Ne kadar mutluymuşum

Bir an düşündüm ki;
    
Şu anda hastanelerde elinde serum, acı içinde kıvranan ve bir umutla iyileşmeyi bekleyen  insanlar…
    
Kendi ayağıyla gittiği doktordan  o acı teşhisi duyduğunda şok olan, ancak birkaç ay daha yaşayabileceğini öğrenen ve bu kısa sürede ne yapabileceğini şaşırmış, geçmişi film şeridi gibi gözünün önünde geçen çaresiz insanlar…
    
Önündeki koca bir hayatı gün gün sayarak ömür tüketen kader mahkumları…
    
Anne ve babalarının küçük bir beşeri kaprisleri nedeniyle sokakta kalan, koca dünyada kendisini yapayalnız hisseden, ne yapacağını şaşırmış, ikisi kız ve bir erkek olan üç küçük kardeşin köprü altında geçen,  hem insan olarak kalabilmek ve hem de hayatta kalabilmek için verdiği  acı ve ağır mücadele…
    
Şöhret olmak pahasına  yollara düşen ve ancak düştüğü çukurda gerçeği görebilen, dönüşü olmayan bir yola girdiğini gördüğü için vücudunu satarak hayatta kalmayı deneyen hayat kadınları…
    
Gençliğin verdiği heyecanla kısa yoldan güç, şöhret ve para sahibi olmak için girdiği ve sonradan sadece bir bataklık olduğunu fark ettiği hayatta,  bir gün daha fazla yaşamayı nimet bilen, her an ölüm korkusuyla yaşayan (onların deyimiyle) hayatının bir kurşun kadar kıymeti bulunmayan kurtlar vadisi insanları…
    
Hayatın sadece hoplayıp zıplamaktan, bol bol ve güzel yemek – içmekten, paradan puldan ve sürekli eğlenceden ibaret sanan ve gerçek hayatla yüz yüze geldiğinde şaşıran ve hatta hayal kırıklığına uğrayan, yaşamayı değer kılacak değerleri tanıyamadığı için,  kendisini boşlukta  hisseden ve  bu yüzden mutluluğu başka yerlerde aramaya başlayan ve bir gün herhangi bir köşede elinde bir şırınga ile acı bir şekilde hayata veda eden perişan gençler…
    
Okuyup  büyük adam olmak niyetiyle,  daha küçük yaşlardan itibaren okula ve derslere dört elle sarılmış, başarıdan başarıya koşmuş ve girdiği ilk üniversite sınavlarını kazanmış, okulu yine başarıyla bitirmiş,  yaşı yirmi yedilere dayanmış ve halen iş arayan, hayattan beklediklerini göremeyen, umudu sönmüş, küçük bir ücretle dahi çalışmaya razı olmuş,  istikbalimizin devredileceği gençlerimiz…
    
Bu manzaraları daha da arttırmak mümkün. Ancak, her birimiz  zaten bu hayatın içinde yaşıyoruz. Bu manzaraları çokça görüyoruz ve belki de yaşıyoruz.
    
Düşündüm ki; elbette herkesin kendisine göre sıkıntıları var. Acaba  herkes,  kendisinden daha kötü durumda olana yardıma koşamaz mı?
    
Ve,  şu an düşündüm ki;
Yahu; ben ne kadar mutluymuşum.


 [email protected]


        

693950cookie-checkNe kadar mutluymuşum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.