İlk aşk

“Bilinmez kim kime kimdi”


Çalıştığım kurumda çıkartılan dergi Terapi’nin editörü olan arkadaşım, ilk aşkımızı anlatmamızı istedi bizden. Her şeyin ilkini yaşadığımız gibi, okulun “ilk” kısmına giderken, duygusu duyguma en yakın olduğunu düşündüğüm, karşı cinsin “ilk” kişisini düşünmeye başladım ve sonunda aşağıda ona hitap ederek yazmak istediğim Mehmet adlı çocukluk arkadaşım geldi aklıma, yıllar sonra…


Mehmet,
Sen,  benim de annemin de dedesinin ismini taşıyordun. Sevgi ve saygı duyduğum iki büyük erkeğin. Oturduğumuz apartmanın dördüncü katındaki halamların karşı komşusuydun. Yaşıtlarına göre daha dingin ve daha ağır olman bana hep daha olgun olduğunu düşündürürdü. İkimiz de ilkokul sıralarındaydık. Çocukların okul dışı zamanları sokaklarda geçirdiği 80’leri yaşıyorduk. Kızlar bahçede evcilik oynar, ip atlar, seksek oynardı, oğlanlar maç yapar, misket kavgasına girerdi. Sen erkek kardeşimin futbol arkadaşıydın. Az konuşurduk ama ben seni hep severdim. Senin de beni sevdiğini düşünürdüm nedense.


Bir gün babanın öldüğünü öğrendim diğer komşulardan. Ne diyeceğimi bilemeden bir kez daha görmeyi bekledim seni. Uzun süre evde olmadın. Kime gönderdiler seni, kimde kaldın bilemedim. Annenin de rahmetli babanın da yüzünü hiç hatırlamıyorum. Babandan hiç konuşmadan sürdü sessiz arkadaşlığımız.


İlkokulu bitirdim. Büyümenin ilk ispatı olarak gördüğüm ortaokula geçtiğim sene büyükannemi kaybettim. Halamların evi dolup taştı. Kapıyı dolduran ayakkabıların üstünden atlamanın ne kadar zor olduğunu hatırlıyorum o yaşımda. Merdivenlerde oturmuş sessizce ağlıyordum ölümün ne olduğunu hiç bilmeden. Görmek istediğim tek insan sendin. Kapıyı açtın, elinde topun, öylece baktın bana. Ben sana “seni şimdi anlıyorum” der gibi baktım galiba. Çünkü sen bana “beni şimdi anlıyorsun” diyerek baktın. “Allah rahmet etsin” ya da “başın sağ olsun” demeyi öğrenmemiş miydik henüz bilmiyorum, ama bir şey diyebildiğimizi hatırlamıyorum birbirimize. O bakışmamız günlerce sürdü sanki. Büyükler geçti gitti yanımızdan, aramızdan ama bizi kimse fark etmedi sanki. Ağladığımı gören ilk erkek olan senden utanmadım. “Gözüme bir şey kaçtı” demedim. Gözüme hayatın kaçtığını biliyordun çünkü sen.


Saçlarını alnına ve gözlerine düşmemesi için yana yatırmaya çalışan ama beceremeyen, sıska kızı hatırlar mısın, neredesin ve ne yapıyorsun bilmiyorum. İl aşk denir mi buna onu da bilemiyorum,  ama bir gün vedalaşmamıza fırsat bırakmadan taşınan  annesiyle giden dişleri telli, tombul çocuğa değer veriyordum ben. Çünkü sanırım her aşk insana hayata dair bir şey öğretir. O yüzden kişi bahanedir, kendi gider ama izi kalır yürekte. Sen bana ölüm olsa da sevmenin hayata bağladığını öğrettin. En değerli şeyin birbirimizi gönülden anlamak olduğunu da.


Dilerim gözbebekleriniz buluştuğunda konuşmadan anlaşabildiğin biriyle yuva kurmuşsundur. Umarım başka ölümlerde ve doğumlarda  yanında olmasını isteyeceğin kişiyi bulmuşsundur.


Bana yıllar sonra anılarımda kalan ve yirmi yılıdır kimseye bahsetmemiş olduğum seni hatırlatan arkadaşıma teşekkür ederim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 + 13 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.