L.AMERİKA’DAN… Fidel, Fidel…

Küba Devlet Başkanı Fidel Castro, resmi olarak emekli oldu.

Sağlık nedenleriyle görevden çekilerek Temmuz 2006’da görevi kardeşi Raul Castro’ya devreden Castro’nun sağlık durumu ve izlediği polítika, 7’den 70’e tüm Kübalıların, tüm komşu ülkelerin, uluslararası medyanın aylardır tahminler ve bahislerle izlediği aktüel bir oluşuma dönüşmüştü. Dünyanın bütün ilgisi Fidel’e yönelmişken, Comandante’nin büyük olasılıkla iki konusu vardı; birincisi  fiziksel olarak sağlığına kavuşabilirliği, ikincisi de yarattığı rejimin kendisinden sonra nasıl işleyeceği?

Sağlığıyla ilgili olarak, yazdığı resmi makaleler ve göründüğü televizyon videolarında hayatını idame ettirecek sağlığına kavuşmuş görünüyor. Fidel Castro, yarım yüzyıl boyunca ince ince ve dikkatle örülen, uğruna ömürler ve canlar verilen, bir çoğunun hayal bile edemeyeceği bir oluşumun, Kuba Devrimi’nin baş kahramanı oldu. Hayatı boyunca imkansız görünen bir çok işi başardı. Geçen yüzyılın ortalarından bu yana sürdürdüğü  kararlı polítika, geçirdiği direkt veye indirekt saldırılar, değişen zaman ve koşullara rağmen, o her zaman ve hala, hep ayakta kalmayı başardı. Şimdi ise, aktif siyasetten çekildi. Dünyanın heryerinde hepimiz aynı soruyu soruyoruz;  uğruna hayatını, sağlığını koyduğu Castro’nun Küba’sı nasıl şekillenecek?

1997’de Fidel Castro, kendisinden sonra küçük kardeşi Raul’un görev alacağı açıklamasını yapmıştı. Rejimin bir Karaib hanedanlığına dönüşüyor olduğu hissini veren bu açıklama, çok ciddi ve sert eleştirilere sebep olmuştu. Aynı şekilde 1994’de Kuzey Kore’de efsanevi  Kim Il Sung’un ölümünden sonra, iktidarı oğlu Kim Jong Il’e bırakmasıyla, benzeri rejimlerin de veraset yapabileceği gibi bir görüntü oluşmuştu. Böylece Comandante’nin göreve ara vermesi ve kardeşini kendi yerine getirmesi, şimdi de resmi olarak silah arkadaşı, kardeşi, siyasi ve idari  yardımcısı Raul Castro’ya görevi devretmesi, belki Kim Jong Il’in göreve gelmesi kadar şok edici değil ama, aynı anlayışın yumuşak bir şekilde uygulanması oldu.
 
Geçtiğimiz Pazar günü, Ulusal  Meclis’de yapılan oylamanın ardından, Raul Castro’nun görevi devralacağı resmileşti ancak, bu daha önceden bilinen bir durumun altına imza atmaktan öteye gitmedi. Yalnızca, Carlos Lage’nin ikinci yardımcı devlet başkanı konumuna getirilmesinden başka, eski devrimcilerden oluşan devlet danışmanları, Fidel ve Raul’un sadık arkadaşları,  tam 49 yıldır aynı görevlerini sürdürmeye devam ediyor.
Yani arzu edilen veya beklenen hiç bir acil değişiklik gerçekleşmedi.

Raul Castro’nun Meclis’de yaptığı yarım saatlik konuşmasında gördüğümüz gibi, Küba’da ‘radikal’ değişiklikler yaşanmayacak, ancak kısa vadede, hatta Raul Castro’nun o andaki konuşmasında bile- sadece giydigi takım elbiseyi sembol kabul etmeden-Küba’nın bir değişim içine girdiği, iki kardeşin aslında ne kadar birbirinden farklı tarzlarda olduğu açıkca görülüyordu.

Bu arada bir çok insan Raul Castro’nun arabulucu bir kişiliğe sahip olduğu görüşünde birleşiyor. Hiç bir Kübalı, onun  ideolojik görüşlerinden şüpheye düşmüyor, ancak yeniliklere açık, pragmatik, hatta biraz reformist biri olduğu da herkes tarafından biliniyor. Yıllarca silahlı kuvvetleri idare eden, savunma bakanı olarak görev yapan Raul Castro, yaptığı işlerin ciddiyetinin yanı sıra ve her zaman politik olarak Fidel’in yanında yer almasına rağmen, Gaviota şirketini kurarak Küba turizm sektörünün yolunu açma gibi aktüel işlere de bakabiliyor. Zaten, Pazar günü yaptığı konuşmada da, yalnızca ciddi ve kararlı olduğunu değil aynı zamanda, Kübalıların gereksinimlerini ve ülkenin eksikliklerini bildiğini de gösterdi. Özellikle ülkedeki bürokrasi boyutunun ne kadar can sıkıcı olduğunun ve sıradan Kübalı için gelir elde etmeninin ne kadar zor olduğunun altını çizdi. Hayatın bir çok alanında uygulanan yasaklamaların bir kısmının kaldırılacağını ve yabancı yatırımları değerlendireceğini söyledi.

Bu yeni değerler, yeni renk ve ton Kübalılar arasında mutlaka ilgi görecek. Ancak asıl soru dipte derinde, Raul gerçekten bu çekingen reformlarla Kübalıların beklentilerini, gereksinimlerini karşılayabilecek mi? Küba ekonomisini yeniden harekete getirebilecek, Küba’yı Venezüela’nın petrodólar yardımlarından bağımsız bir hale getirebilecek veya ülkeyi adanın dışında uluslararası bir entegrasyona yönlendirebilecek, ülke içinde insan hakları konularına eğilebilecek mi? Mutlaka bütün bunları zaman içinde göreceğiz ama, en azından, bu aşamada, üstelik de tüm dünyanın gözü Küba’ya dikili iken, Raul bu küçük değişimleri hayata nasıl geçirecek? İlk olarak, büyük olasılıkla, ‘ABD ile ilişki yasağı’ tabusu ile karşı karşıya kalacak. Amerika’nın Küba’ya karşı  yıllardır sürdürdüğü ambargo ile ilgili olarak seçim kampanyalarından adaya karşı sürdürülen politikanın yeniden gözden geçirileceği sesleri çıkıyor ama yine de şimdiden bir sey söylemek doğru değil. Üstelik önünde, inanılmaz karizmatik, kararlı ve inatçı bir örnek varken, yaptığı her işi birileri mutlaka eğri bulacak. Bunlar sağlam adamlar nelerden geçtiler deyip durum biraz daha hafifletilebilir ama kesin olan tek sey; Raul Castro, gerçekten zor bir göreve soyundu. 
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three + two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.