Çocuk oyuncakları…

Cumhuriyet kutlamaları tüm yurtta olduğu gibi Hakkari’de de resmi törenler ile kutlandı. Bu kutlamalar sonunda bir grup, asker ve polislerin oturduğu lojmanların önünden geçmek istemiş ve orada olaylar patlamıştır. (Ezilmişlik duygusunun dışa yansıması olarak da okuyabilirsiniz. Özgürce kendilerini ifade edenler, fırsatını bulduğunda ezdiğine inandığı kesimin önünden geçerek ‘nanik’ yapmak ister. Bu hareket ile siz ne yaparsanız yapın, varız, var olmaya da devam ediyoruz imgesini duyurmaktır.)

Olayları ekranlar aracılığı ile sıcak odamdan izledim. Olaylarda benim dikkatimi çeken pencereden bakan asker ve polis olan memur çocuklarının tavırları. Çocuklar oyuncak silahlarını pencereden çıkarmış, aşağıda yürümekte olan gruba doğrultmuştur. Aşağıdaki grubunda o çocuklara doğru tepkisi vardı. Olay bu noktada patladı ve taşlar, gaz bombası Hakkari semalarında kendisini gösterdi.

Çocukların tepkileri incelendiğinde nasıl bir sonuca varır psikologlar?

Silah gölgesi altında büyüyen ve yetiştirilen çocukların gelecekte ne gibi sorunlar ile karşılaşılırlar?

Büyük olasılıkla bu çocuklar okul içinde de ayrımcılığa uğruyorlardır, üstün olma duygusu ve ötekinin acı çekmeyeceği düşüncesi hakimdir. ‘Ötekine her türlü eziyeti yap, çünkü o senin doğal hakkın!’ imajı acaba bu çocukların gelişme aşamasında nasıl bir kişilik bozukluklarına yol açıyordur?

Barış demek, karşındakini olduğu gibi kabul etmektir. Bugün ülkemiz içinde karşındakini olduğu gibi kabul edebilecek olgunluğa erişmiş bireyler var mıdır? Açıkçası kuşkuluyum bu konuda. En çok barış isteyenler bile, fırsatını bulduğunda karşısındakine üstünlük sağlamak ister! (Ne gördü ki, ne yapsın!)

Biz alfabenin a harfini öğrenirken, değişmek ve değiştirmek üzerine bakış açımızı oturtuyoruz. Değiştirmek, bu sistem içinde doğaldır. Ötekini kendine benzetmek için, devlet tarafından çizilmiş bireyler oluşturulması projesi, doğal karşılanmış ve eğitim sistemimiz sorgulanmamıştır. Barış mitinglerinde atılan slogan da ilginçtir bu açıdan. ‘Savaşa bütçe değil, eğitime bütçe!’. Kurşunun yaratmış olduğu tahribattan daha büyük tahribata evet diyen barış isteyen kesimler!

Eğitim sistemi mi insanları bir birinden koparıyor, yoksa savaş mı?

Savaşın parçalayıcılık özelliği hep var olmuştur, fakat ulus devleti ideolojisi altında yapılan eğitim ise, savaştan daha keskin ve köklü ayrımlara sebep olmuştur. Bugün komşu halkları, ‘arkadan hançerleyen’ olarak görmemiz ve onlar ile barış için atılan adımları büyük sancılar yaşayarak görüyorsak, burada sorgulanması gereken eğitim sistemidir. Savaşı yaşayan kuşak artık ortada olmadığına göre, bu ayırımın nedeni savaş olmaktan çıkmıştır, önyargılarımızı, oluşturan eğitim ve sosyal ilişkiler içinde aramak gereklidir.

Savaşta elde ettiği toprağı barış ortamında kaybetme korkusu yaşayan bireyler / topluluklar, elbette çıkarcı olarak olaya yaklaşacak ve barış ile aralarına duvar öreceklerdir. Toprak ve tazminat kavaramı, barış görüşmeleri öncesi propaganda aracı olarak kullanılmasının arkasında ki en büyük sebep, var olan duvarın daha da kalınlaşmasını sağlamaktır. ‘Ötekiler gelecek ve topraklarımızı alır!’ korkusu durduk yere oluşturulmamıştır. Ötekilerinin adları o yüzden ulus devleti altında kullanılmaz, sakıncalıdır, çünkü o adlar geçmiş ile bağ kuran önemli köprülerdir. Ulus devleti heterojenliğe tahammülü yoktur!

Hakkari’de gösteriler sırasında çocukların elinde oyuncak silahlar ile ötekiler üzerine doğrultulmuş olarak gördüm. O çocuklar için doğal bir oyundur, fakat o oyunun arkasında yatan düşünce ve eğitim vahimdir.

Çocuk oyuncakları birer eğitim aracıdır ve onların gelecekte nasıl davranacaklarını belirler. Savaşa hayır diyorsak, -gerçek ya da oyuncak – tüm silahları yok edelim! Aksi halde o silahlar topraktan fışkırmaya devam edecektir. Yeni çatışmaların ve parçalanmaların nedeni olmaya devam edeceklerdir.

http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.