İnsan doktorlarımızın kıymetini bilelim

İnsanlarda vefa ve minnet duygusu köreldikçe, insana hizmet veren meslekleri severek yapan insan sayısı, bu duruma doğal bir tepki olarak azalıyor. Mesleklerin en kutsalı olan doktorluğu ise bu ülke şartlarında içten gelerek sürdürebilmek sadece fedakarlık değil, sebat ve cesaret gerektiriyor.
Çünkü cahilliğin tedavisi yok ve ruhen tedaviye muhtaç insan sayısı hayli çok bu memlekette. Özellikle devlet hastanelerindeki yoğunluk ve keşmekeş, hem hastalarda, hem doktorlarda gerginliklere yol açıyor. Hani İçişleri Bakanlığı yetkililerine ve polislere biber gazını tatmaları öneriliyor ya! Sağlık Bakanlığı yetkilileri de bir devlet hastanesine hasta gibi gidip o ortamı mutlaka yaşamalılar.
Yoğunluğu arttıran temel sebep şu : Mesela, Bodrum gibi turistik bölgelerde, nasılsa çeşme akıyor diye, kapitalist bir düzen tutturan, yamuk sistem gereği SGK’dan çıkarak halktan kopan özel hastaneler, ücretleriyle Türk hastalara da turist muamelesi yaparak, halkın büyük yükünü devlet hastanesinin üzerine yüklüyorlar. Günde yüzlerce hastaya bakan devlet hastanesi doktorunun ve personelinin vay haline. Bu baskıya ve strese rağmen, zorluklara ve dar imkanlara rağmen, insanlığını koruyabilen doktorları alkışlamak lazım. Sıra savanların ise onlardan ders alması gerek.
Bunca zorlanmalarına rağmen, bıkkınlık yaratabilecek bunca kıymet bilmezliğe ve kitlesel cehalete rağmen, mesleğini hala amatör ruhunu koruyarak, ama en profosyonel şekilde ve severek yapan ve bunu hastasına yansıtan tıp adamlarımızın olduğunu görmek, batı ülkelerindeki tıp hizmetleri ile ülkemizdeki insancıl tıp hizmetlerini kıyaslayabilenler için çok değerli. Yaz aylarında büyükşehir nüfusunu geçen, koca ülkenin turizm gözbebeği Bodrum gibi bir beldede eksik donanıma, eksik personele rağmen, devlet hastanesinde ve özellikle yoğun bakımda yürek dolusu ve olağanüstü itinalı hizmet veriliyor, şefkatle…
Gönüllü olarak İngiltere’de yıllarca Türkiye’deki tıp sektörünün ayrıcalıklarını duyurmaya çalıştım, şimdi profosyonel anlamda sağlık turizmi yapıyorum. Gurur duyduğum en ironikomik anekdot şu. İngiliz bir arkadaşımın yaşlı kayınvalidesinin Ölüdeniz’de yazlık evi var. ” İnşallah hastalanacağı zaman Türkiye’de hastalanmaz ” deyip durur. Çünkü sevgili! kayınvalidesine Fethiye’de Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde çok titizlikle bakılırmış, hayata döner ve ömrü uzarmış… Bodrum’daki özel hastanelerin de ülkemiz adına böyle güzel referanslar üretmesini diliyoruz.
Dünya’nın en gelişmiş ve zengin ülkelerinden İngiltere’de insan sağlığına verilen değer ile benim fakir ülkemde verilen değer arasında burdan yana gurur duyacağımız farklar var. Onca imkansızlıklara rağmen, şevk kaçırıcı tırpanlamalara rağmen, hem teknik vasıf, hem de insani vasıf olarak benim doktorum küresel ligde temayüz ediyor.
İngiltere’de yaşayan Birol Yiğitcan ağabeyimizin annesi kalça kırığı ile Bodrum Devlet Hastanesi’ne yattı. Gördükleri ihtimamı anlata anlata bitiremiyor. Dr. Kadir Yaldız ve ekibinin sadece tıbbi olarak değil, insani olarak gösterdiği yakınlıkları ve fedakarlıkları duyunca, bu ülkenin hala daha bu tür değerler üzerinde durabildiğini düşünüyorsunuz. İzin günlerinde dahi, hastaneye gelip, hastalarını kolaçan eden doktorları hiçbir batı ülkesinin özel hastanesinde bile göremezsiniz. Bir kıyas bilgisine sahipseniz, Türkiye’deki duyarlı tıp insanlarının, insani duygularla verdiği hizmetin değerini daha iyi anlıyorsunuz. Batıda nesli tükenmiş olan şefkat duygusu bu topraklarda hala yeşerebiliyor.
İngiltere’de olsa, doktor gelir, iyi kötü robot gibi işini yapar ve gider. Önemli ameliyatlarda bile size aylar sonrasına randevü verilir. İhtiyacınız olan moral desteği veya güven elektiriğini bir doktordan kolay kolay alamazsınız. Cerrahlar gözünüze mekanik bıçkı robotları gibi görülür. Oysa tıbbi müdahalenin kalitesi kadar, psikolojik boyutta, hastanın ruhuna hitap etmek de çok önemlidir.
Kıymet bilmez hastaları, doktorlarımızın kıymetini anlamaları için yurtdışına mı göndermeliyiz acaba? Yurt dışından doktor ithal etmeye meyilli zihniyetin, bu toplumun duygusal dokusunu iyi kavraması lazım. Yoksa kalifiye doktorlarımızı yurt dışına kaptırırken, yerlerine robot ithal etmiş oluruz bu kafayla.
” Burası turistik, nasılsa kapasite dolar” diyerek turist avcısı gibi düşünüp, SGK’dan kaçan, ya da sistemin buna meylettirdiği Bodrum’daki özel bir hastanede, 151.20 TL’ye kulak yıkarlarken, devlet hastanesinde dar imkanlara rağmen insancıl ve insanüstü çalışan doktorlarımız var. Bir tane duyarlı, titiz ve insani değerleri koruyan ve yansıtan doktor dahi o kurumu yüceltmeye yetiyor. Keyfi ücretler uygulayan özel hastanelerden özel bir vergi alınarak devlet hastanelerine fon yapılmalı bu çarpık sistemi düzeltmek için. SGK’dan çıkma keyfiyetleri de olmamalı. Şu katkı payı uygulamasındaki sağlıksızlığı ve çarpıklığı yaratan mevcut sistem de bir daha gözden geçirilmeli. Sağlık Bakanlığı sağlıklı işler yapmalı. Hem halkı, hem fedakar doktorları hem de tıp sektörünü korumalı. Devlet Hastaneleri’nin iyileştirilmesi özel hastanelere de hizmet ve ücret adına çeki düzen verir, rekabete zorlayarak.
Tıp sektörümüz küresel ligde hala saygın iken, aman sakın kayıtsızlıkla, ya da ticari güdüyle, küreselleşme deformasyonuna ve cehaleti körükleyen sisteme kurban etmeyelim tıp adamlarımızı ve tıp sektörümüzü… Ki insan doktorlara emanet edebilelim kendimizi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.