Küresel buharlaşma faktörleri…

Dünya’nın kaderinin kontrolü bu kontrolsüz muhterislerin elinde… Sera gazı üreten tüm endüstrilerden, enerjinin global kontrolüne kadar, uzay teknolojisinin zamanlamasından, belki de bölgesel savaş ve barış yönlendirmelerine kadar onlar basıyorlar tuşlara, hükümetleri uzaktan kumanda aletleri gibi kullanarak…  Kapitalizmin bu iki açgözlüsü birbirlerinden beslenip  semirdiler, şimdi dünyanın başını yiyorlar…


Savaşlardan beslenecek kadar düştüler… Silah satışlarından ve enerjiye hakim olmaktan medet umuyorlar… Bu fonlarla kurdukları Ar-Ge’lerde yeni silahları geliştiren ve deneyen, insan bedenlerini araştırma geliştirme alanları olarak kullanan, kimyasal silahı, nükleer başlığı ve belki de kokusu yakında çıkacak olan depremsel alev topunu deneyip, dünyanın başına saran zihniyet muktedir durumda dünyada… Güçlerini korumak için heba ettikleri dünyayı korumalarına yetmiyor elde ettikleri güç…


Özellikle G8 ülkelerinde, her yıl kara delikler gibi büyüyerek, devlet içinde devlet konumuna iyice yerleşen dev endüstriyel ve finansal güçler, küresel ekonomiyi belirleyici ve yönlendirici basınçlarıyla, çıkarları doğrultusunda dünyayı şekillendirerek, gizli ve adı konmamış yaptırım tarzlarını dayatmaktalar öncelikle ülkelerine, sonra da dolayısıyla o ülkelerin güdümünde geri kalanına yerkürenin…


Milenyumun başından beri katedilen total teknolojik gelişimin hayata geçirilme hızının ve süresinin, dünyanın kurulmasından milenyuma kadarki milyonlarca yıllık toplam gelişim hızından milyonlarca misli fazla olduğu bir süreci yaşayan gezegende, gıdım gıdım  hayata geçirilen teknolojinin çok ötesine ulaşmış keşifler ve icatlar mevcut olmalı, sadece muktedirlerce bilinen, ama devletleri kontrolüne almış endüstriyel güçlerin ekonomik kaygılarından dolayı piyasaya hemen sürülmeyen…


Bilgi transferinde elektron hızlarının ve kapasitenin onyıllardır usul usul arttırılarak piyasaya sunulması yoluyla, her versiyonda pazar yenileme potansiyelinin başarıyla korunduğu tavana vurmuş demode teknolojiler yerine, bakteriyel yapılarla bundan milyonlarca misli hızda bir bilgi taşıma teknolojisinin, biyolojik boyutta hala daha keşfedilmemiş olduğundan emin olabilir misiniz?


Bio enerji varken, hala daha petrole bağımlı kirlilik üfüren demode araçlarla yolları işgal edecek ve tıkayacak kadar geri kalmışlık neden? Elektrikli veya akülü araçların, şarjlı taşıtların, ya da vücut hareketleriyle manevra, hız ve fren yapabilen aletlerin çalışma teknikleri bilinirken, bunların çok basit uyarlamalarla otomotiv endüstrisinde niçin uygulanmadığı kafanızı kurcalamıyor mu?


Ve en korkuncu, tıp biliminin, tedavisi mümkün değil dediği hastalıkların çoğuna, hala daha şifa bulamayacak kadar yerinde sayan bir bilim olduğunu mu varsayıyorsunuz? Devlerin güreştiği ilaç endüstrisini bir kalemde yok edecek tıbbi bir gelişimin kolaylıkla anons edilebileceğine inanıyor musunuz? Alternatif tıp niye yeterince muteber değil, dünyaca ünlü doktorlar itibar ederken? Biyomekanik teknolojinin, felçlileri hala yürütememesi acaba umutsuz ilaçların stok maliyetlerinden dolayı mı? Ya da kanserin tedavi edilememesi, ilaç endüstrisine ve medikal sanayiye yapılan yatırımlar hatırına mı? Yeterince mutluluk çubuğu stoğu olmadığı için mi viagranın egemenliği?
Yaşam alanlarının, kifayetsiz muhterislerin verdikleriyle sınırlandırılmasına müstehakız belki ama, dev endüstri güçleri yaşasınlar diye, insana yaşama hakkı bahşedilmemesi ne kadar haklı?


Bizleri hala daha geri bir gezegende yaşamaya mahkum ediyorlar… Ve ölmekte olan…


Küresel ısınmayı durdurup Dünya’yı kurtarabilecek tek ümit olan Kyoto anlaşmasına, sırf kimya endüstrisi kriz yaşamasın diye imza koymayan ülkelerden birinin süper güç olduğu, diğerinin de dünyanın dörtte biri nüfusa sahip olduğu bir küreden ne bekliyorsunuz hala? Güçlü kalması çok güç, süper güce rağmen… Çin’in 2 yıllık nüfus artışının küresel ısınmaya yüklediği faturanın bedeli, İngiltere’nin, tüm sera gazı üretimini toptan durdurması ile eşdeğer… 


Sonunda küre ısınır… 7 trilyon Dolarlık tedavi ile dünya ekonomisinin % 20 sini yer yıllar boyu… Ve ortada, hem ekonomik olarak, hem de fiziksel olarak bir dünya kalmayınca, ne süper güç kalır, ne onun endüstrisi,  ne de korkulacak bir Çin…


Araştırma geliştirme için devasa bütçeleri elinde tutan ülkeler ile , eritilememiş stok tabir edebileceğimiz güncel ama demode endüstrilere yaslanan ülkelerin aynı ülkeler olduğu dengesiz global düzenlerde, küresel ısınmaya karşı mücadele vermesi gerekenler de sadece onlar olunca, onlara ait olan ve yoketme hakkına bile sahip oldukları dünyada, onlar isterse neslini sürdürebilecek olan aciz figüranlar haline gelmek boğmuyor mu sizleri?


Yoksa kayıtsız ekonomi ile ayakta duran bir ülkenin, kayıtsız bireyi olmak daha mı doğru ve kolay?


O zaman gelsin alev topları, deneysel depremler yaratmaya…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.