İNGİLTERE’DEN… Yaklaşan seçim ve göçmenler

Londra. Dünyanın en kozmopolit şehri. Türkiyeliler, Hindistanlılar, Pakistanlılar, Bangladeşliler, Polonyalılar, İranlılar, Iraklılar, Rumlar, Somalililer, Karayiplilier ve diğerleri… Dünyada en fazla etnik, ırk, millet, din ve dilin birarada yaşadığı kent. Londra dendiğinde ilk akla gelen kavramlar “çok kültürlülük” ve “tölerans”. Her ne kadar New York, Paris, Toronto gibi şehirler de kozmopolitan bir yapıya sahip olsa da bunların hiçbirinin Londra kadar güçlü olmadığı bir gerçek. 
Gazeteci Leo Benedictus Londra’nın etnik yapısını incelediği çalışmasında şehrin etnik ve kültürel haritasını çıkarmıştı.

Benedictus, Londra’da yaşayan Türk, Kürt ve Kıbrıslılara da geniş bir şekilde yer verdiği yazısında, Londra’da yaşayan yabancıları, etnik, kültürel ve dini inançlarına göre gruplara ayırdı ve Londra’daki Türkiyeli Türk ve Kürt nüfusunun oranını 200 ile 250 bin arasında gösterdi. Londra aynı zamanda İngiltere’nin ve dünyanın finans merkezi. İngiltere’de ülke gelirinin yüzde 7’si bu kentte karşılanıyor. Her ne kadar bazı kesimler Londra’da göçmenlerin ekonomiye katkısını görmezden gelse de, uzmanlar bu katkının olağanüstü büyük olduğunu söylüyor. İşte yaklaşık 300 ayrı dilin konuşulduğu ve nüfusu 10 binden fazla olan 50’den fazla topluluğun bir arada yaşadığı bu dünya kenti,  1 Mayıs günü yapılacak olan yerel seçimlere hazırlanıyor. Seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkanlığı (GLA), Londra Belediye Meclisi (London Assembly) ve Londra Belediye Meclisi Londra Geneli (London Wide Members) üyelerinin belirlenmesi için oy verilecek. Bu yılki seçimler her ne kadar ‘Kızıl Ken’ lakaplı Ken Livingstone ve Muhafazakar aday Boris Johnson arasında geçiyor gibi gözükse de asıl büyük tehlike faşist parti İngiltere Ulusal Partisi (BNP)’nin bu yılki seçimlerde mecliste sandalye kazanma olasılığının güçlü olması. 

Son yıllarda, İngiltere’de yaşanan işsizliğin ve ekonomik krizin sorumlusu olarak göçmen emekçileri görenlerin sayısı artmıştır. Bu nedenle de kamuoyunun önemli bir kesiminde yabancı düşmanlığı büyümüş ve bütün toplumsal katmanlar arasında da hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. Yaşadığımız ülkede ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını slogan haline getirmiş ve her geçen gün giderek güçlenen siyasi partilerin varlığını hepimiz biliyoruz. Yabancı düşmanlığını ve ırkçılığı temel politika olarak ele alan bu partiler, genel ve yerel seçimlerde sürekli olarak göçmen emekçileri birer “seçim malzemesi” olarak kullanmaktan da geri durmuyor. Üstelik, ükelerinde güncel olan ekonomik krizin ve işsizliğin en önemli sorumlusu olarak bizleri gördükleri halde. 

Son yıllarda dazlak kafalı İngiliz Ulusal Partisi (BNP) taraftarlarının sayısının git gide artmasının asıl nedeni de bu politik anlayıştır. Bu nedenle de Müslümanların İngiltere toplumuna zarar verdiğini savunan radikal milliyetçi BNP adayları Doğu Londra caddelerini dolaşıp, “eğer Londra’nın tekrar eski haline dönmesini istiyorsanız BNP’ye oy verin”  şeklinde yazan broşürleri ellerini kollarını sallayarak dağıtabiliyor. BNP’nin seçim kampanyası için Londra’da 1950’li yıllarda ve şimdilerde çekilmiş iki fotoğrafı gösteren bir broşür kullanıyor. Bir sokak partisinde çekilmiş ilk fotoğrafta, gülümseyen onlarca beyaz kadın görülüyor. Diğer fotoğraftaysa, peçeye yüzlerini kapatmış olan ve biri zafer işareti yapan üç Müslüman kadın dikkat çekiyor.   Nazi propagandası saçmalıkları taşıyan bu broşürler şimdi Londra’da özellikle beyaz İngilizlerin yoğunlukta olduğu evlerde posta kutularına atılıyor.

 Ancak yabancıların da kendi sorunlarına yeterince sahip çıkmaması ve aktif olarak politikadan uzak durması BNP’nin güçlenmesini kolaylaştıran bir başka gerçek.  Londra’da etnik azınlık toplumu üyelerinin temsil oranı en düşük grup olduğu belirtiliyor. Bu seçimlerde göçmenlerin bulundukları ülkelerin gelişmişliğine ve ekonomik kalkınmasına önemli katkılarda bulundukları gerçeğini kabul ederek ayrımcılık yapanlara ve ırkçılıktan medet umanlara karşı olan adaylar da var. Şu andaki Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Ken Livingstone bunlardan biri. Her ne kadar kendi partisi bu konuda başarısız bir karneye sahip olsa da Ken’in göçmenler ve sığınmacıların kalbinde her zaman ayrı bir yeri olduğu bir gerçek. Ken dışında göçmenlere en yakın olan diğer adaylar arasında Sol Liste (Left List) adayı Lindsey German ve Yeşiller’den Sian Berry var. Özellikle Güney Londra’da polis şefi olarak çalıştığı yıllarda bölge halkının sempatisini toplayan Liberal Demokrat Brian Paddick’ de göçmenlerin bir diğer tercihi olabilir. Tabii bu arada Belediye Meclisi için bizden olan adayları da hatırlatmakta yarar var. Liberal Demokrat Parti’den Meral Ece’nin bölgesi Waltham Forest. Sol Liste adayı Sait Akgül’ün ise Enfield ve Haringey.

Göçmenler olarak 1 Mayıs günü sandığa giderken özellikle, son yıllarda hem Londra hem de İngiltere genelinde işsizlik, eğitim ve öğretim sorunları, konut edinme, göçmenlere karşı hayatın her alanında uygulanan ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı göz önünde bulundurarak gideceğiz. Oyumuzu kullanırken de tabii ki adayların etnik kökenine veya dedelerinin etnik kökenine göre değil, bu gerçekleri düşünerek kullanacağız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.