Salda Gölü Marmara olmasın!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü kıyısında yapımı devam eden millet bahçesi projesinin iptal edilmesi ve alanın bilimsel çalışmalar için kullanılması istendi…

Salda Gölü Koruma Derneği’nin göl kıyısında yaptığı basın açıklamasında, 1989 yılında doğal sit alanı ilan edilen bölgenin yönetim planlaması yapılmadan kullanıma açıldığına işaret edilerek, “Kullananların inisiyatifine bırakılan göl ve çevresi, çadırların, kulübelerin, karavanların ve benzerlerinin olduğu çok kötü yerleşim yeri görünümü aldı. Burası kimin gelip gittiği, kimin ne yaptığı belli olmayan yer oldu. Yönetim planlaması yapmayan devlet, buradaki kirliliği yıllarca görmedi. 2019 yılında devleti yönetenler, kendi yönetimsizliklerini bahane ederek, göl çevresini ÖÇK bölgesi ilan ederek ve millet bahçesi projesi ile Salda Gölü çevresine yapılaşmaya açtı. Çivi çakmayacağız dedikleri yere kepçelerle, kamyonlarla, daldılar. Çivi yerine özel matkaplarla deldikleri hidromanyezitlere (kil tabakasına) çelik kazıklar çakarak ahşap binalar yaptılar. Bu yapılanlarla göl korunmadı. Göl çevresindeki doğal yapı ve göle yeraltından gelen suyolları bozuldu. Bizler halen millet bahçesi projesinin iptal edilmesini istiyoruz. Çünkü millet bahçesi hidromanyezitlerin ve beyaz kumların üzerine yapıldı. Millet bahçesi insanların gölde suya girmelerini teşvik etmekte, daha çok insanı göle çağırmaktadır” denildi.

‘SALDA GÖLÜNDEKİ MİLLET BAHÇESİ İPTAL EDİLSİN’ ÇAĞRISI

Salda Gölü Koruma Derneği, göl kıyısında yaptığı basın açıklamasında millet bahçesi projesinin iptal edilerek alanın bilimsel çalışmalar için kullanılmasını talep etti.  Salda Gölü’nün UNESCO Dünya mirası listesine alınması gerektiği kaydedilen açıklamada, “Salda Gölünün gelecek nesillere aktarılması için isteklerimiz: Salda Gölünde suya girilmesin. Beyaz kumlara basılmasın. Göl çevresindeki yapılaşma durdurulsun. İmar barışı iptal edilsin. Millet bahçesi projesi iptal edilsin. Göl çevresindeki yerleşim yerlerinin kanalizasyon suları göle akıtılmasın. Salda Gölü bilim insanları için laboratuvar olsun. Salda Gölünden turistik amaçlı yararlanılacaksa, görsel turizm ve fotoğraf turizmi olarak yararlanılsın” ifadelerine yer verildi.

‘SALDA GÖLÜ KAPALI BİR HAVZA, KİRLİLİK DIŞARIYA ÇIKAMAZ’

Salda Gölü’nün kapalı havza olduğu belirtilen basın açıklamasında, göldeki biyolojik çeşitlilik hakkında da bilgiler aktarılarak şöyle denildi: “Salda Gölüne giren kirlilik bir daha dışarıya çıkamaz. Biriken kirlilik göl dibine çökelmekte ve canlılar için zehirli olan; hidrojensülfür, metan ve amonyak oluşturmaktadır. Oluşan bu zehirli gazlar göl içindeki endemik canlıları öldürerek yok eder. Gölde oluşan bu ekolojik değişiklik, göle gelen kuşların gelmemesine, suyundan yararlanan göl dışındaki canlıların ölmesine ve bu özel ekolojik yapıya uyum sağlayan endemik bitkilerin yok olmasına sebep olacaktır.

‘SALDA GÖLÜ DÜNYA MİRASIDIR’

NASA tarafından Salda Gölünün Mars Gezegeninde ki Jezero kraterine benzediği söylenmektedir. Dünya dışı yaşamın ayak izleri salda gölünde aranmaktadır. Bu özelliğinden dolayı Salda Gölü dünyada başka eşi, benzeri olmayan özel bir yerdir. Salda Gölü yok edildiğinde dünya çok büyük bir değerini kaybedecektir. Salda Gölü dünya mirasıdır, mutlak korunmalıdır.”

‘YILDA 1,5 MİLYON İNSANIN KİRİ GÖLDE KALDI’

Salda Gölü 1980’li yıllara kadar kendi halinde, tertemiz ve insanlardan saklı olarak doğal varlığını sürdürdüğüne vurgu yapılan basın açıklamasında, 1980’li yıllarda turizmin canlanmasıyla ilgi çekmeye başladığı belirtilerek, “2017-2018 yıllarında Salda Gölünün, Maldivler benzetmesi ile reklamının yapılması ve NASA’nın Mars Gezegenine benzetmesi ile insanların ilgi odağı oldu. 2019 yılında resmi kayıtlara göre 1 milyon 500 bin kişi Salda Gölüne geldi. Salda Gölünü görmeye gelenlerin çoğu suya girdi. Suya girenlerin, teri, kiri, güneş yağı, idrarı ve diğer kirlilikleri gölde kaldı. Suya girmeyenler için zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak altyapı olmadığından gölün çevresi kirletildi. Millet bahçesi göle daha çok insan gelsin diye yapılıyor. Göle ne kadar çok insan gelirse, göl o kadar çok kirlenecektir” ifadelerine yer verildi.

‘YÖNETİM PLANI YAPMAYAN DEVLET YILLARCA KİRLİLİĞİ GÖRMEDİ’

Salda Gölü’nün 1989 yılında 1. Derece doğal sit alanı ilan edildiğine işaret edilen açıklamada, şöyle denildi:  “Sit bölgesi ilan edildikten kısa süre sonra, devletin yetkilileri, korunması gereken bu yeri devletin başka kurumlarına tahsis ederek kullanıma açtılar. Salda Gölü ve çevresi için hiçbir zaman yönetim planlaması yapılmadı. Plansız, programsız kullanıma açılan Salda Gölü ve çevresi hızla kirlendi. Kullananların inisiyatifine bırakılan göl ve çevresi, özellikle Halk Plajı denilen yer, çadırların, kulübelerin, karavanların ve benzerlerinin olduğu çok kötü yerleşim yeri görünümü aldı. Burası kimin gelip, gittiği, kimin ne yaptığı belli olmayan yer oldu. Yönetim planlaması yapmayan devlet, buradaki kirliliği yıllarca görmedi. 2019 yılında devleti yönetenler, kendi yönetimsizliklerini bahane ederek, göl çevresini ÖÇK bölgesi ilan ederek ve millet bahçesi projesi ile Salda Gölü çevresine yapılaşmaya açtı.

‘ÇELİK KAZIKLAR ÇAKARAK AHŞAP BİNALAR YAPTILAR’

Millet bahçesinin ilk planları göl kenarını beton yığınına çeviriyordu. Milyonlarca insan göl kenarında gece, gündüz kalacaklar, gölde suya girecekler, gölü istedikleri gibi kullanacaklardı. İtirazlarımız, açılmış olan davalar ve kamuoyunun baskısıyla yetkililer bizlerin sayamayacağı kadar çok plan değişikliği yaptılar. Çivi çakmayacağız dedikleri yere, kepçelerle, kamyonlarla, daldılar. Çivi yerine özel matkaplarla deldikleri hidromanyezitlere (kil tabakasına) çelik kazıklar çakarak ahşap binalar yaptılar. Bu yapılanlarla göl korunmadı. Göl çevresindeki doğal yapı ve göle yeraltından gelen suyolları bozuldu. Bizler halen millet bahçesi projesinin iptal edilmesini istiyoruz. Çünkü millet bahçesi hidromanyezitlerin ve beyaz kumların üzerine yapıldı. Millet bahçesi insanların gölde suya girmelerini teşvik etmekte, daha çok insanı göle çağırmaktadır.”

‘DAVA SONUCU BEKLENMEDEN MİLLET BAHÇESİ PRPJESİ BİTİRİLDİ’

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan koruma amaçlı imar planlarının10 Temmuz 2019 tarihinde askıya çıkarıldığı kaydedilen Salda Gölü Koruma Derneği’nin açıklamasında, “Bu planların hükümlerinde yer alan maddelerde ‘Salda gölü çevresinde koruma amaçlı plan kapsamında kalan yapılara alt yapı, kanalizasyon, arıtma tesisi kurulmadan ruhsat ve iskân verilemez’ denilmektedir. Ama millet bahçesi projesi bitirilerek hizmete açılmak üzere. Dava sonucu beklenmeden millet bahçesi bitirildi. Kamu kaynakları boşu, boşuna israf edilmektedir. Millet bahçesi projesinden önce Salda Gölü çevresinde, Salda Gölüne akmakta olan derelerin önüne iki tane gölet yapımına başlandı. Çevreciler bu göletlerin yapılmaması için davacı oldular. Davalar devam ederken su akmayan derelere yapılan Kayadibi göleti bitirildi. Salda Göletinin yapımı devam ederken mahkeme göletlerin yapılmaması için karar vererek sonuçlandı. Buralarda yok edilen kamu kaynaklarının hesabı sorulmadı. Burada harcanan kamu kaynakları Müteahhitlere peşkeş çekildi” denildi.

‘HARCANAN KAMU KAYNAKLARININ HESABINI KİM VERECEK?’

Yeşilova ilçesine bağlı Kayadibi ile Doğanbaba köyleri arasında 1985 yılında yapılan orman evi ve 10 dekarlık arazide beton ve taş duvarlarla inşaat çalışması yapıldığı da kaydedilen açıklamada, “ÖÇK ve sit bölgesi olan bu yer için de Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Burada da hukuki durum sonuçlanmadan inşaat tamamlandı. Mahkemeler, millet bahçesi projesini ve orman evi inşaatını iptal ederse buralarda harcanan kamu kaynaklarının hesabını kim verecek” görüşüne yer verildi.

‘SALDA GÖLÜ MARMARA OLMASIN’ ÇAĞRISI

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın millet bahçesi ile Salda Gölünün korunduğunu açıkladığını ancak bu görüşün doğru olmadığı iddiasına yer verilen açıklamada, şöyle denildi: “Bakanlık gölü korumak yerine, nasıl ranta çevireceğini düşünmektedir. Bakanlığın amacı gölü korumak olsaydı, millet bahçesinden önce, göl çevresindeki yerleşim yerlerinden göle akmakta olan kanalizasyon sularının, göle gelmesini önlerdi. Göl çevresindeki yerleşim yerlerinden Yeşilova İlçesi ve Doğanbaba Köyünün kanalizasyon suları topraktan süzülerek, Salda Köyünün kanalizasyonunun suyu da açıktan dereden göle akmaktadır. Bilim insanları iki boğazı olan Marmara Denizinin kirlilikten dolayı boğulduğunu söylüyorlar. Salda Gölü küçük, daha çabuk boğulur. Lütfen duyun bizi.”

 

Önceki haberBakan: Deniz salyasına karşı acil eylem planı hazırlıyoruz
Sonraki haberBoris Johnson: Tamamen normalleşme gecikebilir
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 − 5 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.