Kraliçe’nin modern şövalyesi: Tony Blair’in ‘onuru’ sistemin sembolüdür

ÇEVİRİ: BURAK SEVİNGEN / EVRENSEL – Marksist kuramcı Alex Callinicos’un Socialist Worker’daki “Blair’s ‘Honour’ is a Symbol of the System–Blair’in Şerefi Sistemin Sembolüdür” makalesini Burak Sevingen çevirdi.

Mutlu Yıllar. Şayet 2022’de bizi bekleyenlere dair kuşkunuz varsa bile Kraliçe’nin Tony Blair’i Garter Şövalyesi ilan etmesiyle ortadan kalkmıştır. Başbakanın insiyatifinde olan daha sıradan şövalyeliklerin aksine, bu unvan kraliçenin şahsi takdirine bağlıdır -böylelikle, Elizabeth Windsor bize kötülüğün budaklanmaya devam edeceğini söylüyor.

Garter nişanını 1340’larda tesis eden atası Kral III. Edward bugün daha çok Fransız tahtına göz dikip Orta Çağların en feci çatışması olan Yüzyıl Savaşları’nı başlatmasıyla hatırlanıyor. Edward ve torununun oğlu V. Henry Fransa’ya amansızca seferler düzenleyip birçok muharebe kazandılar, ama savaşı kazanamadılar.

KARA ÖLÜM
Yüzyıl Savaşları döneminde İngiliz askerlerin öldürme ve yağmaları Fransız köylülerinin zorlu çilesini daha da ağırlaştırdı. 1340’ların sonu ve 1350’lerde patlayan ve Avrupa nüfusunun üçte birinin ölümüne sebep olan hıyarcıklı veba salgını -Kara Ölüm- sırasında kraliyet tahtında Edward’dan başkası oturmuyordu.

Bugünün Covid’i gibi, bu pandemi sırf bir biyolojik olgudan ibaret değildi. Patlak verdiği 1300’lerin arka planında feodal üretim düzeninin krizi cereyan ediyordu. Lordların askeriye ve yargıya hükmetmesiyle şekillenen toplumsal ilişkiler iktisadi gelişmenin önünü kesti. Sonuç olarak insanları salgın hastalıklar karşısında daha kırılgan hale getiren bir dizi kıtlık ortaya çıktı. Marksist Tarihçi Guy Bois’in “Normandiya’daki Hiroşhima” diye adlandırdığı süreçte 1348 ve 1440 arası kuzey Fransa’nın bu bölgesinde savaş, kıtlık ve salgının bir araya geldiği en az üç facia nüfusun yarısını yok etti.

IRAK SAVAŞI
ABD ve müttefiklerinin Afganistan ve Irak’ı işgali ile gerçekleşen felaketin başlıca mimarlarından biri olan Blair, Edward’ın başlattığı nişana layıktır. Kendisi, özellikle işgale zemin hazırlanan süreçteki yalanlarının ifşası ve ağır ihmaline rağmen işin içinden hiç yara almadan sıyrılmayı başardı. En sonunda İsrail’in 2006’da Lübnan’ı işgalini desteklediği için görevini bırakmaya zorlandı. Blair o zamandan beri bir “dünya devlet adamı” olarak caka satıyor. Bankalara ve diktatörlere danışmanlık yaparak on milyonlarca pound kazanmaya devam ediyor. Sadece bir aralık, savaş karşıtı hareketin Irak’taki katliama ve işgalin sebep olduğu yıkıma muhalefeti sayesinde zan altındaydı. Artık Blair yeniden gözde. Hatta bence bir sembol haline geldi.

1920’lerin ortasında radikal Alman Sanatçı George Grosz’un Yönetici Sınıfların Yüzü isimli karikatür serisinde çizdiği açgözlülükten suratı çarpılmış figürlerin arasında I. Dünya Savaşı ve enflasyon sayesinde zenginleşip, Rosa Luxemburg gibi devrimcileri katleden patron ve generallerine ait olanlar vardı. Blair bugünün yönetici sınıfının yüzüdür. Aynı 14. yüzyıldaki gibi fakirler savaş ve salgın hastalığa karşı alabildiğine savunmasızlar; katil ve sömürücüler ise, sözüm ona iyi niyetlerini beyan etmeye pek hevesliler.

SIRITAN KURUKAFA
Netflix hicvi Don’t Look Up‘ın çok güzel tasvir ettiği gibi, küstah ve mütebessim bir yönetici sınıfın maskelediği kapitalist ölüm çarkı merhametsizce öğütmeye devam etmekte. Bu aynı zamanda en tepede berbat bir yozlaşmanın yaşandığı bir an. Ghislaine Maxwell’in mahkumiyeti, Jeffrey Eppstein’ın etrafına örülü zengin ve ünlülerin bir araya geldiği şeytani ağa dikkat çekiyor. Boris Johnson ise Blair kadar ilkesiz ve sahtekar bir başbakana karşılık geliyor.

Aralarındaki fark, Blair’in kendini taçlandırdığı tahammül edilmesi zor erdem aurası. Belki Kraliçe ve danışmanları, müesses nizamın bir doz daha Blair’in kibirli pozlarına ihtiyacı olduğunu düşünüyorlardır. Batı emperyalizminin savunmaya geçtiği bir dönemde bu kesinlikle bir zayıflık işareti.

Yönetici sınıfın imajını cilalamak için Tony Blair’e bel bağlamak, Kara Ölüm yıllarının Orta Çağ kilise resimlerinden birini akla getiriyor. Aristokrasinin sacayaklarını temsil eden dini bütün papa, güzel asilzade kadın ve zırh kuşanmış yiğit şövalyenin gerçek yüzleri bir anda gözler önüne seriliyor-sırıtan bir kuru kafa.

 

2580910cookie-checkKraliçe’nin modern şövalyesi: Tony Blair’in ‘onuru’ sistemin sembolüdür

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − 12 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.