La Habana’da, denize sıfır villa…

Havana’daki ünlü tiyatro Cabaret Tropicana ‘ya on beş dakika mesafede, Avenida Rancho Boyeros üzerindeki 353 numaralı satılık villa alıcısını bekliyor; 70 bin Amerikan dolarına…

Bunu beğenmezseniz, denize sıfır villa var, fiyatı 85 bin dolar…

Bahsettiğimiz ilk ev, 729 metre kare arsa üzerinde yer alıyor; dönümüne çeyrek kalmış…

Tek katlı villa, yanında iki arabalık garajı var.

Bina taş işçiliğiyle, koloniyal döneme ait İspanyol-Latin mimarisine uygun tasarlanıp yapılmış. Evi çepeçevre saran verandası, dört geniş odası, salona açılan mutfak, banyolar, yüklükler yeni sahibini bekliyor; ne arasan içinde… Bahçede küçük şadırvan biçimi bir havuz da bulunuyor; şırıl şırıl su sesi dinleyip hamakta kestirmesi mümkün, arada bir çişe gitmesi de…

Cadde girişi çimenlik, ancak arka tarafta basketbol oyun sahası, çevresinde mango, avokado, portakal, vişne, kokonat, armut ve muz ağaçları mevcut; bir maymun eksik…
Anlaşılan 353 nolu evin yeni sahibi mahallenin arsız çocuklarına dikkat etmelidir.

Fakat ilandan anlaşıldığında mahalle gayet sakin ve huzurlu bir yerdir. Gerçi Küba’nın hemen tamamı sokakta işlenen suçlar bakımından Dünya’nın en rahat biçimde el kol sallanıp gezilecek ülkesidir, yabancı alıcıların bunu tasa etmemesi gerekir.

Yazarlığı bırakıp emlakçılığa başladığımızı düşünmeyiniz, size Küba’nın elindeki emlak hazinesinden söz ediyoruz. Orası bir emlak cenneti…

Faşist diktatör Batista zamanında, özellikle Amerikalıların yazlık sayfiye yeri olan Küba ve Başkenti Havana’nın nezih semtlerinde o vakitler yapılmış malikâne ölçüsünde olup o tarihten beri ya âtıl kalmış yahut sosyalist yerleşim politikaları icabı birden fazla ailenin kullanımına sunulmuş olan taşınmaz mülkler şimdi revaçtadır.
Raul Castro hükümetinin Dünya’ya açılıma başladığı şu sıralarda ya eski sahipleri-varisleri tekrar tapu çıkartıp mülkleri satışa sunuyor, yahut kamuya devrolmuş olan mülkler varsa bunlar devlet eliyle pazara çıkarılıyor.

Fiyatı yalnızca 85 bin dolar

Kanada’nın The Globe & Mail gazetesine bakılırsa, 2011 yılında serbest bırakılan emlak işi patlama yapmış ve bir anda pazarın genişlemesine yol açmıştır, satan çoktur ama alıcı ortada yoktur. Gazeteye göre Küba’da 100 bin civarında ev satışa sunulmuştur. 11 milyon nüfuslu ada halkı 3 milyon adet eve sığışmıştır ki bunlardan boş duran 100 bin kadarı şimdi emlak piyasasındadır.

Bu evlerin büyük ölçüde bakım istediği de ifade ediliyıor. Eski evlerin alıcısı, muhakkak ki mülkü elden geçirecek, belki restore edip yenileyecektir. Buysa Küba’nın inşaat-iç mimari, malzeme alım-satımı sektörlerinde genişlemeye yol açacaktır; Castro hükümetinin beklentisi de budur. Küba kadar Amerikan ve Batılı inşaat malzemesi firmalarının beklentisi de aynı noktadadır.

Buz kesen Kanada’nın güler yüzlü gazetelerinde, tropikal güneşli Küba’da emlak bedavaya gidiyor diye alıcıyı özendirici haberler yer alırken, ABD’nin Küba ambargosu ve siyasi çekişmeleri yüzünden, nasıl olsa Amerikalı pek sıcak bakmaz diye bu yönde haberler ara sıra çıkıyor.
Elbette böylesi bir geniş pazarın olanakları fark edilmektedir. Sadece evlerin satışıyla kalmayıp içine musluğundan tuvalet kâğıdı askısına kadar her türden malzemenin konulacağı bir pazar Amerikan şirketlerinin iştahını kabartıyor; 2001 Dünya ekonomik krizinden beri açılmış en iyi iş fırsatı budur diye hesap kitap yapılıyor.
Bu yıl ve ertesi senesinde satılacağı sanılan 100 bin emlakın kapısına, çerçevesine, dolap kapağına menteşe satsanız para kazanırsınz; Amerikan kapitalizmi şimdi oraya girmenin yollarına bakınıyor.

Bu nedenle Amerika’nın The Financial Times, The Wall Street Journal gibi ekonomi ağırlıklı günlük gazeteleri de yer yer haberlerinde Küba’nın emlak-inşaat sektörüne yer veriyor. Peki, Amerikalı parasını Küba’da emlaka yatırmaya heves duyuyor mu, sorusuna pek olumlu cevap veremeyiz.

Şimdi sıkı duralım, eğri oturup doğru konuşalım da pattadanak sandalyemizden yere düşmeyelim! Küba’daki bu evleri şimdiye dek alanlar arasında çoğunluğun hangi ülkeye ait olduğu sorulsa, verilecek yanıt şüphesiz şaşırtıcıdır: Çin Halk Cumhuriyeti uyruklu müşteriler Havana’da emlakçı kovalamaktadır.
Maocu oportunist Komünist Parti yönetimindeki Çin kapitalizminde köşeyi dönmüş işadamları Havana’da cirit atmaktadır. Cirit atarken bindikleri arabalar Amerikan eski püsküsü değil, gıcır Mercedesler, BMW’ ler, en kötüsünden Audi lerdir…

Çinli alıcıların pazarlıkta şişedeki cin gibi olduğunu söyleyen bir ev sahibi kadın, Küba’nın Granma gazetesine, ¨Pazara bu kadar çok emlak sunulunca, fiyatların düşeceğini anlamadık. Meğer bu kapitalizmin kuralıymış, nereden bilelim, daha önce yaşamadığımız bir şeydi…¨ diye şikayetçi olmuştur.
Şikâyetini Castro hükümeti ciddiye almaz, hükümet bu yıl Küba maliyesine ödenecek paraların, vergi ve harçların hesabındadır.

Çok aradık, karıştırdık, kurcaladık lakin Küba’da ev almaya kalkışan tek bir Türk müşterinin adına rast gelemedik.

Belki de vardır, parayla imânın kimde olduğu bilinmezmiş!

Biz, yine de, Türklerden Küba’da mülk sahibi olanlar çıksın isteriz, arada bir gidersek kapıyı teklifsiz çalıp misafir olmak için…
Bu yazımız da işte o yüzdendir:

Batan geminin malları bunlar , diye Salı Pazarı esnafı tezgâhına düşmüş evlerden almak isteyen olursa, biz sevabına duyuralım da pamuk eller cebe, deyişi size kalmış olsun!

________________

[email protected]

1593290cookie-checkLa Habana’da, denize sıfır villa…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.