Metin, bizi birbirimize bağlayan ilave bir tutkaldı

“…Fedakarlık ve cesaretle. Metin’de bunlar vardı ama başka bir şey daha vardı Metin’de: Mesleğiyle sağladığı kimyasal uyum.”

İsmail KAYHAN* – Gerçek dergisindeyken idare amiri, Sultanahmet’teki ofiste camdan girecek bir kurşuna hedef olmamam için, odamın penceresindeki perdeyi daha kalın, şeffaf olmayan bir perde ile değiştirtmişti.

Gececi Seda, merdivenin altındaki yatağında sopayla yatardı.

Bitişik binadaki otele bizi dinlemek için girip çıkan siviller, sorun teşkil etmezdi.

O yılların benim üzerimde bıraktığı en büyük travmalardan biri, telefon sesidir.

Telefon, rutin bir haber için çalıyor olabilir ya da kahreden: ‘Metin’i öldürmüşler abi’…

Hâlâ telefonum çalınca huzursuz olurum. ’90’lar korkunç yıllardı.

2000’lerde, o yıllarda faili meçhul cinayetlerde öldürülenlerin sayısının 20 bini bulduğunu öğrendik.

Böyle bir ortamda, küçük bir dergide (Küçük dediysem, maaşlı çalışan sayısının 104 kişi olduğu zamanı bilirim) gazetecilik nasıl yapılır?

Fedakarlık ve cesaretle.

ismail kayhan
İsmail Kayhan

Metin’de bunlar vardı ama başka bir şey daha vardı Metin’de: Mesleğiyle sağladığı kimyasal uyum.

Bir olguyu, oluşum halinde görmek ve yazmak, yani başında haber vermek, fotoğrafçıysa önünde cereyan eden olayı okuruna en güzel yansıtacak yerden çekmek, iyi gazeteciliğin unsurları.

Metin’de bunlar vardı. Yanıma, ‘Ya abi, Merter’de şöyle bir durum var’ diye kaç kere geldi bilseniz.

Çok çalışkandı.

Haberin büyüsünü almıştı. Çantası masasının üzerinde dururdu, her an fırlayıp çıkmaya hazırdı.

Telefonlar cevapsız kalmasın diye ofise hafta sonu nöbetine gidenlere, yalnız kalmasınlar diye eşlik ederdi.

Haber de sahne tozu gibidir.

Yuttun mu kalır.

Metin, belki gazetecilik yaptığı dört yılda Türkiye’nin en iyi gazetecisi olmadı ama buna en yatkın gazetecilerden biriydi.

Bugünkü iyi gazeteciler, onun kuşağından gelenler olmalı.

Yukarıda, ’90’lardan bahsettim.

Öyle bir ortama insanın tepkisi, Metin gibi olmalı bence.

Kelle koltukta bile olsa gülümsemeli insan ve sanıyorum, bunu herkes yapamaz.

Metin’in yayımlanan resimlerindeki güleç yüzü, gerçek yüzüdür.

Metin şakacılığıyla, arkadaşlarını makaraya almasıyla, makaraya alınmasına izin vermesi; hatta teşvik etmesiyle, Gerçek’te yalnızca sinirleri yatıştıran, herkese biraz nefes aldıran biri olmadı; aynı zamanda bu özelliğiyle, o küçük insan topluluğunu birbirine daha çok bağlayan bir yapıştırıcıydı.

Bu özelliğini çok daha büyük bir organizasyon olan Evrensel’de de sürdürdüğünü düşünüyorum.

O zaman bunun farkında değildik.

Ölümü, bu nedenle bu küçük topluluğu çok daha acıttı.

Metin, ‘Pozisyon hazırlardı.’

Çok ihtiyacımız olduğu bir anda pası atar, herkesin topa girmesini sağlardı.

İTÜ’de habere gitmeden önce tıraş olmasının, ofiste yarattığı ‘Haber bahane, kız tavlamaya gidiyor zampara…’ sansasyonu ve neşesi, hafızamda hâlâ canlı.

Şimdi aramızda olmayan Sendika Muhabiri Metin İlgün, taşımada kullandığımız kamyonetin de şoförüydü. Derginin Teknik Müdürü İbrahim, “İlgün, araba kullanmayı traktör üzerinde öğrendiği için trafikte maceralar yaşardık. Dergi – matbaa – dağıtım şirketi üçgeninde iki Metin’in arabadaki hallerini görmeliydin” diye anlattı Metinleri.

Metin Göktepe zaman buldukça fabrika işçisi ağabeyinin bakkal dükkanında da çalışırdı. Parası olmayan arkadaşlarının sigara ihtiyacını dükkandan yürüttüğü sigaralarla karşıladığı söylenir. Duyduğuma göre ağabeyi sonunda dükkanı kapatmış. İbrahim, “Dükkanın kapanmasına en çok Metin’in arkadaşları üzüldü” diyor.

Son olarak paylaşmak istediğim iki anı da şu:

Metin’in de aralarında olduğu bir kafadar grubu, Gerçek dergisi cuma akşamı baskı için matbaaya gittiği sırada, baskıya giden kapak üzerindeki başlıklarda değişiklikler yapar, matbaaya giden oymuş gibi çakma kapağı göreceğim bir yere bırakır, kapağı görüp telaşlanmamı bekler, halimle eğlenirlerdi.

Bundan beş- altı yıl önce, bir Avustralya gazetesinin dış haberlerinden biri aradı.

Türkiye ile ilgili bir haber dolayısıyla, Türkiye’deki duruma ilişkin bazı sorular sormak istiyordu. Ama önce beni tanımak istedi. Türkiye’deyken hangi gazetelerde çalıştığımı sordu. Çalıştığım gazeteleri sıraladım. Evrensel’i bilemedi. ‘Metin Göktepe’nin gazetesi’ dedim. O zaman bildi.

* Metin Göktepe’nin gazeteciliğe başladığı Gerçek Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni. Kayhan, Evrensel gazetesinin ilk döneminde de yurt haberler servisi müdürü olarak görev yaptı. (Fotoğraf: Yücel Tunca)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.