Orman yağmasında sıra milli parklara geldi!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Antalya ve Isparta sınırlarında yer alan Köprülü Kanyon Milli Parkındaki ormanlarda ağaç kesimi yapılabilmesi için amenajman planı hazırlandı. Plana göre 2040 yılına kadar milli park sınırlarında belirlenen alanlarda ağaç kesimi yapılabilecek…

Türkiye’de son yıllarda büyük bir artış gösteren orman kesimleri ülkenin dört bir yanında tepkiyle karşılanıyor. Çoğu orman köyünde yerel halk geçmişte yaşananın tersine ağaç kesimlerine karşı Bakanlığın uygulamalarına karşı çıkıyor. Ahşap endüstrisinin talebini karşılamak için hızlanan kesimlerde büyük artış yaşanıyor.  Ancak küresel iklim krizi ve buna bağlı çevresel etkilerin yoğunlaştığı bu dönemde orman kıyımının işletme ormanlarının ardından milli parklardaki ormanlara da yöneldiği ortaya çıktı. Antalya’da bulunan dünyaca ünlü Köprülü Kanyon Milli Parkı’nda orman kesimi yapılabilmesi amacıyla amenajman planı hazırlandı. Yönetim planı henüz tamamlanmayan milli parktaki ormanlarda ağaç kesimine yönelik amenajman planı hazırlanması tepki çekti. Plana göre milli parkın bazı bölümlerinde orman varlığının yüzde 25’inin kesileceği kaydediliyor. Konuyla ilgili uzmanlar ise yönetim planı tamamlanmadan milli parkta kesime yönelik plan hazırlanmasının yasal düzenlemelere aykırı olduğunu belirtiyor.

Türkiye’nin gündeminden düşmeyen orman kıyımları son yıllarda hızlandı. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) verilerine göre Türkiye’nin yıllık odun (kereste vb.) tüketimi 32 milyon metreküp. Bunun 26,3 milyon metreküpü OGM tarafından ülkedeki devlet ormanlarından üretiliyor. Yıllık odun ihtiyacının yaklaşık 5 milyon metreküp özel sektör eliyle üretilirken, 1,5- 2 milyon metreküplük kısmı ise ithalat yoluyla karşılanıyor.

RESMİ VERİLERE GÖRE ENDÜSTRİYEL ODUN ÜRETİMİ 3 KAT ARTTI

Endüstriyel odun üretimi de geçmiş yıllarda 7 milyon metreküp civarındayken günümüzde ise yaklaşık 3 kat artarak 22.1 milyon metreküpe ulaştı. Ancak geçmişte önemli ölçüde eski Sovyet ülkelerinden ithal edilerek karşılanan endüstriyel odun talebi dövizdeki olağanüstü artış ve ithalat yapılan ülkelerdeki ormancılık politikalarının korumaya öncelik vermesi sonucu ülkenin ormanlarına yöneldi. Ormanlardaki odun üretiminin 40 milyon metreküpe çıkarılması bekleniyor.

ORMANLAR KESİLİYOR, YERİNE AĞAÇ TARLALARI GELİYOR

Orman Genel Müdürlüğü, ahşap endüstrisinin talebini karşılamak için ülke ormanlarında olağanüstü bir kesim programı uygularken, bir yandan da kesilen doğal ormanların yerine daha hızlı büyüyen türlerle endüstriyel ormanlar oluşturma çalışmaları yürütüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki OGM’nin öncelik verdiği stratejik amaçlarından biri de ülke genelinde endüstriyel ağaçlandırmaya uygun olduğu düşünülen 330 bin hektarlık orman alanında yürütülen endüstriyel ağaçlandırma çalışmalarını yüzde 9’dan yüzde 100 kapasiteye çıkarmak.

ENDÜSTRİYEL ORMANCILIK İNSANLARI YERİNDEN EDİYOR

Güney Amerika, Asya-Pasifik ve Afrika ülkelerinde dev şirketler eliyle yürütülen endüstriyel ormancılık çalışmaları bütün dünyada tepki çekiyor. Doğal ormanların yok edilerek yerine, endüstriyel plantasyonların kurulması önemli ölçüde biyolojik çeşitlilik kaybına yol açarken aynı zamanda ormanlarla iç içe yaşayan yerel toplulukları da göçe zorluyor. Doğal ormanların yok edilmesiyle oluşturulmaya çalışılan ormanlar, “ağaç tarlaları” olarak nitelendiriliyor ve endüstriyel ormanların gerçek bir orman ekosistemi oluşturmadığı savunuluyor.

TÜRKİYE ORMAN FAKİRİ ÜLKELER ARASINDA

Yaklaşık 23 milyon hektarlık orman alanına sahip olan Türkiye Ortadoğu ülkelerine göre daha şanslı sayılabilir. Ancak Rusya’nın tek başına 815 milyon, Kongo’nun 126, Peru’nun ise 72 milyon hektar orman varlığına sahip olduğu göz önüne alındığında Türkiye orman fakiri ülkeler arasında yer alıyor.

ORMAN GENEL MÜDÜRÜ KARACABEY: ‘AVRUPA’DA BİRİNCİYİZ’

Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, geçtiğimiz ay (19 Ocak 2021) yaptığı açıklamada Türkiye’nin orman varlığını artıran ülkeler sıralamasında Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 6’ıncı sırada yer aldığını dile getirdi. Karacabey, en çok ağaçlandırma yapan ülkeler sıralamasında da Türkiye’nin Avrupa’da 1’inci, dünyada da 4’üncü sırada yer aldığını savundu. Ancak bir yandan siyasi gösteriye dönüştürülen fidan dikme etkinlikleri sürerken diğer yandan da ölçüsüz bir kesim yapılması dikkat çekiyor.

AĞAÇ KESİMLERİ İŞLETME ORMANLARINDAN MİLLİ PARKLARA YÖNELDİ

Orman kesimlerinin işletme ormanlarından korunan alanlarda yer alan ormanlara yönelmesi ise Türkiye’de bugüne kadar görülmemiş bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Antalya ve Isparta sınırlarında bulunan dünyaca ünlü Köprülü Kanyon Milli Parkı’nda ağaç kesimi yapılabilmesi için amenajman planı hazırlanması bölgede endişeyle karşılandı.

KÖPRÜLÜ KANYON MİLLİ PARKINDA AĞAÇ KIYIMI HAZIRLIĞI

Dünyanın en önemli Akdeniz Servisi ormanlarına ev sahipliği yapan milli parkta, sedir, kızılçam, ardıç ve meşe gibi ağaç türlerinin yanı sıra çok sayıda maki türü de bulunuyor. 47.473 hektarlık yüzölçümü ile ülkenin en büyük milli parklarından biri olan Köprülü Kanyon Milli Parkı’nda Orman Genel Müdürlüğü tarafından hazırlatılan ‘Köprülü Kanyon Milli Parkı Ekosistem Tabanlı Fonksiyonel Orman Amenajman Planı’, korunan alanda 2040 yılına kadar orman ürünleri üretimi fonksiyonu getirmesiyle dikkat çekiyor.

BAZI ALANLARDA ORMAN VARLIĞININ YÜZDE 25’İ KESİLECEK

Plana göre 182 bölmeye ayrılan milli parkta ağaç serveti artımı envanteri yapılırken, ilk on yılda kesilmesi planlanan orman alanları da belirlendi. Ulaşılması güç olan alanlar dışında kalan kimi alanlarda orman varlığının yüzde 25’i kesilecek. “Ekonomik fonksiyonlu alanlara düşen örnek alanların tamamı, aynı yaşlı olarak işletilecek üretim ormanlarındaki 1 kapalı meşcereler ile ekolojik ve sosyokültürel fonksiyonlu ormanlara düşen örnek alanların %25’i alınır” ifadelerine yer veriliyor.

HAZIRLANAN PLANDA KESİLECEK AĞAÇLAR SINIFLANDIRILDI

Milli park sınırlarındaki ağaçların kalite sınıflarına ayrılarak ölçümlerinin yapıldığı kaydedilen planda, 4 kalite sınıfında değerlendirilen orman varlığına ilişkin şu bilgilere yer veriliyor: “Düzgün gövdeli, daire kesitli, dalsız veya az dallı ağaçlar (I. sınıf tomruk verebilecek ağaçlar.) Hafif eğri ve dallı, kesit yüzeyli daireden farklı veya hafif buruk ağaçlar (II. sınıf tomruk verebilecek ağaçlar). Çok eğri ya da çok dallı veya çok buruk ağaçlar (Kısmen III. sınıf tomruk ve daha ziyade sanayi odunu verebilecek ağaçlar). Fena şekilli ve hiçbir suretle tomruk üretimine elverişli olmayan ağaçlar (Kısmen sanayi odunu ve daha ziyade yakacak odunu verecek ya da lif-yonga sanayiinde kullanılabilecek IV. sınıf ağaçlar).”

KORUNAN ALANDAKİ ORMANA İŞLETME ORMANI MUAMELESİ

Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın sınırları, 24 Şubat 2020’de Cumhurbaşkanı Kararı ile yeniden belirlenmiş, özel mülkiyete ait olan alanlar milli park dışına çıkarılırken, kuzeyde, Isparta sınırlarında yer alan ve kaynak değeri bakımından önemli doğal alanlar ise milli parka dâhil edilmişti. Böylece sınırları 47 bin hektarın üzerine çıkan milli parkın yönetim planının yeniden hazırlanması gereği ortaya çıkmıştı. Ancak Uzun Devreli Gelişim Planı olarak anılan bu çalışma henüz tamamlanmadan korunan alanın “işletme ormanı” gibi görülerek kesimi de içeren amenajman planı hazırlanması tepkiyle karşılandı.

YÖNETİM PLANINDAN ÖNCE KESİM PLANI YAPILMASI YASAL DEĞİL

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz bir koruma ve planlama uzmanı, şunları dile getiriyor: “Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın yönetim planı henüz tamamlanmadan işletme ormanı mantığı ile böyle bir amenajman planı hazırlanması en başta konuyla ilgili usul ve esasları düzenleyen 299 sayılı tebliğe aykırıdır. Milli park ormanlarında işletme ormanı gibi bir plan yapılmaz. Bu, milli parklarda bugüne kadar görülmemiş bir uygulamadır. Korunan alandaki orman varlığına odun gözüyle bakamazsınız. Ancak bu bakış açısı bugün mili parklara dayatılıyor. Milli parklarda elbette sınırlı oranda orman kesimleri yapılabilir ancak bu daha çok özel durumlar için geçerlidir. Burada dünyanın en önemli Akdeniz servisi ormanları var, sedir, ardıç ve kızılçam ormanları var. Bu ormanlarda yalnızca kesim yapılmayacak; yollar açılacak, kamyonlar, dev tırlar, iş makineleri girecek. Bunun ormanlarda sürdürülen madencilikten bir farkı olmayacak.

‘MİLLİ PARKLAR ODUN ÜRETİM ALANINA İNDİRGENEMEZ’

Plana göre bir meşcereye hektarda 20 metreküp eta (bir yıl içinde kesilecek ağaç ve hacim miktarı) verilmiş. Bu, 10 hektarda 200, 100 hektarda 2 bin metreküp anlamına geliyor. Bu oranlar bir korunan alan ormanı için korkunç ölçüde. Mili parkın ekosistemini tehdit eden bu plan, ulaşılabilen yerlerde kesim yapmayı içeriyor. Bazı bölmelerde kesilecek ağaçlar arasında servi ve sedir ağaçları da var. Endemik bir tür olan köknarlar bile kesim planına dâhil edilmiş. Bana göre bu planın arkasında işletme ormanlarının ardından milli parklardaki ağaçların da kesilerek oduna dayalı endüstriye ham madde üretilmesi düşüncesi var. Milli parklar odun üretim alanına indirgenemez.”

TOMRUK İHTİYACI RUSYA VE UKRAYNA’DAN KARŞILANIYORDU

Türkiye’deki ormanların Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1990’lı yıllarda Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerde büyük bir orman kesimi yapılmasından kaynaklanan bir nefes alma dönemi yaşadığına değinen planlama uzmanının konuyla ilgili aktardıkları şöyle:  “O dönemde oldukça uygun fiyatla Rusya ve Ukrayna’dan ithal edilen tomruklar Türkiye ormanlarına bir süre nefes aldırdı. Rusya’dan 1500 dolar karşılında bir kamyon tomruk alabiliyordunuz. Biz o dönemde gövde çapı 2 metreyi bulan ağaçların kesilip gemilere yüklenerek Karadeniz limanlarından indirildiğini gördük. OGM’nin elindeki ürünler ise neredeyse depolarda kalıyordu. Bu süreç 2000’li yıllarda devam etti. Bu dönemde Türkiye kereste ithalatının yaklaşık yarısını Rusya ve Ukrayna’dan yapıyordu. Ardından bu ülkeler ülkelerde ormancılık konusunda daha tedbirli davranmaya başladı ve Türkiye’nin ormanlarına yönelik baskılar arttı.

‘BÖYLE GİDERSE YAKINDA DOĞAL YAŞLI ORMAN KALMAYACAK’

Böyle giderse birkaç yıl içinde Türkiye’de doğal yaşlı ormanlar kalmayacak. Ahşap endüstrisinin de lobileri aracılığı ile kurumlar üzerinde hem siyasi hem de ekonomik baskı yaptığını düşünüyoruz. OGM’nin korunan alanlarda üretim ormanı mantığı ile amenajman planları talep etmesinden bunu anlıyoruz. Lif ve yonga fabrikaları başta olmak üzere endüstriyel üretim talebini karşılamaya yönelik atılan bu adımlar kabul edilemez. Ormanlara yönelik bu vahşi saldırılara son verilmeli. Bu konuda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü üst yönetiminin de benzer bir tutum içinde olduğunu görüyoruz.”


Önceki haberBugün Güvenli İnternet Günü: Dijital canavarı evcilleştirin
Sonraki haberAşıda patent kalkmalı!
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five + 17 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.