Noel Baba’nın torbasından çıkanlar…

Londra’da Noel haftası ne güzel olur… Bütün ülkeyi bir festival heyecanı sarar. Aile üyelerini bir araya getiren Noel yemekleri, işyeri Noel partileri ve çam ağacının altındaki Noel hediyelerini de bu heyecana eklemek gerekir. Bizim resmi kültürde olmasa da Noel kutlamaları ve heyecanına kendimi kaptırırım. Hacivat’ın dediği gibi: Yar bana bir eğlence…

Noel Baba St. Nicholas 245’de doğduğu Anadolu’da “İyiliğin iyisi gizlidir” felsefesiyle insanlara yardım etti. Noel Baba’yı kapitalizmin adamı yapmak isteyen Coca Cola 1931’de şimdiki Noel Baba tipini reklam amacıyla yarattı. Şimdi “Noel Baba’nın Hıristiyanların (gerçi kültürün bir parçası olmuştur artık) Christmas kutlamalarıyla doğrudan bir ilişkisi yok” denilebilir.

Noel Baba’nın evrenselleşmedeki özü, çocukların gizli hediyelerle mutlu edilmesi. “Anadolulu Niko Efendi’nin Noel Baba’ya dönüşmesini, gelişmiş kapitalist ülkelerdeki insana özgü değerlere olan özlem” diye açıklamak çok safça olur. Kapitalizmle özdeşleşen Coca Cola; Noel Baba’ya el attığına göre, kapitalizmin tüketim ekonomisindeki art niyetini düşünmemiz gerekir.

Bir başka olgu da Noel Baba’nın Anadoluluğunun gözardı edilmesi… “Emperyalist, kuzeyli, gelişmiş, sanayileşmiş” ya da “batılı” diye tanımlanan ülkeler, yakın tarihlerine şöyle bir göz atsalar; Noel Baba’nın Demreli olduğunu ve pek çok önemli şahsiyetin de köklerinin Anadolu’ya, Truva’ya uzandığını görecekler. Dostlar bunun için Noel Baba’ya Anadolu kültürü adına sahip çıkılmalı derim… Hemşehrimiz Noel Baba’yı öteleyerek kendisine çok ayıp ediyoruz inanın.

Türkiye’de Noel Baba karşıtları da az buz değil. İktidardan cesaretlenen Noel Baba karşıtı gösterilere bu yıl da tanık olacağız. Face’de bir karikatür gördüm. Tam da günümüzü anlatıyor. Bir evin bacasından içeri girmeye çalışan hırsız, komşu evin çatısındaki Noel Baba’ya sesleniyor: “Defol lan şerefsiz! Burası islam ülkesi…”

***

Dostlar İngiltere’de Noel Baba’nın torbasında bu yıl hayat pahalılığı ve diş sıkma reçeteleri çıktı. Üstelik resmi açıklamalarla. “Faiz artışıyla enflasyon fren yaptı” denilse de hayat pahalılığı rekora koşuyor. Yılın son ayında “enflasyonu baskılamak” gerekçesiyle faizler 50 baz puan artışla yüzde 3,5’e yükseldi. Faizlerin yükselmesi, tüketici ya da ev kredisi borcu olanların cebinden daha çok para çıkması, kısaca parasının lağıma gitmesidir. Siyasilerin beceriksizliğinden dolayı artan enflasyonla mücadele, yoksul halkın kesesinden yapılıyor.

Kasım’da enflasyon yüzde 0,4’lük düşüşle 10,7 olarak saptanmasına karşın hayat pahalılığındaki artış hâlâ 40 yılın en yüksek seviyesine yakın. Kasım enflasyonundaki frene aldanmayın, kalemler arasında zorunlu gıda maddelerinde artış sürerken ikinci el otomobil, tütün, konaklama hizmetleri, giyim ve ayakkabı, oyun, oyuncak ve hobilerdeki fiyat düşüşler yaşanmış.

Enflasyon oranında ücretlerin artırılmaması ise hayat pahalılığını doğuruyor. İngiltere’deki grev dalgasının ana nedeni de budur… Örneğin Kasım itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 10,7 ve hemşirelere bu yıl ortalama yüzde 4 zam yapıldı. Hükümetin grevdeki hemşirelere getirdiği en yüksek zam teklifi ise yüzde 5. Buyurun buradan yakın. İşçi ücretleri güncellenirken enflasyon artı yaşam standartı oranı eklenmek zorunda. Hükümetler enflasyonu ne kadar düşük gösterirlerse işçiden o kadar daha çalmış olacaklar. Resmi rakamlar bu nedenle güvensiz…

Maliye Bakanı Jeremy Hunt’a mektup yazan Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey’e göre; halihazırdaki yüksek enflasyon önümüzdeki aylarda da sürecek. Bunun için sıkı para politikası yani ücretlerdeki baskılama, sosyal yatırım ve haklarda kısıntı ve kesintinin sürmesi gerekiyor. Başbakan Rishi Sunak, ekonomideki beceriksiz yönetimi üslenmek yerine küresel kriz, Ukrayna savaşı ve salgının yarattığı bütçe açığını bahane ediyor. Uyanık Sunak’ın son mahareti de grevleri yapılamaz hale getirmenin yollarını araması.

Hükümet ve yerel yönetimin dalga geçer gibi halka elektrikli araç ve gereçlerin tasarruflu kullanma yöntemlerini anlatması da benim sigortalarımı attırıyor doğrusu. Peki siz neden hemşirelerin hakkını vermezken, savaş çığırtkanlığını sürüdürüyor ve Ukrayna’ya kesenin ağzını açıyorsunuz kardeşim. Biz krizdeyken bankalar kârlılıkta nasıl rekor kırıyor yahu?

Garip ama Türkiye’de de benzer şeyler yaşanıyor. Örneğin 2003’den bu yana sanki savaştayız, 19 grev ertelendi ve 195 bine yakın işçinin grevi yasaklandı. Enflasyon da resmi rakamlara göre yüzde 84, bilim çevrelerine göre iki katından fazla yüzde 170. İşçiler resmi enflasyon rakamlarını düşük gösteren TÜİK’in kapısında bu nedenle kazan kaldırıyor. Hayat pahalılığı almış başına gidiyor. Geçen yıl 30-40 Tl olan beyaz peynir bu yıl 140 Tl. Ama üzülmeyin Akit, “Peynir tüketirken aman dikkat! İşte hiç bilinmeyen zararları” başlıklı haberinde “Kahvaltı sofralarının, sandviçlerin ve en lezzetli atıştırmalıkların vazgeçilmez lezzeti peyniri çok fazla tüketmenin sağlığınız için gerçekten kötü olduğunu biliyor muydunuz?” diye yazdı.

Noel Baba’nın torbasından Nazım’ın şiiri de çıktı: Güzel günler göreceğiz çocuklar / Motorları maviliklere süreceğiz / Çocuklar inanın inanın çocuklar /Güzel günler göreceğiz güneşli günler

2656750cookie-checkNoel Baba’nın torbasından çıkanlar…
Önceki haberFutbol ve ikilemlerim
Sonraki haberParis saldırganı azılı yabancı düşmanı
Faruk Eskioğlu, (1958, Akşehir) gazeteci ve yazar. 1985'ten bu yana yaşadığı Londra'dan Türkiye'deki ulusal medyaya yönelik muhabirlik, temsilcilik yaptı. Londra'da yayınlanan Türkçe toplum gazetelerinde çalıştı ve bazı gazetelerin kuruluşunda yer aldı. Halen sosyolojik değeri olan haber ve araştırmalara ağırlık veren yazar, halen 2004'te kurduğu Açık Gazete'yi (acikgazete.com) yönetiyor ve köşe yazarlığını sürdürüyor. Eskioğlu, 13'üncü yüzyılın sonunda Horasan'dan Akşehir Maruf köyüne yerleşerek tekke kuran Hasan Paşa soyundan geliyor. Hasan Paşa'nın oğlu Şeyh Hacı İbrahim Veli Sultan'ın "Mülk Allahındır" felsefesiyle Anadolu'da bir ilk sayılan kendine adına kurduğu yoksullara yardım vakfı ise halen faaliyettetir. Eskioğlu, ilk ve orta öğrenimini Akşehir'de tamamladıktan sonra 1979’da AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1984’te Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde "master" yaptı. THA’da gazeteciliğe başladı. Aralık 1985’te kendi deyimiyle "siyasi sürgün" olarak geldiği Londra’da ilk 2 yıl baba mesleği kasaplık yaptı. İngilizce öğrendikten sonra medya okudu. Uzun yıllar Nokta dergisi İngiltere Temsilciliği, Hürriyet Londra bürosunda habercilik yaptı. Gazeteciliğin yanısıra 1986-98 arasında grafiker tasarımcı olarak çalıştı. Ayrıca pek çok siyasi afiş ve logo tasarladı. 1998’de Türkiye’ye döndü. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’nde haberci ve star.com.tr’de ekonomi editörü olarak görev yaptı. “Basında etik ve toplam kalite yönetimi” üzerine araştırmalar yaptı, bu konudaki konferans ve panellere katıldı. Türkiye’deki 2001 ekonomi krizinde Londra’ya dönerek grafiker tasarımcılık ve gazeteciliği sürdürdü. Toplum gazetelerinden Olay’da genel yayın yönetmenliği yaptı. Londra’da ilk Türkçe internet gazetesini çıkardı ve toplum gazetelerine ilk ajans hizmeti sundu. 2004’te dünya haberleri veren acikgazete.com’u kurdu. İki ayrı toplum gazetesini yayına hazırladı. Türkiye’deki bazı tv kanallarına haber geçti, uzun süre Akşam Londra Temsilciliği’ni üstlendi. Londra'da 2004’te "İçimizden Birisi: Vanunu" başlıklı bir kısa film çekti. Londra'daki toplumu anlatması açısından bir ilk sayılan "Aşkolsun! Adı Aşkolsun" başlıklı belgesel romanı 2007’de Türkiye’de yayımlandı. Türkiye'den 150 ve Kıbrıs'tan 100 yıllık İngiltere'ye göçün anlatıldığı 3 ciltlik "Londra'da Bizim'Kiler" başlıklı araştırması 2019 sonunda çıktı. Eskioğlu’nun Su ve Defne (2004) adlı ikiz kızları bulunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.