Milyonlarca metrekare orman arazisi ve korunan alan 5 yıldızlı otellere açılıyor!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Yangınların vurduğu ormanlar için koruma seferberliği başlatılması gerekirken milyonlarca metrekarelik orman arazisinin 5 yıldızlı otel ve golf tesislerine tahsis edilmesi için düzenleme yapıldı…

Kültür ve Turizm Bakanlığı Aralarında Antalya, İzmir, Mersin, Muğla ve Hatay gibi büyük orman yangınlarına maruz kalan illerde milyonlarca metrekare orman arazisini 5 yıldızlı otel ve gol tesisleri için tahsis edecek. Bakanlığın 20 Temmuz’da yaptığı duyuruya göre 15 ilde toplam 50 parsel hazine ve orman arazisi yerli ve yabancı yatırımcılara otel yapmak amacıyla 49 yıllığına tahsis edilecek. Talep toplama süresinin 19 Ağustos’ta sona ereceği belirtilen düzenlemeye göre oteller için tahsis edilecek araziler arasında Mersin’in Tarsus ilçesindeki yaklaşık 2,5 milyon metrekarelik denize sıfır bir parsel ile Antalya’nın Alanya ilçesindeki 1.4 milyon metrekarelik tek parça orman parseli de yer alıyor. Antalya Gazipaşa’da Koru sahilinde yer alan doğal sit alanı statüsündeki yaklaşık 160 bin metrekarelik hazineye ait fidanlık arazisi de otel yapımı için tahsise konu edilen parseller arasında.

Son yıllarda yakıcı sonuçlarını görmeye başladığımız iklim krizi bir yandan orman yangınları diğer yandan ise sellerle doğanın çığlığını insanoğluna duyurmaya çalışıyor. Geçtiğimiz hafta 40 dereceyi aşan sıcaklıklara maruz kalan İngiltere’de olağanüstü hal ilan edilirken, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri de aşırı iklim olaylarının etkisinde. İspanya ve Yunanistan’daki orman yangınları da cabası. Türkiye geçtiğimiz yıl Çanakkale’den İskenderun körfezine, Toroslar’dan Amanoslara Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınlarına maruz kaldı.

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK YANGINLARI ORMANLARI VURDU

Orman Genel Müdürlüğü’nün resmi verilerine göre 2021’de çıkan 2793 orman yangınında toplam 139.503 hektar orman kül oldu. Bu rakam, 1988’den bu yana 29.749 hektarla yangınlarda en büyük orman kaybının yaşandığı 2008 yılının yaklaşık 7 katı büyüklüğünde. Orman yangınlarını duyuran yetkililer çoğu zaman “can kaybımızın olmaması en büyük tesellimiz” açıklamaları yapmayı alışkanlık haline getirmiş olsa da aslında orman yangınlarında en çok “can kaybı” yaşıyoruz. Yaşam kaynağımız olan ormanların can sağlığımızın da teminatı olduğu düşünüldüğünde kayıpların telafi edilmesi için büyük seferberlikler başlatılması gerekiyor.

ORMANLARI BİRER AĞAÇ TARLASI GİBİ GÖREN YÖNETİM ANLAYIŞI

Ancak geçen yılın büyük yangınlarının ardından yaşananlar pek de öyle olmadı. Ormanları birer ağaç tarlası olarak gören idare, adeta fasulye, kabak yetiştirir gibi her yerde ticari verimi öne alan bir ormancılık politikası uyguluyor. İçinden geçtiğimiz iklim ve sosyo-ekonomik gerçekliğin en çok ihtiyaç duyduğu koruma öncelikli ormancılık yerine, kısa sürede paraya dönüştürülebilecek bir ormancılık faaliyeti yürütülüyor. Orman Genel Müdürlüğü’nün her yıl yayımladığı performans raporlarına bakıldığında bu gerçek çarpıcı biçimde ortaya konuluyor. Odun üretiminde katlanarak yaşanan artış buna işaret ediyor. Yanan ormanların endüstriyel odun üretimi ve enerji sektörü için ucuz hammadde olarak görülmesi ve bu yönde bir kullanımın tercih nedeni haline gelmesi de cabası…

ORMANLAR MADENCİLİK VE TURİZM TAHSİSLERİNİN KISKACINDA

Ormanları tehdit eden sadece yangınlar ve odun üretimindeki artış değil elbette. Maden izinlerinin yanı sıra 1980’lerden bu yana turizm sektörüne devlet eliyle yapılan orman tahsisleri de sürdürülebilir ormancılığın önündeki en büyük engeller arasında. Kamu yararı olduğu gerekçesiyle turizme tahsis edilen orman arazileri, 1980’lerin ikinci yarısında hızlandı, 1990’larda adeta uçuşa geçti. 2000’li yıllara gelindiğinde ise ortaya çıkan yağma tablosunun ürkütücü boyutları sorgulanmaya başlandı ve 2006’da açılan bir davanın ardından Danıştay ormanların turizme tahsisiyle ilgili düzenlemede iptal kararı vermişti. Bilim insanlarının görüşünü esas alan Danıştay’a göre ormanların “orman olarak kalmasında” daha üstün bir kamu yararı vardı. Bugün bakıldığında üstün kamu yararının ne olduğu çok daha iyi anlaşılır durumda. Ormansızlaşmış ya da ormanları kısmen tahrip edilmiş bir coğrafya ve toplumda kamunun en büyük yararı sağlıklı nefes alabilmesi olacak…

BAKANLIK ORMAN ARAZİLERİNİ OTELLER İÇİN TAHSİS EDECEK

Geçtiğimiz yıl yaşanan büyük yangınların ardından bu yaz da ülkenin pek çok bölgesinde orman yangınları sürüyor. Her ne amaçla olursa olsun özellikle orman yangınlarının tahrip ettiği bölgelerde orman arazilerinin amaç dışı kullanımının önüne geçilmesi gerekirken uygulamada bunun tersi yaşanıyor. Bunun son örneği ise geçtiğimiz hafta gündeme gelen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca duyurulan orman arazilerinin turizme tahsis edilmesi kararı oldu.

15 İLDE 50 AYRI HAZİNE VE ORMAN ARAZİSİ TAHSİS EDİLECEK

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü‘nün hazırladığı tahsis planına göre Aralarında Antalya, Mersin, Muğla, İzmir ve Hatay gibi orman yangınlarının yoğun olduğu illerinde bulunduğu 15 ilde büyük kısmı orman vasfında olan Hazineye ait toplam 50 ayrı parsel otel ve tatil köyü yapılması için 49 yıllığına yerli ve yabancı yatırımcılara tahsis edilecek. Afyonkarahisar, Aydın, Bursa, Denizli, Erzincan, Kars, Niğde, Ordu, Trabzon ve Yalova da bu kapsamda tahsis yapılacak iller arasında.

TARSUS’TA DENİZE SIFIR 2,5 MİLYON M2’LİK PARSEL DE LİSTEDE

“Turizm Yatırımcılarına Kamu Taşınmazı Tahsis Şartnamesi 2022/1” başlığını taşıyan ve 20 Temmuz 2022 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulan düzenleme kapsamında tahsisi düşünülen arazilerin bazıları 2 milyon metrekarenin üzerinde. Mersin’in Tarsus ilçesi sahilinde yer alan Kulak semtindeki 2 milyon 492 bin metrekarelik denize sıfır arazinin golf tesisi ya da 5 yıldızlı otel yapılması için 49 yıllığına tahsis edilmesi planlanıyor. Ayrıca Mersin’in Silifke ilçesinde (Akdere ve Işıklı mahalleleri) orman niteliğindeki üç ayrı hazine parselinde toplam 3 bin yataklı 4 veya 5 yıldızlı otel için tahsis yapılacak.

ALANYA’DA 1,4 MİLYON METREKARELİK ORMAN PARSELİNE OTEL

Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Okurcalar Mahallesi’ndeki 1 milyon 411 bin, Mahmutlar’da 1 milyon 34 bin, Emişbeleni Mahallesi’nde ise 626 bin metrekarelik orman arazileri de golf tesisi ya da otel için tahsis edilecek büyük parseller arasında yer alıyor. Alanya’da oteller için tahsis edilecek toplam arazi miktarı 4 milyon 100 bin metrekare civarında. Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Çamyuva, Göynük ve Tekirova mahallelerinde hazineye ait ve toplamda yaklaşık 200 bin metrekareyi bulan 5 ayrı orman parseli ile Serik’e bağlı Belek sahilinde 3 ayrı orman parseli de otel için tahsis edilecek.

TAHSİSLERLE YAKLAŞIK 28 BİN YENİ YATAK ÖNGÖRÜLÜYOR

Kimi rapor ve stratejik planlarda kitle turizminin stratejik olarak yanlışlığını vurgulayan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kendi kurumsal öngörüleriyle çelişircesine aldığı tahsis kararları, orman arazilerine yapılması muhtemel yeni 5 ve 4 yıldızlı otel ya da golf tesisleriyle toplamda yaklaşık 28 bin yeni yatak anlamına geliyor.

GAZİPAŞA SAHİLİNDEKİ DOĞAL SİT ALANI DA OTELLERE AÇILACAK

Bu konuda dikkat çeken yerlerden biri de Antalya’nın Gazipaşa ilçesindeki doğal sit alanı niteliğindeki araziler. İlçe merkezindeki Koru sahilinde yer alan ve 3. Derece doğal sit statüsündeki hazineye ait toplamda 160 bin metrekarelik 3 ayrı parsel de 5 yıldızlı otel yapılması için ihale edilecek yerler arasında. Daha önce fidanlık olarak kullanılan Koru sahilindeki arazilerin betonlaşarak oteller tarafından işgal edilmesiyle birlikte yöre halkının kıyıya ulaşımı da zorlaşmış olacak.

BAKANLIĞIN TALEP TOPLAMA TARİHİ 19 AĞUSTOS’TA SONA ERİYOR

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazine ve orman arazilerinin oteller için tahsis etmesiyle ilgili talep toplama tarihi 19 Ağustos’ta sona erecek. Bakanlığın konuyla ilgili yaptığı duyuruda, Turizm Teşvik Kanunu kapsamında arazilerin üzerlerinde turizm amaçlı yatırım yapmak üzere yerli ve yabancı girişimcilere tahsis edileceği belirtildi.

2012’DE 244 OLAN ORMAN ARAZİSİ TAHSİSİ 2019’DA 1357’YE ÇIKTI

Türkiye’de 2012 yılında 244 orman arazisi Turizm için tahsise açılırken, bu sayı 2013’te 427’ye çıktı. Aradaki yıllar içinde daha düşük seyreden orman tahsisleri 2019’da 1357’ye, 2021’de ise rekor kırarak 2571’e yükseldi.

CUMHURBAŞKANI KARARLARI DOĞAL ALANLARI NEDEN KORUMUYOR

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 4 ve 5 yıldızlı otel ve golf tesisleri yapılması için tahsise koyduğu orman ve hazine arazileri içinde bazılarının doğal sit alanı niteliğinde olması dikkat çekiyor. Antalya-Gazipaşa’daki Koru sahili bunlardan biri. Doğal sit alanı olan Koru sahilinde yapılan düzenlemelerin ardından 2 Şubat 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konan Cumhurbaşkanı Karasına göre sahilin denizle birleştiği bölümü ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ (Eski tanımla 2. Derece doğal sit), iç kesimi ise ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ (Eski tanımla 3. Derece doğal sit) olarak ayrılmıştı. Ancak söz konusu tescil kararının ayrıntıları incelendiğinde, önceden 1. Derece doğal sit alanı tanımına karşılık gelen “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak ayrılan bölgelerin kıyı şeridinde ve rantın hedefindeki bölgede değil, daha çok Kızılin ve Selinus bölgesindeki kayalık alanları kapsaması dikkat çekmişti.

TARSUS SAHİLİNDEKİ KESİN KORUNACAK ALAN DA LİSTEDE

Tahsis listesinde yer alan bir başka korunan alan ise Mersin’in Tarsus ilçesindeki Kulak sahili. Tarsus Dalyanı ile Kazanlı sahili arasında yer alan bölgenin bir kısmı Kesin Korunacak Alan, bir kısmı ise Nitelikli Doğal Koruma Alanı. Ancak Kültür v Turizm Bakanlığı’nın tahsis listesine koyduğu bu bölgedeki arazide golf tesisleri ya da 4 ila 5 yıldızlı otel yapılması koşulu getiriliyor. Kesin Korunacak Hassas Alanlar önceki 1. Derece Doğal Sit Alanlarına tekabül ediyor ve geçmişte bu alanlarda bilimsel çalışmalar dışında hiçbir yapılaşmaya izin verilmiyordu. 5 Mart 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliği ile mutlak yapılaşma yasağı bulunan kesin korunacak hassas alanlarda ulusal güvenliği ilgilendiren tesisler ile orman yolları ve balıkçılık faaliyetleri için yapılaşma öngören bazı istisnalar getirilmişti. Ancak bu istisnalar arasında turizm tesisleri yer almıyor.

 

Önceki haberİngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı: Dünya Soğuk Savaş döneminde daha güvenliydi
Sonraki haberEkonomik güven endeksi Temmuz’da da azaldı
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.