Sağın refahı mı, solun ütopyaları mı?

Son 25 yılda Thatcherizm’i yenecek bir sol düşünce oluşturulamadı.


Kapitalizmin yeni ulaştığı şekli “Thatcherizm” olarak adlandırmak bana doğru geliyor. Çünkü, bu model İngiltere Başbakanı Margareth Thatcher tarafından tasarlandı ve uygulamaya konuldu ve de buradan bütün dünyaya yayıldı.


Thatcherizm dünyaya getirdiği yeni tür kapitalizmin ana ayakları şunlar oldu: Özelleştirme, globalleşme ve rekabet… 


Thatcherizm ile ortaya, daha iyi yönetilen, daha güçlü, daha verimli çalışan, iyi rekabet edebilen şirketler, daha iyi donanımlı bireyler çıktı.


Ama şirketlerin güçlenmesi, insanların hayatlarını pek de fazla değiştirmedi.
Dünyayı “iktisat teorileri” yönetmeye başladı. Bu şirketlerin daha iyi işleyebilmesi için işten çıkarmaların yaşanması, sosyal harcamaların azaltılması, sosyal devletin törpülenmesi gerekiyordu. Bunlar yapıldı.


Bir süre sonra sosyal demokratlar da aynı şeyi yapmaya başladılar. Onların tarihi misyonu, ülkede büyüyen pastayı daha eşit olarak dağıtmaktı. Ama, globalleşme nedeniyle Batı’nın üretim üsleri Doğu’ya kayınca pasta büyümedi, dolayısıyla ortada büyüyen pasta olmadığından eşit dağıtımı filan da söz konusu olmadı. Dünyadaki hemen hemen bütün ülkeler, bir biçimde orasını burasını biraz değiştirseler de  esas olarak Thatcherizm’i uygulamaya başladılar.


Sonuçta bugünkü dünyanın ve son 25 yılın çok kısa özeti bu. 


Peki sosyal demokrasi dışındaki solun sesini duyuyor musunuz?
Meksika’da Zapatistalar, Brezilya’da Evsizler hareketi gibi bir iki küçük deneme haricinde hayır.


Peki acaba sol niye kaybetti? Artık niye kimse solun değerlerinden bahsetmiyor?
Aslında, solun değerleri sağa göre çok daha zengin…


Ama solun en büyük eksikliği, bu değerleri bir türlü hayata geçirememesi, hayata uygun olarak formüle edememesi oldu.


Sosyalizm (O Sovyet ve Çin maskaralıklarını tabii ki sosyalizm olarak değerlendirmiyorum, İlla bir ad istiyorsanız devlet kapitalizmi diyebiliriz) hep bir ütopya olarak kaldı.


İsterseniz sağ ile sol, bir insana neler verebilir, bir değerlendirelim…


Kapitalizm bir ülkeye, bir insana neler kazandırabilir?


Bir ülke, eğer piyasa kurallarına bağlı olarak iyi yönetilirse, zengin bir ülke olabilir.


Dünyada genel olarak gelişmiş kapitalist ülkeler, sanayi devrimini yapmış olanlar… Ama trenin kaçmış olduğuna inanmıyorum. Örneğin Tayvan ve Güney Kore, sanayileşmeye İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlamalarına rağmen iki zengin kapitalist ülke olmayı başardılar).


Gelişmiş kapitalist bir ülke, (günden güne azalmakta birlikte), size bir ev, iyi bir maaş, iyi bir eğitim ve sağlık hizmeti, paralı tatil, güvence altında bir emeklilik sağlayabilir. (Tabii ki dünyadaki insanların pek azı böylesine bir refaha ulaşabiliyor). 


Kapitalizmin formülü bu kadar basit ve nettir.


Modern devlet de bütün kurumlarıyla bu sistemin devamını sağlar. 


Sosyalistlerin ise basit ve net formülleri yok, ütopyaları vardır. Ve ütopyaları gerçekleştirmek çok zordur. Ama aynı ütopyalar çok değerlidir. Sosyalistlerin tarih boyunca şunları getirmek istedikleri değerler şunlardır: 


Kara göre değil, toplumsal dayanışmaya ve toplumsal çıkara göre örgütlenmiş bir yapı:  Amaç kar etmek değil, toplumsal yarardır. Eğitim hizmeti çocuklarınız öğrensin diye, sağlık hizmeti sağlıklı olmanız için verilir gibi)
1. Yönetime tam katılım… Beş yılda bir oy vermenin haricinde, insanların her aşamada yönetimde yer aldıkları bir yapı   
2. Tembellik hakkı: İnsanların hem kendisi geliştirmesi, hem de, istediklerini yapmaları için zaman yaratılması… Bir başka deyişle “boş zaman uygarlığının inşaa edilmesi 3. Tam fırsat eşitliği
4. İmtiyazsız, sınıfsız bir topluma ulaşmak


Bugün bu ütopyalar insana ne kadar uzak geliyor değil mi? Ama öte yandan çok insancıllar.


Düşünün, hayatınız boyunca gününüzün en değerli saatlerini patrona satmıyorsunuz, şirketinizin amacı diğeriyle yarışmak değil, insanlara yarar sağlamak. İşten atılma kavramı yok. Günde belirli saatlerde çalışıp geri kalanında istediğiniz bir şeyi yapıyorsunuz. Sinir yok, stres yok, korku yok…


Sol kaybetti. Ama kaybetmek, beraberinde haksız olmayı getirmiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.