Savunma hakkı size de lazım

Dört yıl önce Mart ayında da basında bundan farklı değildi. Ergenekon tutuklamaları 2008 yılı Mart ayında da devam etmişti. İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek arkadaşlarıyla beraber bir sabah evlerinde baskına uğramış, apar topar Silivri’ye götürülmüşlerdi. O zaman İlhan Selçuk da gözaltına alınanlar arasındaydı da, o tutuklamalar basında haber değeri bulmuştu.

Sadece Doğu Perinçek tutuklanmış olsaydı gazeteler haber yaparlar mıydı, bilmem. Zira Doğu Perinçek‘e yapmış olduğu savunmadan dolayı tam tamına 16 yıl, 7 ay hapis cezası verilmiş. Devamı da yoldaymış. Yani Ergenekon davasından berat etse bile, ömrünün geri kalan kısmını hapiste geçirmesi gerekecek. Kendisine verilen cezayla artık mahkemedeki savunma hakkı ortadan kalkmış ve savunma yapacak olan tutuklunun savunma yapmasına dair göz dağı verilmiş oldu. Dahası mahkemelerde savunma yapma böylece kapanmış oldu. Hakimler artık vicdanlarına ve hukuka göre değil, keyflerine göre karar verirler.

Ergenekon Davası kapsamındaki savunmasından dolayı Doğu Perinçek’e verilmiş olan bu 16 yıl, 7 aylık ceza, Türk ulusal basınında haber değeri bulmadı. Ulusal Kanal, Odatv, Aydınlık ve Cumhuriyet Gazetesi’nden Ümit Zileli’nin dışında konuyu haber yapan olmadı. Bizim gazete de es geçti.

Yandaş gazetelerin haber yapmamasını anladık. Peki ya diğerleri? Basın özgürlüğü ve düşünce özgürlüğü gibi sözleri sürekli yazılarında, haberlerinde kullanan gazeteciler neden haber değeri bulmadılar konuyu? Bir siyasi parti lideri savunmasından dolayı Anayasa Mahkemesi tarafından değil de özel yetkili bir mahkeme tarafından cezalara çarptırılıyor, basın ve düşünce özgürlüğü diyen gazetelerden tık yok. Bu gazete ve gazetecilere Düşünce özgürlüğünü yoksa sadece kendileri için mi istiyordunuz diye sormak isterim. Yoksa korktular mı?

Korkmadılarsa, vicdanları ile cüzdanları arasında mı sıkışıp kaldılar? Kim bilir, belkide bilgisayardaki D O Ğ U P E R İ N Ç E K tuşları kayıp olmuştur. Ya da parmakları o tuşlara gitmiyordur. Örneğin, benim bilgisayarımda “L“ tuşu düşmüştü, onun için “L“ harfini yazarken zorlanmaktayım.

Günahlarını almayayım onların. Basın ve düşünce özgürlüğünü her değerin üstünde tutan gazeteci ve köşe yazarları Doğu Perinçek’in ismini yazan tuşları sık kullanılmaktan, tuşlar aşınmıştır belki. Zira Türkiye’nin son otuz yıllık siyasi ve basın tarihini izlerseniz, en çok tartışılan, en çok mücadele eden ve basında en fazla yer alan siyasetçi Türkiye’de hiç şüphesiz Perinçek’tir. Bakın, bir çok bakan, başbakan, milletvekilleri ve parti liderleri unutulup gittiler bile. O ise hala mücadelenin içinde ve 3,5 metrekarelik hücresinde Türkiye’ye dayatılan tehlikeleri oğlunun rehin alınmasına rağmen yılmadan, usanmadan anlatıyor.

Her askeri darbe sonrasında içeri alınan kişi Perinçek olmuştur. Özgürlükler mücadelesinden, özelleştirmelere karşı mücadeleye, oradan devletin içine çöreklenmiş çetelerin ortaya çıkartılmasına kadar, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili oynanan oyunlardan ve ABD’nin uluslararası alanda Irak, Afganistan, Libya ve şimdi de Suriye’ye saldırılarına karşı durmalara karşı hep Perinçek ön cephede bulunmakta.

Ben Doğu Perinçek’e verilen cezayı gazetecilerin görmemesini olumsuz yorumlamak istemiyorum. Gazeteci ve köşe yazarları Türk siyasi tarihinde en can alıcı konularda Doğu Perinçek‘in adını yazmada gerekli tuşları sık kullandıklarından, bilgisayarlarındaki tuşların kaybolduğunu düşünmekteyim. Onun için gazeteciler, köşe yazarları Perinçek’in düşünce özgürlüğüne takılan kelepçeyi yazamamışlardır.

Ne diyelim? Yazmayanlar utansın. Bir gün onlar da aynı durumla karşılaşabilirler. Ancak o zaman kendilerini haber yapacak gazetecileri bulamayacaklardır. Kendilerinin de tutuklanmalarına karşı duracak insanlara gereksinim duyulacaktır.

Burada bir olayı hatırlatmak isterim. Dünyanın en büyük ordusundan birine komutanlık yapmış İlker Başbuğ’un tutuklanmasını hatırlayın! Binlerce subayın komutanı olmuş emekli orgeneral İlker Başbuğ‘un tutuklanması sonrasında Silivri kapısına dayandığı zaman tek başınaydı. Yanında kimsecikler yoktu. Komutanı olduğu binlerce subay komutanları emekli orgeneral İlker Başbuğ’u yalnız bırakmışlardı. Önce de diğerlerini. İlker Başbuğ’a Türkiye’nin dört bir yanında ve Silivri‘de ellerinde Türk bayraklarıyla sahip çıkan tek çevre Doğu Perinçek’in arkadaşlarıydı.

Kaç gündür İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey basın açıklaması yapıyor. Gazetecileri Doğu Perinçek’e verilen cezayı görmeleri için basın toplantıları düzenliyor, konuyla ilgili gazete yönetiçilerine mektuplar yazıyor ve konuya dikkat çekiyordu. Ancak buna rağmen kimseden ses çıkmıyordu.

Burada sadece şunu belirtmek istiyorum; Savunma hakkı bir gün size de gerekir. Bir gün yolunuz Silivri’ye de düşebilir. (Bunu arzu etmem ancak, bu hükümete muhalif herkesin başına gelebilecek normal bir hal olduğu için yazıyorum.) İşte o zaman sizi Silivri kapısında karşılayacak olanlar Perinçek’in dostları olacaktır, başkaları değil. Sizin Perinçek’e yapılan haksızlığı haber değeri bile görmediğiniz gibi, geride kalan diğer meslektaşlarınız size yapılan haksızlığı görmeyecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.