Pes ki, ne pes…

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Anayasa değişikliğinin üniversitelere türbanla girişin önünü açmayacağını savunan rektörlere dün emrivaki gibi bir yazı gönderiyor…
Yangından mal kaçırırcasına.
Özcan, yazısında “Türban için yeni bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç yok, Anayasa’yı uygulayın” diyor.
Hangi Anayasayı?
Kuzey Irak’taki şer odaklarını ortadan kaldırmak için kar-kış demeden PKK’nın üstüne gidildiği sırada. Yani Çankaya’nın yangından mal kaçırırcasına onayladığı  Anayasayı.
Oysa bu Anayasa değişikliklerinin çok ama çok işi var.
Tabii çok partili sistemi uygulayan ülkelerde.
Tabii ki demokrasinin sözde de olsa işlediği ülkelerde.
Nasıl bir işi var?
Demokrasinin vazgeçilmez unsuru sayılan siyasi partilerin- ister muhalefette, ister anamuhalefette olsunlar- yapılan değişikliklere itiraz hakları var.
Anayasa değişikliğini iptal ettirme şansları var.
Diyelim ki bu iş tamam, Anayasa Mahkemesi “velevki” itirazı reddetmiş, değişiklikleri onaylamış olsun.
Başbakan Erdoğan’ın “velevki siyasi simge olsun” dediği türbanla üniversite kapısından girmek yine de mümkün değil.
Neden?
Hukuk devletinde mekanizmalar işliyorsa, hukukun üstünlüğüne inanılıyorsa, Anayasa değişikliğinde emredildiği üzere türbanın önünün açılması için bu kez YÖK Yasasının 17. Maddesinin değişmesi gerekiyor.
Bunu biz değil, Ak Parti’nin çoğunlukta olduğu TBMM’de alınan karar söylüyor.
Yani kanun yapıcı emretmiş.
“Daha işimiz bitmedi, türbanlıların okuması için kanun değişikliği de gerekir”demiş.
Çiçeği burnunda, üniversite yaşamında kendine has tutumuyla tanınan YÖK’ün yeni patronu  Prof. Özcan’a bu yarıyolda ne yapmak düşer?
Beklemek.
Peki sayın Özcan ne yapıyor?
“Hadi türbanlılar, Anayasa onaylandı, hürraaaa üniversitelere” diyor.
Bütün üniversite rektörlerine gönderilen emrivaki kokan yazıda “kapıları açın” diyor.
Aslında buraya kadar yazdıklarım bir yana, beni en çok üzen ve kahreden nedir biliyor musunuz?
Sayın Özcan’ın Büyük Kurtarıcı Atatürk’ü türban konusunda tanık göstermesi. Dahası onun sözlerini tehlikeli biçimde çarpıtması.
Rektörlere yolladığı yazının bir yerinde şöyle demiş sayın Özcan:
“Atatürk’ün hedef gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyinde ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesillerin yetiştirilmesi, kişilerin yükseköğrenim hakkından kanun önünde eşitlik ilkesi gereği hiçbir nedenle ayrımcılığa tabi tutulmadan yararlanmasını zorunlu kılmaktadır”
Çağdaş uygarlık düzeyi ve türban…
“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesillerin yetiştirilmesi…
Yani türbanlı nesillerin…
Hesss  yani…
Pesss  yani…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.