Londra’da Göçmen Kadın Yaşamı-1: Rengin Kadın Korosu

FERGÜL YÜCEL / LONDRA – “Sorunları geleceğe havale etmeden” diye başlıyordu  amaçlarını açıkladıkları broşürde. Bugünden yapacak çok şeyleri vardı onların. Sorun çok ama yakınma yok dillerinde. Çözüme odaklı planlama, emek ve sabır var.Yavaş ilerlenen ama disiplinle sürdürülen inatçı bir yolculuk sevdası  onlarınki. ”Rengin okuldur, kadınların aydınlanmasıdır; sosyal, siyasal, kültürel yaşamda kadının edilgenleştirilmesine isyandır.” diyorlardı hepbir ağızdan.

“Rengin Kadınlar Korosu” adlarına bakıp onların sadece bir koro çalışması için bir arada olduklarını sanmayın. Ben öyle sanmıştım ilk önce. 

İlk karşılaşmamız 2023 Mart’ında oldu. Göçmen kadınlar için öykü yarışması yapacaklarmış. Jürisine davet edildim. İnternet yolu ile elliyi aşkın öykü gönderdiler. Jüri arkadaşlarım ile birlikte değerlendirmelerimizi yolladık. Zoom üzerinden yapılan ortak toplantıda kitaba alınacak öyküler üzerinde mutabakata vardık. O tarihlerde memlekette sıkıntı üstüne sıkıntı; korkunç bir deprem felaketi, ardından kahreden seçim sonuçları… Bu süreçte Rengin kadınları sokaklarda, konserlerde depremzedeler için dayanışma örgütlüyorlar. Tüm bu hengame içinde kitap çıktı. Konser yapıldı, ödüller verildi, ardından imza günü… Şaşılası bir hız,aktivite, disiplin, örgütlenme…

White Hart Lane’de trenden indim hemen yakınındaki dernek binasına yürürken ‘Şimdi işleri de çoktur, yarın 1 Mayıs, pankartlar hazırlıyorlardır, kısa keseyim sohbeti,’ diye düşünüyordum. Üst kata çıktım. Mis gibi çay kokusu, salonda  yerlerde yoga matları üstünde bir gurup kadın eğitmenleri eşliğinde egzersiz yapıyorlar. 

Tam sözleştiğimiz saatte koro şefi Zuhal geldi, hemen elime tutuşturulan çay bardağı ile – Bedriye Avcıl,Gülseren Daş,Zuhal Yıldırım Gök-arka odalardan birine geçtik.Değerli zamanlarını çok çalmamak için yayınladıkları üç broşürü okumuş, youtube’deki kliplerini izlemiştim.* 

Rengin Kadın Korosu

Koroyu nasıl oluşturduklarını sordum Zuhal’e: ” Ben dört yıl önce geldiğimde hazıra kondum, alt yapıyı hazırlayan SKP(Sosyalist Kadınlar Birliği), onun için Bedriye anlatsın önce,” dedi. Bedriye , 2010 yılında Türkiyeli ve Kürdistanlı politik sürgün ve göçmen kadınlarla oluşturdukları birlik çalışmaları devam ederken berbat korona günlerinde eve kapanmanın önlerine farklı bir çalışma modeli çıkardığını anlattı.” Pandeminin herkesi eve kapattığı, morallerin düşük olduğu günlerde, bu sıkıntıyla baş edebilmek için online Çarşamba toplantıları başlattık. Bu toplantılarda sohbet ediyor, sıkıntılarımızı paylaşıyor, şiirler, şarkılar söylüyorduk. Bu kadınlara çok iyi geldi.Kendileri için zaman ayırmanın ne kadar değerli olduğunun farkına vardılar. Haftada iki kez toplanıyor, kültür söyleşileri düzenliyorduk. Kadınların merakını çekecek konularda konuşmalar oluyordu. Hayatlarında ilk defa konu hazırlamak, topluluk önünde sunum yapmak isteyen kadınlar oldu. Herkes heveslendi. Bu arada Türkiye’den mesleği müzik olan Zuhal gelince online şarkı, türkü söyleme günleri düzene girdi ve sistemli çalışma başladı.”

Zuhal devam etti sohbete: ” Aslında başta online yapmamız zor diye düşünmüştüm.Hangi yöntemi deneyelim diye araştırıyorduk. Fakat kadınlar özlemişlerdi kendileri için bir şey yapmayı, çok istekliydiler. Evden çıkmadan, sorumlu oldukları işleri planlayıp,evlerini derleyip topladıktan sonra kendileri için bir zaman ayırmak çok hoşlarına gitti.Önce 20 kişi civarındaydık. Pandemi azalıp, yavaş yavaş evden dışarı çıkmalar başlayınca sayımız hızla arttı. Kadınlar rahatlasın, moralleri yerine gelsin deyip bir konser ile başladık. Bu arada 8 Mart yaklaşıyordu, bir klip yapıp youtube’e koyalım dedik. Arkasından sözleri ve bestesi ile bize ait olan müzikler yaptık. Koroya katılım gittikçe büyüyordu.”

Koroya kadınların nasıl alındığını sordum.Başta herhangi bir seçme yapmadıklarını, sesi güzel olsun olmasın dileyen herkesin katıımına açıkmış. Kadınların bir araya gelme ve kendilerini  ifade etme ihtiyacına bir alan açmakmış niyetleri.”Önemli olan dayanışmaydı, bir arada kadınların kolektif bir  iş yapma mutluluğu idi. Gerisi çalışma, pratik ve emek ile yoluna girer diye düşündük” diyor koro şefi Zuhal. Bu kadar büyük ilgi olacağını onlar bile tahmin edememişler başta. Sayı büyüyünce konser davetlerini yanıt veremediklerini oysa İngiltere ve Avrupa ülkelerinde konserler vermek istediklerini belirtiyorlar.

Bedriye girdi araya. ” Biz kadınlarla şunları bunları yapalım, konserler olsun, klip yapalım, kitap yapalım diye önceden planlayıp çıkmadık ortaya. Süreç içinde gelişen kadınların isteklerine alan açmış olduk.”

Aldı sözü Gülseren: ” Bizim Rengin kadınları olarak hızla yol almamızdaki başarı, kimsenin bize ‘hadi şunu yapın, hadi bunu yapalım’ diye bir şey dayatmamış olmasıdır. Bu tamamen guruba katkılan kadınların kendi yetenekleri çerçevesinde birbirleriyle dayanışmasıyla gitti. Örneğin evde yıllarca şiir yazan, şarkı sözü, hikaye gibi şeyler yazan kadınlar içlerinde baskıladıkları yetenekleri güvenle paylaşacakları bir alan buldular. Derneğin  amaçları ve politikası doğrultusunda üstten bir yönlendirmesi olmadı. Bir siyasi politik hedefle, politik bir çalışma amacıyla gitmiyor işler. Kadınlar kendi içlerinden ,ihtiyaçlarından gelen istekle, kendileri için yapmak istediklerini söylüyorlar ve o doğrultuda destek buluyorlar, dayanışma buluyorlar birbirlerinden.”

Koro size neler kattı, hadi   duygularımızı kısaca yazalım, koronun broşürü olsun  demişler. Ama ortaya çıkan metinlerden sonra, farklı ülkelerdeki kadınları da katalım düşüncesiyle “Göçmen Kadın Öyküleri” kitabı çıkmış ortaya. Kitap okuma gurubu, yazı atölyesi kurmuşlar. İngiltere ve Avrupa’da görülen büyük ilgi üzerine şimdi ikinci kitap yolda.

Hayalleri var, büyük hayaller…Kadın Müzik Akademisi kurmak istiyorlar. Adımları atmışlar bile. Enstrümanları çalanların da kadın olmasını istiyorlar. Kadın bağlama gurubu oluşturmuşlar.Erbani gurubumuz var, diyorlar. Geniş katılımlı korodan ayrı  bireysel bir koro oluşturarak, daha hızlı motive olabilen ekiple Türkiye’de  ve diğer ülkelerde konserler vermeyi düşünüyorlar. Ayrıca çocuklar için de projeleri var, çocuk korosu oluşturmuşlar.

 Gik-Der( Göçmen İşçiler Kültür Derneği) ile aynı binayı kullanıyor Rengin Kadınlar Korosu ve SKB(Sosyalist Kadınlar Birliği).Dernek ile  ilşkilerini soruyorum. Bedriye yanıtlıyor. Koronun 5 kişilik yürütme kurulu var, SKB’den ayrı, bağımsız kararlar alıyorlar.Gik-Der’in de yönetiminde kadınlar çoğunlukta. Erkekler kadınların faaliyetlerine nasıl bakıyorlar, diye sorduğumda yanıt maalesef hep aynı. Kadınların faaliyetlerine en devrimcisi bile gereken değeri verdikleri, önemsedikleri yok! Ama kadınlar bunu dert etmiyor. Evdeki işler, -dışarda çalışsa bile- evin her türlü temizliği, düzeni ile ilgili,evlilik görevleri, çocukların bakımı, okulları, dersleri ile ilgili herşeyi yoluna koyduktan sonra katılıyor çalışmalara.Büyük zorluklara rağmen kendisi için bir zaman parçası ayırdığında, kendisini keşfediyor, ortaya büyük yetenekler  çıkabiliyor. 

Feminizm ve Sosyalizm sorusuna geldi sıra. Yıllarca politik ve kadın hareketinin  içinde olan biri olarak, duyduklarımdan içimde bir sevinç ve gurur kabardığını söylemeden geçemeyeceğim.Öylesine özverili, imkansızı isteyecek kadar gerçekçi, başarılı  ve bir o kadar da yaptıkları faaliyetlere  mütevazi bakışlarını hayranlıkla izledim. Söyledikleri ve yaptıkları kitap olur ama ben kısaca özetleyerek burda bırakayım sohbeti.

GÜlseren:Bize yanlış öğretilmiş şey ‘kadın kadının kurdudur’ sözünü, biz ‘kadın kadının yurdudur’a çevirdik. Kadınlar diğer bir kadını kendine rakip, kocasına gelecek bir kuma gibi görmeyi terkettiler. Dışarı çıktılar, birbirleriyle dayanışıyorlar. Politik, teorik ezberlerle değil,etiketlerle değil, kendisi için , kendi adına birşeyler yapmanın farkına varıyor kadınlar.

Zuhal: Kendimize feminist diyecek kadar teorik ve tarisel çalışmamız yok. Ancak feminist kadınların ataerkil sisteme karşı, kadınların hakları için çok değerli çalışmalar yaptıkları bir mücadele yöntemi olduğunu biliyoruz.Saygımız var. Biz geleneksel tutucu bir toplum kültürü içinde erkeklerin yanlış olarak bildikleri ‘feministler kadın düşmanıdır’ algısını değiştirmeye çalışıyoruz.Bir ölçüde başardık da bunu. Kadınların acılardan beslenmeden, hayatın güzel, eğlenceli yanlarını yaşayacak, kendi içlerindeki yetenekleri de ortaya çıkaracak, gerçekleştirecek bir ortam hazırladık. 

Bedriye:Biz sosyalist düzene inanıyoruz ama bir etiket gibi kullanmıyoruz. Feminist hareket ile rekabetimiz yok, aksine karşı kutup gibi değil yanyana mücadedelede kendimizi kadın dayanışma platformu olarak görüyoruz. Her türlü görüşe açığız; feministlerle, Kürt bağımsız hareketindeki kadınlarla, emek hareketi içindeki kadınlarla dayanışma içindeyiz. Londra Kadın Dayanışma Gurubu’nda varız, çok sık olmasa da,zaman zaman ortak çalışmalar yapıyoruz.İngiliz ve farklı toplumların dernekleriyle dil bariyeri olduğundan istediğimiz düzeyde bağımız yok.

*YouTube ‘e Rengin Kadın Korosu yazarak konserlerini ve faaliyetlerini izleyebilirsiniz.

Instegram: renginkadinkorosu

 

2781470cookie-checkLondra’da Göçmen Kadın Yaşamı-1: Rengin Kadın Korosu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.