Papa(z) Kaçtı ve Papa(ra) yemeği…

ve birbirinden değerli oyuncuların oynamış olduğu; komedi (vodvil) türü bir oyunun da adıdır.


“Papara”nın ne anlama geldiğini anlamak için ise; Türk Dil Kurumu sözlüğüne baktığımızda; bunun iki anlamı olduğunu görmekteyiz.


1- Ekmek, peynir, et ya da et suyu ve soğan ile yapılan bir çeşit yemek. 
2- Azar. Paylama.


Bu duruma göre ise; “papara yemek” hem “papara” adlı yemeği yemek anlamına hem de çok azarlanmak anlamına gelmiş oluyor.


Gelin isterseniz işe; “Papa(z) kaçtı adlı kağıt oyunu nasıl oynanırdı, onu anımsayarak başlayalım.   Kısaca anımsatmak gerekirse; kişi sayısına göre bir ya da birden fazla iskambil destesi ile oynanabilir.


Üç dört kişiye kadar bir, yedi sekiz kişiye kadar iki deste kullanmak iyi olur. Destedeki tüm papazlar çıkarılır, sadece bir tane bırakılır. Ardından tüm kağıtlar birer birer oyunculara bitene kadar dağıtılır. Her oyuncu çift olan kağıtları elinden çıkarır.


Bundan sonra kağıdı dağıtandan başlayarak her oyuncu yanındakinden bir kağıt çeker ve çift yaptıklarını elinden atar. Oyuncular kağıtları birbirlerine göstermezler.
Elinde kağıt olmayan oyundan çıkar.


En sonunda papaz kimde kalırsa oyunu kaybeder. Oyunu daha da zorlaştırmak istiyorsanız iki deste kağıtla deneyin ve çift yapılmasını hem cins hem de numara olarak sınırlayın. Yani sinek dokuzu sinek dokuzu ile eşleşsin, herhangi bir dokuzlu ile değil. Ancak bu uzun süreceği için çok keyifli olmaz.


Şimdi konumuza gelelim. İçinde yaşadığımız ortamı “Papa(z) Kaçtı”’ya benzetebiliriz gibi geliyor. Papa(z) sürekli dolaşıyor, kriz çıktığında papa(z) hangi sektörde kaldıysa onu etkiliyor.


Papa(z), bu defa finans sektöründe kalmış görünüyor. Daha önceki krizde reel sektörde kalmış görünüyordu. Bakalım bundan sonrakinde Papa(z)ı kim bulacak?


Aslında ortadaki durum vahim! Çünkü değişik sektörler birbirini etkiliyor ve etkilenmemiş sektör kalmıyor. Düzelmesi için toplumun desteği ve uzlaşma şart ancak bu da kolay görünmüyor. Yine de şimdilik bekle gör politikasında pek çok kurum.


Sayın Kemal Derviş’in zamanında söylemiş olduğu bir söz vardı: “Bazı krizler fırsata dönüştürülebilir” diye. Bakalım bu krizi az hasarla ve fırsata dönüşmüş şekilde atlatabilecek miyiz?


Ha, kriz dedim de aklıma geldi. Çocukluğumdan anımsarım. Rahmetli annem son derece becerikli, marifetli, hesabını, kitabını bilen, tabir caizse yoktan var eden bir kadındı.


Ne zaman ailede ekonomik bir sıkıntı yaşansa, bu sıkıntıyı bizlere çok fazla hissettirmeden atlatmanın bir yolunu mutlaka bulurdu. Özellikle de mutfakta yani yemek yapmakta göstermiş olduğu üstün beceriyle adeta bir sihirbaz edasıyla bizleri büyüler, şaşırtır ve haklı olarak bizlerin kendisini hayranlıkla izlememize neden olurdu.


Aynı zamanda tasarrufa çok önem verirdi. İsraftan hiç hoşlanmazdı. Daima “sakla samanı gelir zamanı” mantığıyla hareket ederdi. Şahsen ben, bizim evde hiç ekmek atıldığına rastlamadım. Bayatlamış dahi olsa, annem onları değerlendirmenin bir yolunu mutlaka bulurdu.


İşte, o yollardan biri de; bayat ekmekleri değerlendirerek yapmış olduğu enfes bir yemek olan “Papa(ra)ydı.


Gelin isterseniz bu nefis yemek nasıl yapılır, onun da tarifini yapalım:


Malzemeler: 100-150 gr parça et veya kıyma, 5-6 irice soğan, 1 kepçe sıvı yağ, 1 yemek kaşığı biber domates karışığı salça, tuz, yeteri kadar su, acı biber ve bayatlamış ekmek.


Yapılışı: Öncelikle etinizi tencerenize alın ve suyunu çekene kadar kısık ateşte kavurun. Kavrulan soğanlara salçayı ilave edin. Ardından suyunu, acıbiberini ve tuzunu dökün. (biraz suluca olursa ekmekleri iyi ıslatır) 10-15 dakika kaynattıktan sonra ocaktan indirin. Bayat ekmeklerinizi küp küp doğrayın ve genişçe bir tepsinize veya tabağınıza koyun ardından papa(ra)nızı üzerine döküp ekmekler yumuşadıktan sonra sıcak sıcak afiyetle yiyin. Tabii malzeme olarak et yerine peynir de kullanabilirsiniz.    AFİYET OLSUN!


Geçtiğimiz günlerde Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen ve geleneksel bir hal alan “ustalara saygı” gecesine; Haldun Dormen Usta ve “Dormen Tiyatrosu”nun geçmişten günümüze o unutulmaz oyunculardan oluşan kadrosuyla birlikte yaşamış ve yaşatmış oldukları acı, tatlı günlerinden oluşan anılar dizisi damgasını vurmuş oldu.


Dormen Tiyatrosu perdelerini 1955 yılında ilk olarak “Papa(z) Kaçtı” oyunu ile açmış.


Ülkemiz, içinde bulunduğumuz şu günlerde; bu güzel oyunun bambaşka   versiyonunun oynanmasının kaçınılmaz olduğu yeni bir “PAPA(Z) KAÇTI “ oyununa ve afiyetle yiyeceği “PAPA(RA)” yemeğini hazmetmeye hazırlanırken…


Bugün, ülkemize meyveleri toplamak üzere geldiğini söyleyen PAPA 16. Benedictus’a “hoş geldiniz” diyorum.


Herkese iyi seyirler, iyi eğlenceler ve tekrar afiyet olsun!


“Anneme Papa(z) Kaçtı oynamaya gittiğimi söylemeyin! O benim Papa(ra) yemeye gittiğimi sanıyor!


Mete Karakaş: araştırmacı / yazar
e-mail: [email protected]


METE KARAKAŞ’IN DİĞER YAZILARI


– Aşk eski bir yalan…
– Aşklar, şiirler ve şarkılar 
– Gittim, gezdim, gördüm
– …bağlı kadınlara selam olsun! (1) 
– Destan’dan destana yol gider (II) 
– Bunu biliyor muydu Bay Bush? (III) 
– ‘Amazon’ kadınlarından ‘Amansız’lara (IV) 
– Panik Odası mı? Nanik Odası mı? (V.) 
– Meryem ve Meryem (VI) 
– İki farklı Recep öyküsü… (VII) 
– Teflon insanlar (VIII) 
– Hippiler (Hippie) ve bonomolar (IX) 
– Hindi ve papağan (X) 
– Şiir üstüne ne varsa… (XI)
– Sanat (zanaat) ve sanatın başlangıcı (XII)
– Erkek Olmanın Dayanılmaz Hafifliği (XIII) 
– Düşünce yazıları…(XIV)
– Sigara – Nargile – Pipo (XV) 
– Acele karar vermeyiniz… (XVI) 
– Kararlı ol ve seçimini doğru yap! (XVII) 
– Öğrenmenin yaşı yoktur (XVIII) 
– Bitmeyen Senfoni (XIX) 
– Nazım Hikmet Kültür Merkezi…(XX) 
– Hayatın aynasıdır tiyatro! (XXI) 
– Mağdurlar ve mağrurlar (XXII) 
– Şu Çılgın Türkler (XXIII) 
– Benim sinemalarım… (XXIV) 
– Muhteşem gece! (XXV) 
– Pamuk eller cebe! (XXVI) 
– Yurttan Tipler Korosu! (XXVII) 
– Anıların izinde radyo günleri! (XXVIII) 
– Yaşamak ve sevmek üstüne! (XXIX) 
– Suçlular aramızda… (XXX) 
– Sen neymişsin be abi! (XXXI)
– Durdurun dünyayı inecek var! (XXXII) 
– Bir demet maydanoz…(XXXIII) 
– Tersine dünya…(XXXIV) 
-Yukarıdakiler – Aşağıdakiler (XXXV) 
-Bahar Rapsodileri… (XXXVI)
-Düşman kardeşler…(XXXVII) 
-Uçurtmayı vurmasınlar!…(XXXVIII) 
-Ateş düştüğü yeri yakar…(XXXIX)  
-Sağdan soldan estarabim!…(XL) 
-Paradigma değiştirmek!.. (XLI) 
-Şeytan Üçgeni… (XLII) 
-Sen de benim hatalarımdan birisin…(XLIII) 
-Mutluluğu ararken…(XLIII) 
-Ah şu kadınlar…(XLIV) 
-Bir düğün gecesi… (XLV)
– 3.Uluslararası Adalar Festivali (XLVI)                    
-Sil baştan…(XLVII)
-Yine yakmış yar mektubun ucunu…(XLVIII) 
-Cahile söz anlatmak…(XLIX) 
-Parkta bir sonbahar… (L)      
-Türk Dili Dergisi ve Ahmet Miskioğlu…(LI) 
-“Eşek” var, “Eşşek” var! ((LII)
-Hayata dair…(LIII) 
-Madalyonun arka yüzü…(LIV)

694660cookie-checkPapa(z) Kaçtı ve Papa(ra) yemeği…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.