Ricat borusu çalsın artık…

Ülkedeki gerginlik ve ortaya çıkan sorun demokratik sistem tartışmasına dayanınca siyasetin yerine başka güçler konuşmaya başlar.
Oysa o güçler demokratik sistemin sübapları olarak sadece denetim için var olan güçlerdir.
Sivil toplum kuruluşları…
Sendikalar…
Meslek kuruluşları…
Ama eğer sistem çatlağı büyümekte ise  örgütlenememiş parlamento dışı güçler de devreye girer ki bu son derece tehlikeli gidişin işaretidir.
Ülke neden bu noktaya geldi?
Ve nedir bu uzlaşma arayışlarının altındaki gerçekler?
Bütün bu sistem rtışmalarına neden olan eylem ve yasalar arasında en öne çıkan ne yazıkki türban sorunu.
Üniversitelerde türban serbest olsun mu, olmasın mı?
Ben buradan devamlı “olsun ama daha çok erken, laik kesim henüz buna hazır değil” diye yazdım durdum.
Şimdi daha ilerisini yazma ihtiyacını hissediyorum.
Sistem tıkanmak üzeredir.
Uzlaşma arayışları iyidir ama yeterli değildir.
Taraflar birer adım geri atmalıdır ama bu da ihtiyaca cevap veremez.
Bir çok adım lazım.
Yani ne yapılacak?
Aslında demokratik sistemlerde çoğunluk oyları toplayan partilerin güçlerini ortaya koyarak icraat yapmaları, hatta programlarına alıp halka çözmek için vaat ettikleri herşeyi hayata geçirmeleri gerekir.
Gerçek demokrasilerde muhalefetle uzlaşmaya gerek yoktur.
Ben de bunu savundum durdum ama az gelişmiş, emekleyen hatta kör topal yürüyen demokrasilerde bırakın sadece parlamento içindeki muhalefet, hatta parlamento dışı muhalefetten gelen seslere de kulak verilmesi gerekiyormuş meğer.
Burada ben yanlış yapıyormuşum meğer.
O zaman gelelim nelerin yapılmasına.
Neler yapılırsa sistem kazaya uğramaz ve yoluna devam eder.
Başbakan Erdoğan’a burada çok önemli görevler düşmektedir. Sorumluluk yanında görevleri de olduğu bilinen Erdoğan’ın “inadına” tavrından geri adım atması gerekmektedir.
Nedir bunlar?
Türban yasasını kaldıran yasa.
Erdoğan dünya alem önünde ilan etmelidir ki:
“Ey halkım, Cumhurbaşkanlığı konusunda benim tavrımı gördünüz. Çankaya’ya türbanlı bir first lady çıkmasın diye çırpındım ama olmadı. Hadi onu geçelim. Ama türbanın ünivesitelerde serbest kalması konusunda da acele ettiğimi yeni yeni anlıyorum.
Ey halkım, benimle ilgili olarak kafanızda binbir sorun var. Bunların hepsini tek tek biliyorum.
Ama önemlilerinden başlamak gerekir.
Türban yasağı şu anda Anayasa Mahkemesinin önündedir. Bu yasak kalksa dahi bir süre uygulanmayacaktır. Partim adına söz veriyorum. Uygulanma tarihi ve şekli konusunda anamuhalefet partisi ve sivil toplum kuruluşlarıyla ayrı ayrı platformlarda sorun tartışılacak, belirsiz bir tarihte uygulama imkanı aranacaktır.
Türban yasağının kalkması  yeni bir yasa ile hayata geçirildikten sonra üniversite mezunu bu kızlarımız kamu alanında gömrev yapacaklarsa başlarını açmak zorunda olacaklardır. Bunu yasaya da koyma formülleri arayacağız.
Ey halkım, gelelim partimin kapatılması iddiasına.
Bu iddia konusunda son sözü yüce yargı vermelidir. Yargı kararı herşeyin üstündedir. Hukukun üstünlüğü konusundaki kuşkularımız, bu karar ile betaraf edilebilir. Yargılanmaya hazırız.”
İşte size ülkedeki gerilimin ortadan kalkma formülü.
İşte sistemin tıkanmamasının yolu.
İşte demokratik sisteme ara  verilmesinine özlem duyanların bu arzularını kursaklarında bırakacak bir çözüm.
Zor da değil.
Erdoğan bir adım değil bir kaç geri adım atacak.
Laik kesim ve Erdoğan karşıtları buna “İşte nihayet AKP’ye ricat borusunu çaldırdık” deseler de buna aldırış etmeyecek.
Cünkü sistem sapasağlam ayakta kalacak.
Son yılların en inatcı ve baskıcı TBMM’si olsa da, isabetsiz yasalar çıkararak sık sık ülkeyi gerse de, kapıları kapatılmışından daha kötüsü olamayacağı için demokrasi treni yoluna devam edecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.