Modern yaşam kronik hastalığı yarattı, beslemeye devam ediyor.

Modern yaşam kanseri yarattı ve yaygınlaştırdı. Daha sonra kronik hale dönderdi. Yaşam kansersiz dönmemeye ve yok olmamaya başladı. Kanseri bu kadar yaygın yapan yeryüzüne değmeden patlayan belki bir atom bombasıdır, belki araçların egzozundan çıkan duman, belki de zamanın sıkıştırması sonucu insanın sürekli koşar halde bir yere yetişmek için acele etmesindendir. Neden olursa olsun, modern insan kanseri yarattığı bilimsel çalışmalar sonucunda kanıtlanmış oldu.

Modern insan, her şeyin genetiği ile oynamaya başladı, gereğinden fazla radyasyon altında bıraktı kendisini. Evlerin içine giren radyasyon yayan araçların sonucunda genetiğimiz, yapımız ve doğal duruşumuz bozuldu. Sadece radyasyon yayan araçlardan mı, elbette hayır, beslenme alışkanlıklarımızın ve besin maddelerimizin değişmesi de bunda büyük rol oynadı. Doğal olmaktan çıkarken, kendi kendini yiyen hücreler gibi, kendimiz yiyen hastalıkların pençesine düştük. Bizler, yarattığımız korkunç gerçek ile savaşır konumdayız, çünkü doğada olmayanı doğal gibi baktık ve kanıksadık. Sanki doğada varmış gibi davrandık, sorguladık, doğal tedaviler yerine modern tedavileri kabul ettik. Doğal olanı küçümsedik, küçümserken de şehir dışında oluşturulan mezarlıklar dolmaya devam etti.

Bizler, şehirleşirken kronik hastalıkların içinde yaşamaya alıştık, çünkü şehirler, savaşlar yüzünden değil, ticaret yüzünden genişlerken, toprakların üzerleri betonlar ile örtülürken, ekonominin yeni çarkı şehir içinde dönmeye başlamıştır. Bu ekonomik çark, daha çok para hırsı ile gözü dönenler, yaşanan kronik hastalıkları da para kazanma aracına dönüştürdü. Para kazama aracına dönüşünce, doğada olmayan hastalık kronikleşmesi doğaldır, çünkü o işten o kadar çok insan para kazanır konuma dönüşmüştür ki, sırf bu hastalar için ilaç üreten fabrikaların etrafında yeni şehirler kuruldu. Bu yeni kurulan şehirlerin yarattığı ekonomik çark, artık vazgeçilmemizdir.

Ekonomik olarak vazgeçilmemelerimiz için; doğal olanlar küçümsendi. Küçümsenmesi de gerekliydi, çünkü modern yaşamın yaratmış olduğu teknoloji, ekonomik ilişkilerin yaşaması ve gelişmesi için doğal olan ret etmesi gerekliydi, küçümsenmeliydi. O da yaşandı, yapıldı, bu sayede kimyasal maddelerin oluşturmuş olduğu bir evrende, girdabın içinde kronikleşen sağlık sorunlarımız ile baş başa kaldık. Her şey para içindi, yaşayan ekonomi içindi. Var olan düzenin gelişimi ve yaşaması içindi ve yaşadık, hasta düştük.

Kanserin pençesi altında, diğer salgın hastalıkların korkusu eşliğinde daha çok ilaç tüketir olduk. İlaç sanayisi gün geçtikçe büyüdü, büyüdükçe silah sanayisine ortak olmasını gözden kaçırdık. Silah ve ilaç; yani ölüm ile yaşama tutulma aracımız olanlar ortak ve bu ortak ilişki daha büyük ekonomiyi yarattı, yönlendirdi. Zihin yapımızı, bakış açımızı değiştirdi. Şimdi bir arada yaşayamayacakmışız gibi ve bir şeylere muhtaç yaşamak zorundaymışız gibi algılıyor ve kabul ediyoruz.

Bizim içinde bulunduğumuz yaşamın tüm gerekliliklerini doğal görüyoruz, sorgulayamıyoruz, çünkü artık bizler o ekonomik çarkın gerektirdiği eğitim sisteminden geçtik. Şehirler insana biçim verdi, yön verdi. Doğal olması gereken bizler, aptallaştırıldık. Aptallaştırılırken, doğal reflekslerimiz elimizden alındı, bir dişlinin parçası konumdayız, düştüğümüzde bizim yerimizi dolduracak mutlaka başka bir dişli vardır. Makineleştik, makineleştikçe doğal sesimizi kaybettik, elektronik müzik bize doğal gelir oldu. Doğal olan ses ise; ilkel ve iğrenç gelmeye başladı.

Bilim insanları kanserin tarihini araştırmak için mumyalara bakmış, bir dizin halinde incelemişler ve kanserin yaygınlaşmasının modern zamanlara denk geldiğini görmüşler. Bu önemli sonuca, Antik Mısır ve Güney Amerika’dan kalma mumyalar incelenerek ulaşıldı. Bugüne dek analiz edilen mumyalar arasında, kansere yakalanıp öldüğü tespit edilenlerin sayısı, bir avucu geçmiyor. Manchester Üniversitesi’nde görev yapan Biyomedikal Mısıroloji uzmanı Profesör Rosalie David, kanser hastalığı için, “Kadim zamanlarda çok nadirdi. Doğal ortamda kansere neden olacak bir şey yoktu. Demek ki bu, hava kirliliğine, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına bağlı olarak insanın yarattığı bir hastalık” yorumunda bulundu. Bilimsel veriler, her türlü kanser hastalığının, Sanayi Devrimi’yle başlayarak yaygınlaştığını ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, modern zamanlara yaklaşana kadar, zaten çok nadiren rastlanılan kanser hastalığı, üzerine düşünce üretilen, araştırma yapılan bir alan bir değildi. Bugün ise yaşamın sonlanmasının bir aracı konumdadır, genç insanlarımız, güzel insanlar bu hastalığın pençesinden aramızdan çok kısa zamanda ayrılır oldu.


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.