖRÜNÜN GÖRÜŞÜ ALINMADI’

Tartışmalara neden olan Yönetmelik değişikliğinin ardından hem sektör temsilcilerinden hem de meslek odalarıyla kamuoyundan gelen tepkiler de yükseliyor. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan, Yönetmelik değişikliği ile ilgili sektörün görüşünün hiçbir şekilde alınmadığının altığı çizdiği açıklamasında, “Zeytincilik sektörümüz son anda bize ulaşan bu baskın yönetmelikle bir kez daha huzursuz edildi. Sektörümüzün hiçbir şekilde görüşü alınmadan Zeytincilik kanunumuz bir yönetmelik aracılığıyla bir kez daha delinmek isteniyor! Zeytin ağacımızı ve Kanunumuzu hukuka aykırı bu girişimlere karşı 25 yıldır TBMM’de tam yedi kez koruduk. Bu kez de koruyacak, bir kez daha hak yerini bulacak ve kazanacağız. Yargı süreci başlamadan yönetmeliği iptal ederek elinizi kutsal zeytin ağacından derhal çekin” ifadelerini kullandı.

‘DOĞAYA KARŞI İŞLENEN SUÇLARDA HEP KAMU YARARINA SIĞINILIYOR’

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) de düzenlemeyle ilgili bir açıklama yaparak zeytin ağacı kıyımının durdurulması çağrısında bulundu. Maden Yönetmeliğinde yapılan değişikliğin zeytinliklerin maden sahasına dönüştürülmesine olanak tanıdığına değinilen açıklamada, buna gerekçe olarak ise son yıllarda doğaya karşı işlenen tüm suçlarda öne sürülen ‘Kamu yararı’ gerekçesine sığınıldığına işaret edilerek, “Bilindiği üzere; zeytinliklerin 3 kilometre yakınında zeytin işleme tesisi dışında toz çıkaran hiçbir tesise izin vermeyen, zeytin alanlarının daraltılamayacağını hükme bağlayan, 3573 sayılı ‘Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’ halen yürürlüktedir. Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle bu Kanun işlevsiz kılınmak istenmektedir” denildi.

ZEYTİN AĞAÇLARININ TAŞINMASI: ‘EKOSİSTEMİ TAŞIYAMAZSINIZ’

Düzenlemede yer verilen, zeytin sahasının madencilik faaliyetleri yürütülecek kısmının taşınması girişiminin akla zarar olduğu savunulan açıklamada, “Bu, doğayı anlamamak ve aklımızı hafife almak demektir. Ağaçların taşınması ekolojik ortamın taşınması anlamına gelmez. Ekosistemi taşıyamazsınız. Ayrıca ağaçların taşınması ağaç türüne ve yaşına göre değişiklik gösterip her zaman her koşulda geçerli değildir. Zeytinlik, olduğu ortamda zeytinliktir. O zeytinliği taşıyacağınız yer yoktur. Varsa zaten orası da zeytinlik yapılmıştır” ifadelerine yer verildi.

‘ZEYTİNLİKLERİ ÇÖLE DÖNÜŞTÜRECEK YANLIŞTAN DÖNÜLSÜN’

Yönetmelik değişikliğinin madencilik faaliyeti yürütecek kişiye, faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getirmeyi taahhüt etmesini şart koştuğuna da değinilen Türkiye Ormancılar Derneği’nin açıklamasında, “Madencilik faaliyetinin bitiminde, o alanın tekrar zeytinciliğe uygun hale gelemeyeceği çok açıktır. Bu şart, kamuoyunu kandırmak dışında hiçbir işe yaramayacak ve yaptırımı bulunmayan bir şarttır. Bugüne kadar orman alanlarında binlerce maden işletildi ve hiçbirinde, bırakın başarıya ulaşmış bir rehabilitasyon projesini, uygulamaya geçilmiş proje yok! Açık maden işletmesinden artakalmış kayalıklarda ağaç yetişir mi? Maden Yönetmeliğinde yapılan bu değişiklik, her şeyden önce halen yürürlükteki Zeytincilik Yasasına aykırıdır; toplumun çıkarlarına ters olup kamu yararına da değildir. Tam tersine akılla, bilimle ve doğayla alay etmekle eşdeğerdir. Zeytinliklerimizi çöle dönüştürecek ve halkımıza zarar verecek bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir” çağrısında bulunuldu.

KORAMAZ: ‘YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ ANAYASAYA AYKIRIDIR’

TMMOB Başkanı Emin Koramaz da konuyla ilgili açıklamasında yapılan yönetmelik değişikliğinin ülke genelindeki zeytinlikler için ölüm fermanı anlamına geldiğini vurgulayarak şu görüşleri dile getirdi: “Anayasa’nın 44, 45 ve 166. maddeleri tarımın, üreticinin ve tarımsal üretim alanlarının korunmasını anayasal güvence altına almakta ve devlete bu koruma için sorumluluk yüklemektedir. Bununla paralel olarak farklı tarihlerde çıkartılan çok sayıda yasa ile tarım alanları ve özellikle zeytinlikler özel korum altına alınmıştır. 1939 tarihli ‘Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’ ile zeytinliklerin korunmasını ve geliştirilmesi düzenlenirken, 2005 tarihli 5403 sayılı ‘Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’ ile de toprağın korunması, geliştirilmesi, tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını düzenlemektedir. 1 Mart 2022 tarihli yönetmelik değişikliği açık biçimde adı geçen anayasa ve yasa maddelerine aykırıdır.

‘ZEYTİNLİKLERİN YAĞMALANMASINA KILIF HAZIRLANIYOR’

Bu yasadışı düzenleme ile yakın zamanda keşif yapılacak Akbelen başta olmak üzere ülkenin farklı yerlerindeki zeytinliklerin yağmalanmasına kılıf hazırlanmaktadır. Yönetmelik değişikliğinde yer alan ‘Ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetleri’ ifadesi, kömür ve jeotermal amaçlı faaliyetlere kolaylık sağlanacağını göstermektedir. Değişikliğin belli şirketlere yönelik olarak düzenlendiği kısa sürede ortaya çıkacaktır. Kazdağları örneğinde de görüldüğü gibi, değişiklikte yer alan ‘madencilik faaliyeti yürütecek kişinin faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla’ ifadesinin koruyucu hiçbir etkisi yoktur. Taahhütlere uyulması konusunda günümüze kadar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın somut bir yaptırımı olmamıştır.”

YARGI, KAMU YARARI GEREKÇESİNE KARŞI ‘ÜSTÜN KAMU YARARINI’ KORUDU
 

Değişiklikte yer alan, “Zeytin sahasının taşınmasının mümkün olmadığı durumlarda sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilmesi için” ifadesinin, “kamu yararı” ile “üstün kamu yararı” kavramlarını yeniden gündeme getireceğine değinen TMMOB Başkanı Koramaz,  “TMMOB ve bağlı Odalar olarak açtığımız birçok davada Bakanlık tarafından verilen kamu yararı kararı, yargı tarafından üstün kamu yararı doğayı ve tarım alanlarını korumaktır gerekçesiyle bozulmuştur” dedi.

ASIRLIK ZEYTİN AĞAÇLARI YERİNDE KORUNMALI
 

Ekosistemle uyumlu yüzlerce yıldır yerinde duran zeytinliklerin “Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görülecek alanda dikim normlarına uygun, faaliyet yürütülecek saha ile eşdeğer büyüklükte zeytin bahçesi tesis edeceğini taahhüt etmesi zorunludur” hükmü gereği taşınmasına da değinen Koramaz, yeni zeytinlik dikilmesi taahhüdünün bilimsel hiçbir açıklamasının olmadığını kaydetti.  Koramaz, asırlık zeytinliklerin taşınmasının değil, yerinde korunmasının esas olması gerektiğini de sözlerine ekledi.

YÖNETMELİK VE BU KAPSAMDAKİ İZİNLER YARGIYA TAŞINACAK
 

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın zeytinlikleri koşulsuz koruması gerekirken, Yönetmelik değişikliğine eklenen yeni hükümlerle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın doğayı ve tarım alanlarını yok edecek uygulamalarına rıza göstermesinin kabul edilemez olduğunu savunan Koramaz, ilgili yönetmeliği ve bu kapsamda verilecek izinleri yargıya taşıyacaklarını da anımsattığı açıklamasında ayrıca şunları dile getirdi: “Bizler madencilik göz boyaması ve kandırmacasıyla açgözlü şirketlerin zeytinliklerimizi, ormanlarımızı, tarlalarımızı, köylerimizi, insanlarımızı yuttuğu, tükettiği bir ülke istemiyoruz. Bugün ülkemizde egemen olan madencilik anlayışı, madenin bulunduğu tüm arazinin harap edildiği, geride ise tümüyle verimsizleştirilmiş ve kirletilmiş bir toprağın bırakıldığı bir anlayışla sürdürülmektedir. Bu anlayış nedeniyle Cerrattepe’den Fatsa’ya, Kaz Dağlarından Akbelen’e kadar her yerde verimli ormanlık alanlarımız, tabiat zenginliklerimiz yok edilmektedir. Bu anlayış, sadece madenciliği değil, yaşamı da sürdürülemez hale getirmektedir. Bu madencilik anlayışı, bir üretim faaliyeti değil, bir sömürü faaliyetidir. Madenleri olduğu gibi, doğayı ve halkı da sömürmektedir.”

 TÜRKİYE DÜNYANIN ÖNEMLİ ZEYTİN ÜRETİCİLERİNDEN BİRİ

 

Merkezi Madrid’de bulunan Dünya Zeytin Konseyi verilerine göre dünya sofralık zeytin ihracatında Türkiye İspanya, Mısır, Fas, Arjantin ve Yunanistan’ın ardından altıncı sırada yer alıyor. Sofralık zeytinde en büyük alıcılar ise ABD, Brezilya, AB ülkeleri, Kanada ve Avustralya olarak sıralanıyor.

ZEYTİN AĞAÇLARINI KORUYAN İSPANYA DÜNYA LİDERİ
 

Zeytinyağı ihracatında da üretimde başı çeken ülke olan İspanya ilk sırada. 2021-2022 hasat yılında İspanya tüm dünyadaki zeytinyağı ihracatının yüzde 37.8’lik kısmını tek başına karşıladı. Rakamlar, İspanya’nın bir önceki yıla göre ihracattaki payının yüzde 5 oranında artırdığını gösteriyor. Dünya üzerindeki yaklaşık 900 milyon civarındaki zeytin ağacının üçte birinin, yani 300 milyonluk kısmının İspanya’da bulunması, bu ülkenin üretim ve ihracat politikasındaki istikrarını koruduğunu da gösteriyor. Zeytinyağı ihracatında İspanya’yı yüzde 21,7’lik pay ile İtalya, yüzde 14,9’luk pay ile Tunus, yüzde 10,2 ile Portekiz, yüzde 5,2 ile de Arjantin izliyor. Türkiye’nin toplam ihracattaki payı ise yüzde 2,8. Türkiye’yi yüzde 2,7 ile Şili, yüzde 2,3 ile Yunanistan izliyor.

TÜRKİYE’DE 192 MİLYON ZEYTİN AĞACI VAR
Anavatanı Anadolu coğrafyasını da kapsayan bölge olan zeytinde Türkiye dünyanın önemli üreticilerinden biri. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 164.586.585 adet meyve veren, 27.696.636 adet de meyve vermeyen olmak üzere toplam 192 milyon 283 bin 221 zeytin ağacı bulunuyor. Delice adı verilen yabani zeytin ağaçlarının sayısı hakkında ise net bir istatistiki bilgi bulunmuyor. Gen kaynağı olarak görülen bu türlerin makilik alanlarda yer alması ve herhangi bir koruma statüsüne sahip bulunmaması da türün geleceği açısında kaygı verici.

EN BÜYÜK ZEYTİN ÜRETİCİSİ İLLER, KÖMÜR VE JEOTERMAL MERKEZİ

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin 2021-2022 sezonu için hazırladığı zeytin raporunda, Türkiye’nin 2022 yılındaki zeytin üretimi beklentisinin 1 milyon 783 bin 680 ton olacağı tahmin ediliyor. Zeytinyağı üretiminde öne çıkan ilk 5 il, Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir ve Hatay olarak sıralanıyor. Bu beş ildeki üretim, ülkenin toplam zeytinyağı üretiminin üçte ikisini oluşturuyor. Geçtiğimiz hasat yılının yaz ve sonbahar aylarının çok kurak geçmesi nedeniyle zeytin ağaçlarının yeterince beslenememesinin verim kaybına yol açacağı öngörüsüne yer verilen zeytin raporunda, buna bağlı olarak zeytinyağı üretiminde de azalma olabileceği kaydediliyor.

 

2588620cookie-checkKömür karası mı, zeytin karası mı?
Önceki haberRusya, Avrupa’nın en büyük santralini ele geçirdi
Sonraki haberABD Ukrayna’yı çok önceden şehir savaşına hazırlamış
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen + eleven =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.