Sandık…

Son günlerde iktidarı yıpratmak için başlatılan kampanyalar, yazılar, salvo ateşleri, özellikle de ordu üzerinden yapılmaya çalışılan polemikler gerçekten düşündürücü…

“Senin paşan, benim paşamı dövüyor” polemiği ise son derece riskli ve kayıtlı dışı bir tabloyu oluşturuyor.

Bu durumu biraz daha açmak isterim.
Ulusalcılar ( Kemalist ideologlar) darbe teşebbüslerini, iktidarı alaşağı etme planlarını ve sık sık meclisi kapatma eylemlerinin açığa çıkmasını, özetle Ergenekon olayının patlak vermesini bir türlü hazmedemediler.

Yani “Bizim paşalarımızın yönetimi, darbeleri ve askeri vesayeti iyidir” inancını içlerine sindirenler son on yılı bir türlü kabul edemiyorlar.

Edememeleri doğal.
Taşlar ilk defa yerinden oynadı.
Bu durumu AKP mi yarattı, yoksa dışarıdan ithal ideologların eseri midir bilemem ama bir gerçek var ki 2002’den sonra eski siyasetçilerin pabucu dama atıldı. Eskilerin korkaklığı rafa kaldırıldı.
Eski politikacıların “ne şiş yansın, ne kebap” vurdumduymazlığı ve sorumsuzluğuna dayanan yönetim biçimi, yani eski iktidar modellerinin üstüne çentik atıldı.

Bu yeni tablo, eski alışkanlıkları yavaş yavaş ortadan kaldırmaya başlayınca, statükonun savunucuları pabucun bundan sonra çok da pahalı olacağını fark edemediler.
Üstüne üstlük, Ulusalcılar, siyaset sisteminin, sık sık devreye giren askeri yönetimlerin eski fay hattı üzerinde ilanihaye devam edeceğini sandılar.

Yanıldılar.
Yeni düşünce sahipleri fay hattı kırığını fark etti ve sistemin yerini ve adamlarını değiştirmeyi tercih etti.

Bir anlamda “suçüstü” durumu yarattı.
Bu belki de “cuk” oturan bir tabloydu ama bizler fark edemedik.
Asker hata yaptı ve fena şekilde yakalandı.
Üstelik suçüstü hali de caba…

Şimdi tüm umutlarını eski paşalardan kesen Ulusalcılar, yeni paşaları “tu kaka” yarışına girdiler.
Bakın Ulusal gazete ve kanallara, hepsinde aynı tartışma sürüyor.

“Genel Kurmay Başkanı iktidarın yalakasıymış”.
Bir kere böylesine bir iddia çirkin.
Çirkin olduğu kadar ahlaki değil.
Ahlaki olmadığı gibi milleti yok sayma anlamına gelir.

“Yaşasın Ergenekon paşaları, kahrolsun şu anda yönetimin emrine giren paşalar”

Böyle bir görüş, saptama, takıntı olur mu?
Olur.
Ama bunu taşıyan beynin sağlıklı olması da tartışılmalıdır.

Peki bir başka iddia:
“Ben Türk Silahlı Kuvvetleri değil, sivil kuvvetleri tanırım ve ona daha fazla değer veririm. Sivil güçler sokağa, bu ülke bizimdir”
Bu mealli bir cümleyi siz hangi demokratik ülkede sarfedebilirsiniz bilemem.

Ya siyasete soyunursun.
Yani parti kurarsın.
Ya da bir partiye girer istediğini söylersin ama bedelini de ödersin.
Yani politikaya soyundun mu, boyunun ölçüsünü alırsın.
Nerde?
Sandıkta…

Sandık her şeye kadirdir.
Sandık çözüm yeridir.
Ve sandığa herkes eşit koşullarda gider, oyunu verir ve sonucu bekler.
Bu işte kestirmecilik yok.
Bu işte eski alışkanlıklar ve beklentiler yok.
Sandık siyasetciyi hem vezir eder, hem de rezil…
Senin paşan, benim paşamı dövemez…
Özeti budur.
Arz ederim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.