Ormancılık uzmanından 11 Kasım’daki ağaçlandırma gösterisine itiraz var!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – İktidarın 11 Kasım’daki ağaçlandırma seferberliği popülist bir göz boyama etkinliği mi yoksa gerçekten geleceğe nefes olabilecek bir girişim mi. Orman Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar, kapsamlı değerlendirmesinde bu soruya yanıt veriyor…

İzmir’de 2019’da yaşanan büyük orman yangınlarının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 11 Kasım’da başlattığı ağaç dikme etkinlikleri ‘Geleceğe Nefes’ sloganıyla bu yıl da aynı tarihte yinelenecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılması beklenen etkinlik öncesinde kapsamlı bir değerlendirme yapan Orman Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar, “OGM’nin açıklamasına bakılırsa önümüzdeki ‘11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde de yine büyük kaynaklar harcanarak görkemli törenler yapılacak. Korona salgını bitmiş, üstelik Akdeniz Bölgesinde son yetmiş yılda görülmedik sayıda ve büyüklükte orman yangınları çıkmıştı. Kamuoyuna ‘güzel’ bir şeyler söylemek, göstermek gerekiyor çünkü. Böylece bu yıl Akdeniz Bölgesinde çok büyük ekolojik, toplumsal, ekonomik yıkımlara yol açmasına karşın henüz iki ay bile geçmeden gündemden çıkan orman yangınlarının üzerine törensel bir örtü örtülebilecek” görüşünü dile getirdi.

YILLARDIR 21 MART’TA KUTLANAN AĞAÇ BAYRAMI NEDEN YOK SAYILDI

Türkiye’de uzun yıllardır 21 Mart Ormancılık Günü ve Ağaç Bayramı olarak başta okullar olmak üzere çeşitli kurumlarda kutlanıyor. Ancak 2019’da İzmir’de çıkan büyük orman yangınlarının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 11 Kasım 2019’da yapılacağını duyurduğu ağaç dikme kampanyasının gerçekleştiği günün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘Milli Ağaçlandırma Günü’ ilan edilmesiyle birlikte alternatif bir ‘Ağaç Bayramı’mız daha oldu.

11 KASIM’DA ERDOĞAN’IN KATILIMIYLA AĞAÇ DİKME TÖRENİ

Bakanlık, 11 Kasım 2021 tarihinde de ülke genelinde düzenlenecek törenlerle ağaç dikme kampanyası yapacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılması beklenen etkinlik kapsamında Antalya veya Muğla’daki yanan alanlarda fidan dikimi töreni yapılacağı belirtildi.

DOÇ. DR. ÇAĞLAR: ‘AĞAÇLANDIRMA POPÜLİZMİ EKOLOJİK SORUNLARA YOL AÇABİLİR’

Ancak Türkiye’nin deneyimli ormancılık uzmanlarından biri olan Orman Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar’dan iktidarın bir halkla ilişkiler gösterisine dönüştürdüğü ağaçlandırma kampanyasına yönelik önemli eleştiriler geldi. Ağaçlandırmanın ciddi bir süreç olduğunu ve popülizm konusu olamayacağını dile getiren Çağlar, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Ülkemizde başta özellikle baskıcı siyasal iktidarlar, 2000’den sonra da OGM olmak üzere büyüklü küçüklü gönüllü kuruluşların yıllardır yapmaya çalıştıkları çoğunlukla budur: Ağaçlandırma popülizmi! Büyük bir olasılıkla; ‘Yapılsın, kime ne zararı var ki?’ diyenler de olabilir. Yapılmasın bence: Daha çok kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen bu etkinlikler, gerçeklerin gözden kaçırılmasına, kaynak savurganlıklarına, çok daha önemlisi ekolojik sorunlara da yol açabiliyor çünkü” görüşünü dile getirdi.

2008-2018 DÖNEMİNDE 43 BİN HEKTAR OLAN AĞAÇLANDIRMA 2019’DA 17 BİN HEKTARA DÜŞTÜ

İzmir’deki büyük orman yangınlarının ardından 11 Kasım 2019’da düzenlenen ‘Bugün Fidan Geleceğe Nefes’ etkinliği için 200 milyon TL tutarında harcama yapıldığının öne sürüldüğüne değinen Çağlar şunları söyledi: “Ne var ki, 2008-2018 döneminde yılda ortalama 43,3 bin hektarda ağaçlandırma yapılırken bu miktar 2019 yılında 17,9 bin hektara düşmüştü. 2020 yılındaysa ‘korona salgını’ gerekçe gösterilerek herhangi bir etkinlik düzenlenmemişti. Oysa aynı yıl, AKP kapalı ortamlarda ‘lebalep’ katılımlı kongreler yaparken ağaçlandırma çalışmaları 28,6 bin hektarla yine 2008-2018 döneminin yıllık ortalamasının altında kalmıştı. Buna karşılık 2020 yılında 3,4 bin orman yangını çıkmış, 21 bin hektar orman ve maki ekosistemi zarar görmüştü.

11 KASIM GÜNDEMDEN ÇIKAN YANGINLARIN ÜSTÜNÜ ÖRTEBİLECEK Mİ?

OGM’nin açıklamasına bakılırsa önümüzdeki 11 Kasım ‘Milli Ağaçlandırma Günü’nde de yine büyük kaynaklar harcanarak görkemli törenler yapılacak. ‘Korona salgını’ bitmiş, üstelik Akdeniz Bölgesi’nde son yetmiş yılda görülmedik sayıda ve büyüklükte orman yangınları çıkmıştı. Kamuoyuna ‘güzel’ bir şeyler söylemek, göstermek gerekiyor çünkü. Böylece bu yıl Akdeniz Bölgesinde çok büyük ekolojik, toplumsal, ekonomik yıkımlara yol açmasına karşın henüz iki ay bile geçmeden gündemden çıkan orman yangınlarının üzerine törensel bir örtü örtülebilecek. Gerçekten de örtülebilecek mi bakalım, göreceğiz.”

‘İKTİDAR NEDEN ASTARI YÜZÜNDEN PAHALI ETKİNLİKLER YAPIYOR?’

Ekoljik ve ekonomik olarak astarı yüzünden pahalı olan etkinliklere neden gerek duyulduğu sorusuna yanıt bulamadığını dile getiren Doç. Dr. Yücel Çağlar, “Etkinlikler için 11 Kasım günü seçilerek Mustafa Kemal Atatürk’ü yitirdiğimiz ‘10 Kasım’ gününü gölgelemek; ağaçlandırmalar için gerektiğince parasal kaynak ayıramamak; ağaçlandırma maliyetini olabildiğince yurttaşlarımızın üzerine ‘yıkmak’,  hırsıza bak hırsıza’  tutumuyla gündemi değiştirmek, özellikle Akdeniz Bölgesinde bu yıl yaşadığımız çok büyük orman yangınlarını unutturmak, ilgili Bakanın Guinness Rekorlar Kitabında yer alma tutkusundan olabilir mi? Bilemiyorum doğrusu; denize düşüp de yılana sarılmış bir siyasal iktidar artık her yola başvurabiliyor çünkü” değerlendirmesinde bulundu.

‘YAĞMUR ALTINDA DİKİLEN FİDANLARA CAN SUYU VERMEK’

Halk aldatmacılığı olarak da adlandırılan popülizmin yeni boyutlar kazanarak yaşamın her alanında sürdüğünü dile getiren Çağlar, “Daha çok gerici, baskıcı siyasal iktidarların çokça başvurduğu popülizmin yeni boyutlarının başındaysa ‘doğa’, ‘çevre’, ‘orman’, ‘ağaç’, ‘ağaçlandırma’ geliyor. Örneğin, siz sormasanız da, bir anlamda durup dururken, ‘Ben çevrecinin daniskasıyım; asıl çevreci benim’ diyebiliyorlar. Ağaçlandırma yapmayı okul bahçesine, yol kenarlarına, turkuaz örtüler üzerlerinde fidan dikmek sananlar her fırsatta ‘…milyon fidan diktik’, ‘… kadar fidan dikerek Guinness Rekorlar kitabına girdik’ vb. şamatasını yapabiliyor; yağmur altında diktikleri fidanlara can suyu vermek gibi gülünçlükler sergileyebiliyor. On binlerce hektar orman ve maki ekosisteminin günlerce yanıp kül olmasını önleyemeyenlerin bu türden açıklamalarını nasıl karşılıyorsunuz, bilmiyorum. Bence gülüp geçmeyin; önemseyin. Sözgelimi, 2019 yılında bir saatte en fazla fidan dikip rekorlar kıranlara bir zahmet sorun lütfen: ‘Bu rekorluk etkinliklerinizin ekonomik, çok daha önemlisi ekolojik maliyeti nedir? Diktiğiniz ya da diktirdiğiniz fidanların bugün kaçı yaşıyor?” ifadelerini kullandı.

‘ORMAN EKOSİSTEMİ OLUŞTURMA ÇALIŞMALARI UZUN BİR SÜREÇTİR’

Çok büyük kaynaklar harcanmasına karşı ağaçlandırma çalışmalarının gereğince yapılmadığı görüşünü savunan Doç. Dr. Yücel Çağlar, “Bu bir yana, gerektiğince özenli yapılmadığında ağaçlandırma çalışmaları da çok geç anlaşılabilecek, anlaşılabildiğindeyse geri dönülemeyecek ekolojik ve toplumsal sorunlara yol açabiliyor. Bu türden sorunlara ülkemizden de pek çok örnek verilebilir. Ne var ki, bu sorunlar pek sorgulanmıyor.  Sorulmadığı için ilgili kuruluş da çoğu zaman yalnızca dikilen fidan ya da ekilen tohum sayısını yahut ağaçlandırılan arazi genişliğini açıklamakla yetiniyor. Oysa özellikle orman ekosistemi oluşturma amaçlı ağaçlandırma, nerelerde ve kimler tarafından, hangi amaçlarla nasıl yapılırsa yapılsın, oluşacak olan tüm öğeleri ve süreçleriyle canlı bir bütündür. Ağaçlandırma etkinliklerinin ciddiliği, her şeyden önce, bu evrensel gerçeklikten kaynaklanır. Özellikle orman ekosistemi oluşturma amaçlı ağaçlandırma çalışmaları çok ciddiye alınması gereken, son derece karmaşık işlemlerin sıra düzenli olarak yapılması gereken uzun dönemli bir süreçtir!” diye konuştu.

‘BAZI YERLERDE DON NEDENİYLE TOPRAK DİKİME UYGUN DEĞİL’

Deneyimli ağaçlandırma uzmanlarına göre 11 Kasım tarihinin Türkiye’nin büyük bölümü için riskli olduğuna değinildiğini aktaran Çağlar, “Çünkü karasal iklimin etkin olduğu Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu dikim koşullarını taşımamakta ve bazı yerlerde toprak don nedeniyle dikime uygun olmamaktadır. Ayrıca yurdumuzun birçok yerinde çoğu fidanlıkta fidanlar hala yaşam dönemi nedeni ile kök, gövde ilişkisi sürmekte, bu yaşam uğraşı sökümü engellemektedir. Tüplü fidanlarla yapılacak dikimlerde ne yazık ki yeterli sıkıştırma yapılamamakta ve don atması sonucu ile karşılaşılmaktadır” görüşünü paylaştı.

‘BÜTÜNLEŞİK PLAN OLMADAN YAPILAN ÇALIŞMALAR KAYNAK SAVURGANLIĞI’

Ülke genelini kapsayan çok boyutlu arazi temelli planlamalar hazırlanmadan yeni orman ekosistemi oluşturma amacıyla yapılacak ağaçlandırmaların işlevsel olabilmesinin en iyimser söylemle rastlantısal olduğuna değinen Çağlar, “Öncelikle ekolojik sonra da ekonomik, toplumsal ve kültürel koşulların zorunlu kılacağı ağaçlandırma yerleri, zamanları, amaçları, teknolojik ve teknik gerekleri ile kısıtları ve olanakları belirlenmeden, bu belirlemelere dayanan ülkesel ve bölgesel tümleşik ağaçlandırma planları hazırlanmadan, bu planlar doğrultusunda havzalar özelinde yine tümleşik projeler yapılmadan ağaçlandırma çalışmalarına kalkışmak önünde sonunda kamusal kaynakların savurganlığına, uygun deyimle, kaş yapmak istenirken göz çıkarılmasına neden oluyor!” ifadelerini kullandı.

‘AĞAÇLANDIRMANIN EKONOMİ POLİTİK BOYUTLARI VARDIR’

Konuyla ilgili yapılması gerekenlere de değinen Doç. Dr. Yücel Çağlar, değerlendirmesinde şu görüşlere yer verdi: “Ağaçlandırma çalışmalarının da ekonomi politik boyutları vardır; başta arazi, emek ve sermaye kullanılıyor; dolayısıyla bu çalışmaların da sınıfsal temelli getirileri ile götürüleri olabiliyor! Ağaçlandırma çalışmaları ‘geniş anlamda kamu hizmeti’ niteliğindedir; olası getiri ve götürüleri yalnızca arazi, emek ve sermaye sahiplerini; bu kapsamda yalnızca insanları etkilemiyor. Ağaçlandırmaların tekdüze ve sıra dizimli yapılması zorunlu değildir, ‘doğa sanatı’ tekniklerinden de yararlanılabilir. Örneğin, özellikle kentsel yerleşmelere yakın yerlerde aynı amaçlar ve maliyetlerle farklı biçimlerde yapılacak ağaçlandırma çalışmalarıyla çok daha işlevsel ağaçlandırmalar yapılabilir. Ne var ki ülkemizde böylesi çabalara hemen hemen hiç girilmiyor.

‘OGM, GÖREVİNİ GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERE YAPTIRMAYA ÇABALIYOR’

OGM, temel görevlerinden birisi olan ağaçlandırma, özellikle de yüksek maliyetli orman ekosistemi oluşturma amaçlı ağaçlandırma çalışmalarını bir yandan en aza indirmeye, bir yandan da bu çalışmaları çeşitli ödünler vererek gerçek ve tüzel kişilere yaptırmaya çabalıyor. Böylece sonradan çözümlenemeyecek ekolojik ve toplumsal sorunların gündeme gelmemesine yol açıyor!

‘YANAN YERLER HEKTAR, AĞAÇLANDIRILAN YERLER İSE DEKAR OLARAK GÖSTERİLİYOR’

OGM, orman yangınlarında olduğu gibi özellikle orman ekosistemi oluşturma amaçlı ağaçlandırma çalışmalarında da kamuoyunu yanıltmak amacıyla çeşitli yollara başvuruyor: Maliyet, etkenlik ve verimlilik ölçümleri, izlemeleri yapmıyor, yapıyorsa da sonuçlarını kamuoyuna açıklamıyor. Ağaçlandırmaların yalnızca niceliğini il, yanı sıra, orman bölge müdürlüklerindeki gerçekleşmeleri yıllık ve alan genişliği olarak açıklıyor ama başarı düzeyleri konusunda herhangi bir bilgi vermiyor.  Yıllardır orman yangınlarından zarar gören yerlerin genişliğini ‘hektar’ olarak verdiği gibi, ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin gerçekleşmeleri de örneğin dikilen fidan sayısını ‘milyon adet’, ağaçlandırdığı alanların genişliğini ise ‘dönüm’ ya da ‘dekar’ olarak göstermek vb. yollara başvurabiliyor.

BAKANLIK 11 KASIM’DA YİNE ‘PAMUK ELLER CEBE’ DİYOR

OGM, özellikle 2000’li yıllarda ağaçlandırma popülizmini kendisine ‘bayrak’ edinmiştir. Her türlü fırsattan yararlanarak bu ‘bayrağı’ daha da yükseltmeye çabalıyor. Bu amaçla kamusal kaynakları alabildiğine savurganca kullanabiliyor. Ne diyor ilgili Bakan çağrısında; ‘Sizleri de 11 Kasım 2021’de fidan bağışlayarak ya da sahiplenerek çocuklarımıza daha yeşil bir dünya bırakma yolunda büyük adımlar atmaya davet ediyoruz.’ Anlayacağınız, ilgili Bakan, yine ‘pamuk eller cebe’ diyor. Oysa devlet, devlet olmaktan çıkarıldığı için yurttaşlarımız bu türden çağrıları kanıksadı artık. Yine de ‘kapıcıların bile otomobil sahibi olabildiği’ ülkemizde bu çağrı da gerektiğince ilgi görür umarım.”

Önceki haberTürkiye de imza attı: 2040’a kadar CO2 salınımı sıfırlanacak
Sonraki haberToprağımız madenden değerlidir!
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.